Ona kavuşalı 2 sene oluyor. O ana kadar aşkın basit birşey olduğunu sanıyordum. Neden derseniz şöyle anlatayım. Ben küçükken güzel bir kız değildim. Hiç erkek arkadaşım olmadı. Lise sona kadar kimse yüzüme bile bakmamıştır. Son sınıfımda ise bir erkek teklif etmişti oda nedeni malum zaten ergenlikten doğan hormonların etkisiyle olmuştu.
O zamanlarda tabi bilmiyordum erkeklerin güvenilmeyecek adam olduklarını.
Liseden sonra 2 yıl boyunca tanıdım bir kaç erkeği. Nasıl tanıdığımı soracak olursanız ben sevdiğimi sanıp kanmışım, onlarda kendini adam sanmışlar. Hepsinde aynı yüz ifadesi oluyordu bir zaman sonra daha iyilerine layıksın ayrılalım. İnsanın gönlünün güzel olması demek ki bir şey ifade etmiyormuş.
Anladım ki bu ülkede sevilmek için sadece güzel olmak gerekiyormuş
Güzel olacaksın, burnun kaf dağında olacak ki sevileceksin. Güzel ol ki erkekler köpek gibi peşinden koşsun. Üniversiteye geçtiğim zaman kendi başıma ayaklarımın üstünde duracağıma dair kendime söz verdim. Çünkü ev hayatımda oldukça berbattı. Kendi ekmeğimi kendim kazanmak, hiçbir erkeğe boyun eğmek istemiyordum.
Okulda bir sürü arkadaş edindim. Baktım ki arkadaşlık sevgiliden de öte birşeymiş bunun bile farkında değilmişim. O sıcacık arkadaşlıkları, arkanı kollayan dostları, yanında olan kişileri unutmazmışsın. Sana kendini iyi hissettirecek şey sadece sıkı bir dostlükmüş meğer. Gerçek arkadaşlıkların varlığından bile bihaber yaşamışım. Sonra bi çocuk aşık oldu bana bende bir başkasından hoşlanmıştım. Ama benim beğendiğim çocuğun sevgilisi vardı zaten artık sevgili bakımından kimseye de güvenmezdim.
Gel zaman git zaman beni seven çocukla çıkmaya başladık.
Başlarda o kadar iyi davrandı ki acaba sever miyim diye düşündüm. Zaman ilerledikçe kabalaşmaya, küfürler savurmaya, vurmaya başladı. Yanlış olduğunu anlatmaya çalışsam da dinlemedi en sonunda yollarımızı ayırdık. Bu da benim yediğim son darbe oldu. Günlerce ağladım kendime bunu nasıl yaptım diye.
Nasıl inanırsın seviyorum dedi diye.
Kendini hiç mi düşünmedin annene babana haksızlık etmedin mi diye diye kendimi yedim bitirdim. Babamdan yediğim dayakların haddi hesabı yoktu belki ama bu başkasının bana vuracağı anlamına gelmiyordu. Boğazımda günlerce morluklarla gezdim dayak yediğim anlaşılmasın diye eve bile gelmedim. Okul bittikten sonra çalışmaya başladım ki hayatın devam ettiğini öğrenmek için. İş güç derken kendi kendime küçük bir dünya kurdum ve kimsenin içeri girmesine izin vermedim. Veremezdim zaten o kadar dramdan sonra ruhum artık bir şey daha kaldıramazdı.
İnsanlar meğer ne kadar kötüymüş görmeye başladım.
O sıcak dostluklara ne oldu? Hiçbiri ne aradı ne sordu. Dayak yedim dediğimde erkektir yapar dediler.
Hepsini sildim attım meğerse yalana inanmışım onu anladım. İnsanlar sahte, aşklar ,sevgiler yalanmış. Aşk diye birşey yokmuş ki zaten biz var sanmışız. Eskiden neler varmış öyle nasıl güzel severlermiş. Ama hepsini bitirmişler. Adını kirletmişler sevginin.
Kalbim paramparça yaşadım bir süre.
Yine kimseye güvenmemeye başladım. Erkekler gözümde yalancı, düzenbaz, kızları kullanan varlıklar olarak kaldı.Gerçi etrafımda gördüğüm ve yaşadığım olaylar bunları düşünmeye itti diyebilirim. Bir süre sonra istemeye gelmek isteyenler oldu. Görmeden asla dedim asla! Evlilik mi ? Bana milyonlarca ışık yılı kadar uzakta olan bir şeydi. Ailem üstüme gelse de fikrim değişmedi. Sonuç olarak bir erkekle evlenecektim fakat güvensiz bir ilişki nasıl olabilirdi ki?
Aldatılmış, dayak yemiş bir insan olarak evliliği düşünmemem gayette normaldi.
Erkekler sadece uçkurları için evlenirlerdi çünkü. Sevgiden bihaber yaşarlardı. Kadınlar onların gözünde sadece seks objesi olarak vardı. Midemi bulandırıyordu hepsi hemde hepsi!!!
Aradan baya bir zaman geçti tesadüf eseri birisiyle tanıştım.
Güler yüzlü idi. Dahasını bilemem sadece gülüşü güzeldi. Oturduk muhabbet ettik derken saatler , günler, aylar geçti. Bir bakmışım ben evleniyorum. Onun neyine vuruldum diyorum kendime. Sanırım sadece güvendim. Gözümdeki perdeyi kaldırdığı için sevdim. Bana yalansız, dolansız, sorgusuz sualsiz geldiği için bağlandım. Güvenilecek erkek var mıymış? Evet varmış, hepsinin günahını almayalım :) İlişkide en önemli 3 kural vardır;
- SAYGI
- SEVGİ
- GÜVEN
Bu 3'u olduktan sonra hiçbirşeyden korkmayacaksın. Şöyle düşünün. Kendisine saygısı olan bir insan değil aldatmayı başkasına yan gözle bakmayı bile aklından geçirmez bu altın kuraldır saygılı bir eş adayı bulun. Ben başlarda anlamamışım.
Sevgi... Sevgi öyle birşeydir ki basınıza gelmeden hiç yokmuş gibi zannedersiniz tıpkı benim gibi.
Eğer severseniz o yüreğinizdeki düğüm gemici düğümü gibi sımsıkı bağlanır seven insanın yüreği sızlar sevdiğine bakarken. Onun yokluğunda nefes dahi alamaz. Çok sevin...
Üçüncü kuralımız ise güven. Hayatınızdaki insana koşulsuz güvenin.
Birisi seninki şunu yapmış dediğinde göğsünüzü gere gere benim eşim yapmaz deyin.
Hatta aklınızın ucundan acaba kelimesini bile geçirmeyin.
İlişkiye kuşku girerse çatırdamalar başlar.
O yüzden güvendiğiniz insanla evlenin.
Ömür kısacık yarına çıkacağımız belli değil o yüzden hayatınızda olan kişiler için ciddi anlamda kendinizle oturun konuşun. Kendine verdiğin cevaplar seni sonuca götürür.
Benim yaptığım saçmalıkları kendinize yapmayın. En çok 'siz' değerlisiniz.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Sevgilerimle...
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Üniversite Tercih
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar