
Bu bencede cevaplanan sorular;
• Kimlere “eşcinsel” denir?
• Bir insan niçin eşcinsel olur? (Eşcinsellik bir tercih midir?)
• Eşcinsellik bir hastalık mıdır?
• Cinsel kimlik sözü neyi ifade eder?
• Kimlere “transseksüel” denir?
• Eşcinsellik özgürlükse, pedofili de mi özgürlük sayılmalı?
Kimlere eşcinsel denir?

Eşcinsel denilen kişi, kendisini biyolojik cinsiyeti ile uyumlu gören ve bununla birlikte kendisine cinsel eş olarak yine kendi cinsiyetinden birisini isteyen kişi olmaklabirlikte trans-eşcinsel tanımı yapmak da mümkündür; ancak trans-eşcinsellere “transseksüel” başlığı altında değinileceğinden bu konuda eşcinseller üzerine yoğunlaşmayı tercih ediyorum. Eşcinsel bireyin biyolojik cinsiyeti ile ilgili bir sorunu yoktur desek bile bu tüm eşcinsel erkeklerin maskulen veya tüm eşcinsel kadınların feminen bir tavır sergileyeceği anlamına da gelmemektedir. İster eşcinsel, ister heteroseksüel bireyler toplumda genel kabul gören “toplumsal cinsiyet rolü” kavramına aykırı davranışlar sergileyebilmektedirler. Bu durum kimi eşcinsellerde daha fazla görüldüğünden, feminen davranışlar gösteren bir erkek toplum tarafından direkt olarak “eşcinsel” olarak adlandırılır. Maskulen davranışlar sergileyen eşcinsellerse kimlikleri açık olmadıkça yahut açıklamak durumunda kalmadıkça eşcinsel olarak adlandırılmazlar. Bu nedenle eşcinsel erkeklerin sadece feminen davranışlar sergilediği algısı topluma yerleşmiş durumdadır. Tüm bunlar sonucunda eşcinselliğin bir “davranış biçimi” olmadığı sonucuna varmak mümkündür. Eşcinsellik, kişinin cinsel yönelimi ile ilgili bir durum olup doğrudan kişinin cinsiyet kimliği tanımına etkisi bulunmayabilir.
Bir insan niçin eşcinsel olur? (Eşcinsellik bir tercih midir?)

Bir insan kendi isteği dahilinde eşcinsel kimliği içine dahil olamaz. Bu şekildeki bir düşüncenin sebebi kişilerin, eşcinselleri kendi tercihleri sonucunda böyle bir hayat sürüyor sanmasından ileri gelmektedir. “Tercih” sözcüğü beraberide “tercih etmeme” yahut “tercihinden vazgeçme” hakkını da beraberinde getirir. Eşcinsellerin haklarını savunan ve eşcinsel olmayan birçok insan ve grup ne yazık ki bu konuda yanılgıya düşmektedirler; bunun sonucunda “insanların cinsel tercihlerine saygı duyulması gerektiği” yönünde birtakım iyi niyetli yaklaşımlarda bulunsalar da bu eşcinsellere daha büyük zararlar getirmektedir. Eşcinsellik bir davranış biçimi olmadığı için (bkz. Kimlere eşcinsel denir?) homoseksüel bir biçimde cinsel ilişkiye girmek de tek başına bir kişiyi eşcinsel yapmaya yetmez. Bunun en büyük örneği "kadın/erkek kıyafetleri içindeki erkeklerle/kadınlarla" ilişkiye giren heteroseksüel kişilerdir. Sadece cinsel ilişkiye dayalı bir eşcinsellik tanımı eksiktir, çünkü duyguyu yok sayar.Heteroseksüel cinsel yönelime sahip bir kişi tercih ederek homoseksüel bir ilişkiye veya eşcinsel bir kişi tercih ederek heteroseksüel bir cinsel ilişkiye girebilir; ancak heteroseksüel bir erkek mutlu bir şekilde başka bir erkeğe aşık olup ömrünü onunla geçirme planları yapabilir mi? Eşcinsel bir kişiyi eşcinsel yapan unsurlar cinsellik ve duygusallığın bütünüdür. Eşcinsellik bir tepkiyle değil, kişinin kim olduğu ile ilgilidir. Tepki ise bireyin kendi seçimidir. Bu noktada hatırlatmak veya bildirmek gerekir ki eşcinsellerin tamamı ellerinde gökkuşağı bayraklarla hakları için savaşan ve oldukları gibi kabul edilmeyi dileyen ve bekleyen kişiler değillerdir. Eşcinselliğinden, tanıma göre “vazgeçmek” isteyen ve bunun için çeşitli yollara başvuran birçok insan bulunmaktadır, bu kişiler çevrelerinden gördükleri kültürel ve yer yer fiziksel baskılar neticesinde yine tanıma göre “normal” olmaya çalışmakta ve kimliklerinden umutsuzca kopmaya çalışarak ömürlerini geçirmektedirler. Eşcinselliği tercih sayarsak, bu kişilerin varlığını neye dayanarak açıklayabiliriz?

Eşcinsellik bir hastalık mıdır?
“Eşcinsellik biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan üç yönelimden biridir. Her şeyden önce bir hastalık değil yönelim farklılığıdır. Eşcinselliğin bir hastalık olduğu yaklaşımı 40 yıl önce terk edilmiş ve psikiyatrik hastalık tanı listelerinden çıkarılmıştır Uluslararası ve ulusal hekim örgütlerince eşcinsellik heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak kabul edilmektedir. Yönelim bireylerin tercihleri ile oluşan bir durum değildir. Bu nedenle eşcinsellik bir cinsel tercih değildir. Kişinin iradesinden bağımsızdır. Cinsel gelişim sürecinde çoğunlukla ergenlikte birey tarafından fark edilir. Biyolojik ya da sosyal belirleyiciler ne olursa olsun yönelim kişi tarafından ya da tedavi ile değiştirilebilir bir durum değildir.”
(CETAD ve Türk Psikiyatri Derneği Ortak Basın Açıklamasısından Bir Bölüm)
“Toplumda yaygın olan kanılardan biri, eşcinselliğin ya da biseksüelliğin kişinin kendi iradesi dâhilindeki bir cinsel tercih olduğu, diğer bir kanı da bunların ruhsal bir bozukluktan kaynaklanan, cinsel sapmalar olduğu yönündedir. Günümüz bilimsel gerçekleri ışığında her iki kanı da yanlıştır ve cinsel yönelimleri farklı olan bireylere yönelik ayrımcılığa yol açmaktadır. Eşcinselliğin bir cinsel tercih ya da bir ruhsal bozukluk olduğu yönündeki görüşlerin, çeşitli kültürel etkenlerden kaynaklı kişisel görüşler olması nedeniyle tarafımızca tartışılacak bir yönü bulunmamaktadır. Psikoloji bilimi kuram ve bulguları doğrultusunda işlev gören bir meslek örgütü olarak, konuyu bilimsel gerçekler çerçevesinde ele aldığımızı ve eşcinselliği, gerek sosyal alanda gerekse ruh sağlığı alanında, normal sınırlar içindeki bir cinselduygusal yönelim olarak kabul ettiğimizi vurgulamak isteriz.”
(Türk Psikologlar Derneği’nin Resmi Sitesinde Yaptığı Açıklamadan Bir Bölüm)
“Eşcinsellik 19. yüzyıl sonuna kadar suç, ahlaksızlık ya da günah olarak tanımlanmış, daha sonra bir hastalık olarak damgalanmaya çalışılmıştır. 20. yüzyıl boyunca çağdaş tıbbın ilerlemesi, gey, lezbiyen, biseksüel ve transseksüel bireylerin çabaları ve onlarla aynı görüşleri savunan heteroseksüellerin çalışmaları sonucu 40 yıl önce bir hastalık kategorisi olarak değerlendirilmekten çıkarılmıştır. 1973 yılından bu yana tüm dünyada çağdaş bilimsel psikiyatri örgütleri ve kurumları eşcinselliği hastalık olarak değerlendirmemekte ve hiçbir şekilde tedavi edilemeyeceğini kabul etmektedir.”
(16.05.2010 Türk Tabipler Birliği Basın Açıklamasından Bir Bölüm)
Cinsel kimlik sözü neyi ifade eder?
Cinsel kimlik sözü, bir insanın kendisini cinsiyet ve cinsel yönelim yönünden nasıl tanımladığı ile ilgilidir. Bu konuda toplumda yaygın olan görüş kişinin toplum içinde nasıl hal ve hareketlerde bulunması gerektiğini, kendi cinsiyetini nasıl tanımlaması gerektiğini ve hangi cinsiyetten hoşlanması gerektiğini biyolojik cinsiyete göre belirler. Bu duruma göre kişinin biyolojik cinsiyeti kadınsa; feminen davranışlar göstermelidir, kendisini bir kadın olarak tanımlamalıdır ve erkeklerden hoşlanmalıdır.

Toplumlar ayrı ayrı incelendiği zaman “maskulen” ve “feminen” davranış tanımlamalarının da zaman ve mekana göre değişiklik gösterdiği görülmektedir. Buna örnek olarak verilebilecek durumlar arasında batı ve doğu kültürü arasındaki farklılıklardan da yararlanılabilir. Türkiye’de sokakta selamlaşan iki erkeğin yanak yanağa öpüşmesi hiçbir feminenlik taşımamasına rağmen, Avrupa ve Amerika ülkelerinin birçoğunda bu bir “eşcinsel” belirtisidir. Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda yakın dostlukları olan insanlar el ele tutuşabilirken ve bu durum hiç garipsenmezken, Türkiye’nin batısında bir feminenlik göstergesidir. Başka bir örnek olarak antik çağda gölgelik kullanan Pers krallarını eleştiren, Yunanlar ve giyinmeyi sevmeyen Yunanlar’ı eleştiren Persler örnek gösterilebilir. Kısacası toplumlarda bir “kadının” veya bir “erkeğin” tam olarak ne yaptıklarında maskulen veya ne yaptıklarında feminen olacaklarına dair net bir kurallar bütünü yoktur; ancak toplumdan topluma değişiklik gösteren bir “toplumsal cinsiyet rolü” anlayışı vardır.
Kişinin kendini tanımlamasının bir diğer aşaması olan “cinsiyet kimliği” kavramı ise toplumda genel kabul gören haliyle kişinin biyolojik cinsiyetiyle aynı olmalıdır
Ancak bu durumun herkes için çok net olmadığı bilinmekte olup kişiler bazen sahip oldukları biyolojik cinsiyet nedeniyle içinde yaşadıkları toplumun öngördüğü toplumsal cinsiyet rollerini reddedebilecekleri gibi, biyolojik cinsiyetlerini de reddedebilmektedirler. Bu reddediş kendini farklı şekillerde gösterebilmekte, örneğin; kendisini kadın olarak tanımlayan erkekler, erkek olarak tanımlayan kadınlar, kendisini hem kadın hem de erkek olarak gören veya hiçbirine ait olarak görmeyen “gender queer” ya da “uyumsuz cinsiyet” olarak adlandırılan insanların varlığı bilinmektedir. Transgender tanımı içine giren bu kişilere durumlarını ne zaman fark ettikleri sorulduğunda verilen cevap genellikle beş yaşını geçmeden önce ve genellikle kendilerine ait oldukları biyolojik cinsiyet dayatıldığında bunun farkına vardıkları ile ilgilidir. (örneğin bir trans kadın’a bu sorulduğunda birilerinin ona erkek olduğunu söylediği vakte kadar, kendisini aslında kadın olarak bildiği yönünde bir cevap verecektir.) Kişinin cinsel kimliğini tanımlamasının bir diğer aşaması olan “cinsel yönelim” kavramı ise cinsiyet kimliğinden bağımsızdır.
Bir kişinin cinsel yönelimi onun kendisine cinsel eş olarak hangi cinsiyeti seçtiği ile ilgilidir
Bu durum oldukça değişiklik gösterse de genel olarak kendisine aynı cinsiyetten bir kişiyi cinsel eş olarak seçen kişi eşcinsel, her iki cinsiyete mensup kişileri cinsel eş olarak seçen kişi biseksüel veya kendisine cinsel eş istemeyen kişi aseksüel olarak adlandırılır. Bunun yanı sıra kendilerini lezbiyen olarak tanımlayan ancak biyolojik erkek olan veya kendilerini gey olarak tanımlayan ancak biyolojik kadın olan kişilerin varlığı da bilinmektedir. Bu duruma göre kişinin biyolojik cinsiyeti, kendisini toplumsal cinsiyet rollerinin neresinde gördüğü, kendi cinsiyetini nasıl tanımladığı ve cinsel yönelimini nasıl tanımladığı gibi konuların bütünü bir kişinin cinsel kimliğini oluşturmaktadır.
Kimlere “transseksüel” denir?

Transseksüel kişiler sahip oldukları biyolojik cinsiyet ve kendilerine tanımladıkları cinsiyet kimliği arasında uyumsuzluk bulunan kişilerdir. Yanlış yerleşmiş bir bilgi olarak transseksüellik kavramı herhangi bir cinsel yönelim ifade etmeyip, kişinin kendi cinsiyet kimliği tanımıyla ilgili bir durumdur; buna göre transseksüel bir kişi heteroseksüel, eşcinsel, biseksüel veya başka bir cinsel yönelime sahip olabilir. Transseksüel’den farklı olarak travesti kavramı ise her zaman transseksüellik sonucunda gelişen bir durum olmayıp kişinin toplumsal cinsiyet rollerini reddetmesi yoluyla da görülebilir. Buna göre cinsiyet kimliğini erkek olarak tanımlayan bir kişi toplum tarafından karşı cinse addedilen giysileri giymekten hoşlanıyorsa bu onu travesti tanımı içerisine sokacaktır. Travesti sözcüğü yalnızca karşı cinsin kıyafetlerini giyen kişiler için kullanılan bir terimdir. Bu kişi bir transseksüel olabileceği gibi herhangi başka birisi de olabilir. Bunun sonucunda ülkemizde genel olarak düşünüldüğü gibi travestileri, “henüz ameliyat geçirmemiş bir transseksüel” olarak tanımlamanın yanlış olacağı anlaşılacaktır.
Peki transseksüellik bir hastalık mıdır?
Transseksüellerle ilgili olarak Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan ve mental bozuklukların bir listesinin bulunduğu DSM-IV-TR (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders IV) kataloğunda Transseksüellik “Cinsel bozukluklar ve cinsel kimlik bozuklukları” kategoriside ve “Cinsel kimlik bozuklukları” alt kategorisinde; “BTA Cinsel Kimlik Bozukluğu” adıyla geçmektedir, ancak burada transseksüel kişilerin tedaviye alınmasının, geleneksel cinsel kimliği olan bir insan yaratmak amacıyla değil, ait hissettikleri cinsiyette kendilerini rahat hissetmelerini sağlamak amacıyla olduğu vurgulanmış olup; Sonrasında yayınlanan DSM-5’de yeni araştırmalar sonucunda transseksüellik tamamiyle hastalık statüsünden çıkarılmıştır.
Eşcinsellik özgürlükse pedofili de mi özgürlük sayılmalı?
Eşcinsellik birbirine aşık olan veya sadece birbirinden hoşlanan, cinsel olgunluğa ulaşmış olan insanların, karşılıklı anlaşmaları sonucu beraberce hayat sürmeleri yahut tek taraflı bir tatmin olmadan cinsel ilişki yaşamaları durumudur. Eşcinsellik tıpkı heteroseksüellik gibi kişinin kendisine cinsel eş olarak “hangi cinsiyeti” seçtiği ile ilgili bir durum olup pedofili, nekrofili veya zoofili gibi bir durum, herhangi bir cinsel yönelim anlamı içermez. Eşcinsellik ise bir cinsel yönelim olup heteroseksüel yönelimden bir farkı bulunmamaktadır. Bir kişinin aynı anda hem heteroseksüel hem de eşcinsel olması mümkün olmayacağı gibi (çünkü ikisi de cinsel yönelim ifade eder) bir kişi aynı anda hem heteroseksüel hem de pedofili hastası olabilir veya aynı şekilde hem eşcinsel hem pedofili hastası da olabilir; çünkü pedofili, nekrofili ve zoofili gibi tek taraflı tatmine dayalı durumlar bir cinsel yönelim belirtmezler. Eşcinsel, transseksüel ve diğer transgender aktivistler ise kişilerin cinsel kimliklerini özgürce yaşamaları gerektiğini savunmaktadırlar.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar