24 yaşındayım. Çok güzel bir kadın değilim. Okumadım, lise mezunuyum. Okuyamadım daha doğrusu. Liseden mezun olduğum yıl okuduğum bölümün öğretmenlik fakültesini kazanmıştım. Ama maddi imkansızlıktan o yıl gidemedim. Ailem gönderemedi. Oysa tırmalayarak gelmiştim o zamana. Köyde doğmuş, büyümüş biriyim. Kim ne derse desin;
Köyde doğmuşsan hayata 3-0 yenik başlıyorsun.
Küçük yerde yaşıyor olmanın çok fazla dezavantajı var. İlk okulun her yılını 2 sınıf bir arada okudum. Sonra taşımalı sistem ile ilçeye orta okul okumaya devam ettim. Şehire okumaya gittiğim ilk günü adım gibi hatırlıyorum. Eğitimlerimiz arasında uçurumlar vardı. Özgüvenlerimiz arasında da... Onlarla eğitim düzeyini aynı seviyeye getirmek için 3 yıl kanat çırptım. Başardım da...
Bunların konumuzla alakası yok, sadece şimdi "köyde doğmanın nesi kötü?" diyeceklere ithafendi...
Fakülteye gidemeyince, maddi durum da sıkıntılı zaten evde 3 ay kadar oturduktan sonra bir iş buldum ve çalışmaya başladım. Abimin çalıştığı fabrikaya sekreter olarak girdim. Şunu aklınızdan çıkarmayın;
Her sekreter patronunun metresi değildir.
Herkese bu etiketi takmayın. İnsanlara sekreterim dediğimde yüzlerinde oluşan o pis gülüşü hayatım boyunca unutmayacağım.
3 yıl çalıştım orada. Para kazanınca, para tatlı geldi, cesaretim ve isteğimide kaybettim zaten. Bütün hayallerimi bir torbaya koydum ben.
Taciz, tecavüz haberlerini okuduğumda
Ben olsam susmazdım, bana kimse bir şey yapamaz, bağırırdım, izin vermezdim!
diyenlerin başını çekenlerdendim. 60 yaşında bir patronum vardı. Son zamanlarda bana masaj yaptırmaya başladı, bacağıma dokunurdu, enerji geçecek derdi. Dedem yaşında adam, konduramaz, yakıştıramazdım. Ben yanlış anlıyor olmalıydım. Hem sadece bacağımı tutuyordu ne vardı ki?
Çünkü yıllardır ordaydım ve hiç bir kötülük görmemiştim, "Çocuğum" diye başımı okşayan adamdi sonuçta.
Susuşlarımı yanlış anladı.
Ofiste kimse yokken beni sıkıştırdı ve bacaklarımı okşamaya, kalçalarımı sıkmaya başladı. Neye uğradığımı şaşırdım. Bana bir yandan; çok güzel olduğumu, çok diri vücudum olduğunu, çok güzel koktuğumu, her erkeğin sahip olmak istediği bir kız olduğumu, genç olup beni heyecanlandırmak için neler vermeyeceğini söylüyordu.
Ben.
Ben ne mi yapıyordum?
Donup kalmıştım. Ne tepki vereceğimi, verdiğim tepkiye göre yaşayacaklarımı bir bir aklımda kuruyordum. Abim dışardaydı. Sesimi çıkarsam katil bile olabilirdi. Belkide herkes beni suçlardı.
Ben onu tahrik edecek biri miydim?
Gömleğimin tek düğmesini bile açmazdım.
Dar giymezdim.
Makyaj yapmazdim.
Ama kokuyordum. Kokumdan bile tahrik olan 60 yaşındaki papazın günahı benim değildi.
Kendime gelip onu ittim.
Oğlundan izin alıp eve gittim...
Ne yapacağımı bilmiyordum. Hafta sonunu evde geçirdim. Sıkıntısı midesine vuran biriyim ve tüm hafta sonunu kramplarla geçirdim. Vücudum kızardı, kabardı. Baş ağrıları da cabası.
Çalışıyorum diye bir sürü borcun altına girmiştim. Nasıl bırakacaktım, hem işi bırakmak için sunacak sebebim bile yoktu bunu kimseye söyleyemezdim ki. Sonra ağlama krizine girdim ve anneme onları anlattım.

O pazartesi günü gittim ve istifa ettim. O şerefsiz adamın oğluna olan biteni anlattım. Bana inandı. Çünkü beni tanıyordu, 3 yıldır beraberdik, evine de gittim küçücük bebeğini de emanet etti bana. Anlattığımda benimle beraber ağladı inanın, benden özür diledi koruyamadığı için, meğer o zaten babasının huyunu biliyormuş. O adama hiç gözükmeden herkesle vedalaştım ve çıktım.
Sonra evde sıkıcı bir hayat başladı. Psikolojik tedaviler gördüm. Gecelerce kabuslar gördüm. Kendime kızdım, kendimi dövdüm.
Haftalarca evden çıkmadım. Korkar oldum. Herkesten, her şeyden.
İşte bu bir kaçamayış hikayesi.
Benim kaderden kaçamayışım...
Benim kendimden kaçamayışım...
Benim belkide içimdeki gerizekalıdan kaçamayışım...
Ne derseniz deyin ışte.
Hayallerinizi her ne olursa olsun bir kenara bırakmayın, pişmanlıktan başka bir şey getirmiyor.
Hep geleceği hayal ediyor ama hep geçmişi özlüyoruz.
Yarınlar güzel falan değil.
"Güzel günler göreceğiz" diyen şair yalancı.
Bunların hepsini sırf şunu soyleyebilmek için yazdım;
Siz sevgili hemcinslerim başına gelmeden kimse bilmiyor nasıl bir korku olduğunu.
Umarım hiç başınıza gelmez ve siz "bana bir sey olmaz, izin vermem, benim başıma gelse susmazdım" demeye devam edersiniz.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar