Bu bencemde, boşandıktan sonra bir kadının neler hissettiğini anlatmak istiyorum. Yuva yıkmak gerçekten çok kolay ama inanın ki, arkada çok büyük bir enkaz bırakıyor.
Kullanılmış hissediyorum. Ama ben seni hâlâ özlemeye devam ediyorum.
Seni düşünmek, görmek, hatırlamak bana acı veriyor. Ama kendime engel olamıyorum.

Senden nefret ediyorum. Peki seni hâlâ neden seviyorum?
Senden delicesine nefret ediyorum. Ama neden hâlâ affetmek istiyorum?
Seni istediğim için kendimden de nefret ediyorum.
Sen ise O'nu istiyorsun.
Geceleri uyuyamadığımda seni özlüyorum. Yağmur pencereye çarptığında ve gök gürlediğinde beni sıkıca sarmalayışını hatırlıyorum ve yanimdaki varlığını arıyorum.
Yemek masasındaki yerine gözüm takılıyor. Bu masanın etrafında belki de binlerce kez yemek yedik, ama artık sen yoksun.
Dolabı açtığımda, kıyafetlere sinen konun hâlâ benimle. Bu yüzden orası bile artık bana bir işkence.
İçimin bir yerlerinde hâlâ hüznü hissediyorum. Kolay değil ki, bir yaşanmışlığın üstüne kalın bir çizgi çekmek, yokmuş gibi düşünmek...
Üzerimize sinmiş kokunun bile gitmesi zaman alıyorken, bir yaşanmışlık ne kadar kolay yok sayılabilir ki?
Çocuklarımıza baktığımda bile seni görüyorum. Çünkü sana çok benziyor, senin gibi kokuyorlar.
Sen de beni, benim seni özlediğim kadar özlüyor musun?
Ben bunları hissediyorum ama hiçbiri umrunda değil.
Sana, senin bana davrandığın gibi davransaydım beni asla sevmezdin. Ama ben seni tüm bu hallerine rağmen seviyordum. Hatta, seni garipliklerine rağmen değil. Tam aksine o garip hallerin yüzünden seviyordum.
Beni isteseydin, söylerdin, geri dönerdin.
Zorum ne peki benim? Kendime işkence etmekten mutluluk mu duyuyorum? Mazoşist falan mıyım acaba?
Kim bilir, belki de öyleyimdir. Ya da belki de sen acı çekme diye, senin çekeceğin acıları sırtlanacak kadar fedakârımdır.

Aldığın oyuncak bebeği sorduğumda, "17 yaşındaki yegenine aldım." dedin.
Gömleğinin üstündeki saç tellerine "Arabada düşmüştür." dedin. Boynunda ve vücudundaki diğer bölgelerde oluşmuş morluk ve tırnak izlerine, "Ben spor hocasıyım unuttun mu?" dedin. Peki ya, pantolonunun fermuarına sıkışmış saç teline ne diyeceksin? Ona ne kalıp uyduracaksın?

Benim, çocuklarımızın senin için hiçbir değeri yokmuş. 3 yaşındaki kızımız sana "Git bu evden, annemi üzüyorsun, ağlatıyorsun. Git, git, git.." dediğinde bile hiçbir tepki vermemenin başka bir açıklaması olamaz. Yalnız başına olmak, senin için özgürlüğü ifade ediyormuş.
Gece 12'de eve gelmediğin zamanlarda, "Nerede kaldın? Gelmiyor musun?" diye sorup seni merak etmem, kısıtlanıyor gibi hissettiriyormuş sana.
Tüm eşyalarını toparlayıp evden çıkarken ne hissettiğim hakkında hiçbir fikrin yoktu. Beni yavaşça öldürdüğünü görmüyordun bile.

Sen gittikten sonra kapının önündeki duvarın dibine çöktüm.
Rüzgar öyle şiddetli ve soğuk esti ki yüzüm aniden uyuşmaya başladı. Ama bu benim için iyi bir şeydi.
Çünkü hiçbir şey hissetmemek, kaybettiklerinin acısını hissetmekten çok daha iyidir.
Bu muydu yani? O, ömrümü vereceğim adamdı. Bu kadar çabuk yıkabilir miydi? Yıkmıştı. Vazgeçmesi bu kadar kolay mıydı? Kolaydı demek ki. Seven insan her şeyi bir anda silebilir miydi? Bu soruları delirmiş gibi kendime soruyordum. Ve yine kendim cevaplıyordum. Artık canım acımayana kadar kendime bu şekilde işkence ettim. Ne kadar süre duvarın dibinde oturduğumu bilmiyorum ama sonunda sersemlemiş bir hâlde ayağa kalktım. Ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Tüm duygularım, hislerim uyuşmuş hatta donmuştu. Ama benim 2 tane çocuğum var ve onlar için ayakta kalmak zorundayım.
Güçlü olmalıyım, olacağım.
Okuduğunuz için teşekkürler.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar