Bir Ayrılık ve Yeni Başlangıçlar



Bugün oturup düşündüm ve başımdan geçen bu ayrılığı sizinle paylaşmaya karar verdim. Eminim ki herkesin başından geçmiştir mutlaka ayrılık. Ama benim için bu durum hiç de kolay olmadı. İlk sevgilimdi ve ilk sevdiğimdi. Şimdi diyeceksiniz "ne var bunda herkesin bir ilk sevgilisi oldu." İşte bu durum bende öyle değildi. Ben ki resmen hatta baya baya kendisine aşık ayna karşısında saatlerce kendini izleyerek "sen harikasın bebeğim" diye cıyaklayan bir narsist, şizofren, deli, kaçık veya siz her ne derseniz oyum işte ben. Kalktım o halimle kendim dışında öyle birini sevdim ki, öyle birine vuruldum ki bunu daha önce söyleseler asla inanmazdım. Biz farklıydık çünkü, çok farklıydık. O başka bir millettendi ve mezhep olarak da biz ayrıydık. Bunu ilk başlarda hiç önemsemedik. Ama zamanla sorunlarımız olmaya başladı normal çiftler gibi. Kıskançlıklar başladı ve zamanla bu durum artıyordu. Kıyafetlerime pek karışmazdı zaten aşırı uçuk kıyafetler giyen biri de değildim. Normal bir vatandaştım işte ben de...


Bir gün nedenini hala çözemediğim bir duygu oluştu bende. Aslında insanları araştırmayı hiç sevmem. Ama o gün oturdum ve onunla ilgili küçük çaplı araştırmam (ki bu araştırmalarım zamanla öyle boyuta geldi ki normal bir iyi araştırmacı benim bulduklarımı bulabilir miydi bilmiyorum) sonucunda onunla ilgili öğrendiklerim beni kötü hem de çok kötü yapmıştı (bulduğum şeyler özel hayata çok fazla giriyor bu yüzden pek fazla söylemeye gerek yok)


Ona ayrılık mesajımı tabi ki hemen yazmıştım. Bir saat sonra bana mesaj gönderdi. Asla ayrılamayacağımızı, bunu söylememesinin nedeninin beni kaybetmekten korktuğu için olduğunu söylemişti. Bende aptal gibi ona inanmıştım ve özrünü kabul edip devam etmiştik yaşamımıza birlikte. Uzun bir süredir görüşemiyorduk çünkü ayrı ülkelerdeydik. Uzun bir aradan sonra 2014 ün sonlarına doğru tekrar geleceğini düşünürken bana gelecek sene geleceğini söyledi. Tamam dedim yine her zaman ki aptallığımla.


Zamanla bana olan ilgisi azalmaya başlamıştı ama ona göre bu asla böyle değildi. Öyle ki ben kendime her zaman aşk sözcükleri söylerken tüm yönümü değiştirmiş bir adamı hayatıma almış ve ona sevgimi en dibine kadar göstermiştim. Ona olan ilgim, alakam o kadar fazlaydı ki bir gün ona sevgi dolu bir merhaba demesem veya onu arayıp sevdiğimi söylemesem anında sinirleniyordu. Her zaman bana kaba olduğumu söylerdi. Çünkü sinirli biriydim ve sinirlendiğimde ağzıma gelenleri söylerdim (asla küfür etmem ama incitici ve kırıcı sözler söyleyen biriyimdir evet doğru) Bu durumların sonunda bana son zamanlarda durmadan milletim ve mezhebim hakkında hep söylendi durdu.


Annesinin beni asla istemediğini vurguluyordu (ailelerimizle tanıştırmıştık yani anlayın eğer ailesiyle bile tanıştırıyorsa ve sizin ailenizle tanışıyorlarsa bunun sonunda evlilik vardır tabusu yıkılmıştır tarafımdan efendim) Neredeyse her gün aynı şeyleri söylüyordu bana "annem seni istemez sen bir Arap ve Şii değilsin, olmaz o böyle bir evliliği kabul etmez." Bende diyordum ki "ne yapalım sen söyle, ayrılalım mı?" Eğer ona ayrılalım mı dersem anında kavga çıkarıyordu. "Hayır asla ayrılmak yok belki bir gün bir çözüm bulacağız ama olmaz ayrılırsak ben sensiz yapamam." Diyordu ama bu seferde ben ne yapacağıma şaşırıyordum. Bu cümleleri öyle bir duruma getirdi ki beni bir gün ona mezhebimi değiştireceğimi söyledim. Sevindi, sevinçle bana sevgi sözcüklerini, o muhtaç olduğum kelimeleri söyledi. Mutluydum derken ona şöyle dedim " Evet Sünniyim ve istersen Şii olacağım ama annen kabul ederse, bunu yaparım." dedim. O da bana "hayır Şii bile olsan kabul etmez, çünkü Arap değilsin." demişti. O günden sonra binlerce kez bu cümleleri duydum ve öyle bir noktaya geldim ki sonunda Türk ve Sünni olduğum için büyük pişmanlıklar oluştu içimde. Düşünseniz ye milletinizi istemeyen bir aile yüzünden düştüğünüz şu aşağılayıcı durumu. Kendimden iğreniyordum.


Sonra bir gün ayrılmamız gerektiğini ve annesinin istediği kızla evlenmesi gerektiğini söyledi. Hiç sesimi çıkarmadım. Tek söylediğim " peki hoşçakal" oldu. Ne yapacaktım ki zaten? Ortalığı mı yıkacaktım? Gidip onu öldürecek miydim? Hayır hiçbirini yapmadım. Sessizce çığlıklarımı gömdüm içime ve ağladım bir köşede. Bu sevgi öyle bir duruma getirmişti ki beni ve öyle değiştirmişti ki içimdeki narsisti 60 kilo olan bu kızı tam 1 haftada 46 kiloya düşürmüştü. Kimse inanmadı bana. Diyet yapmışsın dedi ama hastalığım sonucu zayıflamam yasaktı ve sağlıklı beslenen biriydim zaten. Ama o 1 hafta sadece ve sadece su içtim oda topu topu birkaç bardak su ederdi.


Derin deprsyondaydım. İşe gidiyordum işleri yapıyordum ama bir robot gibiydim tıpkı. 1 hafta sonra birden bire aşırı bir yemek yeme olayım oldu. Bu seferde öyle çok yemek yiyordum ki kendim bile bu duruma akıl erdiremiyordum. 2 haftanın sonunda 68 kiloya çıkarak sağlıksız biri oldum. Eski hastalığım nüksetti ve doktorluk oldum. Depresyondaydım ve birkaç kez intihara kalkışmıştım. Sonunda pes ettim. Düzelmeliyim dedim. Ama öyle bir an oldu ki duyduğum haberle yıkıldım. Onun düğününün olduğu gece hastaneye kaldırıldım. Çünkü tekrar intihara kalkışmıştım ve bu sefer hiçde iyi değildim. Babamın "kendini bir aptal için bu hallere sokuyorsun. Unutma kızım ah yerde kalmaz ama bir insan için kendini de bu kadar harap etmene değmez" demesi beni kendime getiren bir cümleydi.


Düzeldim evet ve birgün mesajında bana şöyle dedi "seni hala seviyorum ve evlendiğim için pişmanım" Diyebileceğim hiçbir şey yok ona. Tek dediğim insan olduğum için şu oldu "olabilir arkadaşım ama unutma biz sadece arkadaşız."


Bir Ayrılık ve Yeni Başlangıçlar...

Bir Ayrılık ve Yeni Başlangıçlar
Cevapla