Yıllar önce büyük bir şehrin küçük, varoş bir kasabasında 6 kişilik bir ailem vardı. Pek saadetli, huzur dolu, şirin bir aile değildi bu.
Bilakis, gergin ve bazı zamanlar neşeli,mutlu olan, çoğu zaman birbirini anlamayı bir türlü beceremeyen, aramızdan birilerinin geçmişte cahilce yapılan hatalarının yaşadığımız günlerde aramızdaki bazı bağları tel tel kopardığı ufak bir topluluk.
...
...
Ama yine de yuvarlanıp gidiyorduk herkes gibi. Ben ailemizin büyük kızıydım. Zaten ailemizde benden başka kız yoktu. Fakat bana hep büyük ablaymışım gibi davranırlardı. Haklılardı da aslında, bir kardeşim vardı erkek.
Yine de abla olmak istemedim hiç bir zaman. Kardeşim doğduğu gün ağlamıştım. Anımsamıyorum ama,herhalde ondan ağlamıştım.
Hani derler ya ''Çocukluğumu yaşayamadım.'' Ben de öyleyim,yaşayamadım işte neden saklayayım?
Neyse, asıl anlatacağım şey benim büyük kaçışım.

Sıcak, güneşli fakat dünden kalan kavganın burukluğunun çöktüğü bir yaz sabahı. Evde kimseler yok.
Babaannem dışarı çıkmış, annem-babam işe gitmişler, kardeşim okulda.

Tam zamanıydı işte s.ktir olup gitmenin. Bu, kahvaltı yaptıktan sonra kafama dank etti. Evde nereye gittiğini merak edecek kimse yok,cebinde biraz para var.. Eee?

Yüz kere düşünüp karar verdim. Pılımı pırtımı toplayıp, burdan; yaşadığım bu fakir, soğuk yerden uzaklaşıp belki yine fakir ama yeni sayfalar açacağım güzel günlere ilerleyecektim.
Ne sinirli bir baba olacaktı artık evde, ne de sürekli hasta olan, keyifsiz bir anne, hep mutlu olduğu için sinir bozan bir kardeş, dedikoducu bir anneanne.

Lise diploması, kurs belgeleri, kimlik, işe ne yarayacaksa koydum çantama. Aylar önce bir mağazada çalışmıştım, ordan kazandığım biraz param vardı. Bir müddet idare edebilirdim. O bitince gerisi Allah kerim dedim çıktım kapıdan.
Ha, çıkmadan önce filmlerdeki, romanlardaki gibi bir mektup bıraktım aileme. İçinde ''sakın beni aramaya kalkmayın, bile isteye gittim, peşimden gelirseniz daha uzağa kaçarım, durduramazsınız'' gibi sözler yazan komik ama acıklı bir mektup.

Yola çıktım ama nereye gideceğimi hala bilmiyordum. Aklıma bir arkadaşım geldi, birkaç gün onda kalır sonra uyduruk bile olsa bir iş bulur, çalışır, kendi ayaklarımın üstünde dururdum.

Arkadaşımı aradıktan sonra biletimi alıp otobüse bindim. Biletimi alırken kendi ismimi değil de başka bir isim söyledim. Ailem belki beni bu yolla bulabilirdi.
Normalde bu isim değiştirme işi bana komik gelirdi ama gözlerim dolmuştu. Sonra otobüs koltuğunda birden saçmasapan ağlamaya başladım. Bağırarak ağlamak istiyordum resmen. Çok korkmuş ve kötüydüm.

Sonra sakinleştim ama kafam çok doluydu. Hiç bu kadar kendimde hissetmemiştim ayrıca..
Zaman geçtikçe telaşlanıyor, pişman oluyordum. Belki de evde olsaydım herşey düzelecekti. Boşuna kendimi harap etmiştim belki de.
Ama bir yandan da hırs yapmıştım, kendi kendimi teselli ediyordum.
Sonra otobüsten nasıl indiğimi hatırlamıyorum bile. İyice pişman olmuştum ama teselli eden tarafım bana hırsımı hatırlatıyordu.

Arkadaşımla buluştuğumuzda ona gerçeği söylemedim, bir şeyler uydurdum..
...
Belki devamı gelir, başım ağrıyor şu an ..:)...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar