Hayat çok acımasız diyen insanlar, hiç etrafınıza bakıyor musunuz?

Bende herkes gibi çoğu zaman bir çok şeyi kafaya takıyorum.

Kredi kartı borcu, yalnızlık...

Ama çevreme baktığım da kendimden utanıyorum. Dedemle, anneannemle yaşıt, o üzeri kir pas içinde, elleri tir tir titreyen, çıkmayan sesiyle bir şeyler satmaya çalışan o büyük insanları gördükçe ben o dertlerimden, insanlığımdan utanıyorum.

İlkokul çağında ki, arkadaşlarıyla koşup oynamak yerine akan burnuyla, yırtık ayakkabılarıyla yanıma gelip "abla karnım çok aç" diyen çocukları gördükçe hıçkırıklara boğulmak istiyorum!

Çocuğu hastalandığında hastaneye götürecek parası olmayıp, sokaklar da gözleri nemli iş, borç arayan anne babaları gördükçe "sende hayata isyan ediyorsun, utan be kendinden utan!" diye kendimi öldürene kadar dövmek istiyorum.

İnsan elbette kendi yaşadığını bilir, kendi sıkıntısını bilir ama ben kendimden daha çok dışarıda ki insanlara kahırlanıyorum. Hayatın acımasızlığına, adaletsizliğine isyanım, öfkem.

Hayvanlara zulüm edenlere, insanları küçük görenlere çığlıklarım. Elinizden hiç mi bir şey gelmiyor. En azından gülümseyin insanlara. Bir otobüste, sokakta, bankta... Sizin durduk yere gülümseyişiniz, uçurumun kenarında ki bir insanın içini ısıtabilir...

İyi sabahlar.
Hayat çok acımasız diyen insanlar, hiç etrafınıza bakıyor musunuz?
Cevapla