lost on you Anlamı: not understood by you Çevirisi: anlamadın, senin tarafından anlaşılmadı, boşa gitti. Civilization developed because ideas and technology were exchanged between cultures – a truth that is lost on many of us. Usage notes: often used in the form not lost on someone (clearly understood by someone): Increased airport security is now a fact of life, something not lost on passengers who put up with long delays.
Parçanın ilk kısmını tercüme ettim, devamını isterseniz onu da tercüme ederim.
Lost on you çeviri
When you get older, plainer, saner Yaşlanıp daha dürüst, daha aklı başında olduğunda Will you remember all the danger we came from Yaşadığımız onca tehlikeyi hatırlayacak mısın? Burning like embers, falling, tender Kor gibi yanışımızı, düşüşümüzü, toyluğumuzu Longing for the days of no surrender Günlerce teslim olmayışımız Years ago Yıllar önce And will you know Ve bilecek misin So smoke 'em if you got 'em Elinde geliyorsa yapacaksın 'Cause it's going down çünkü fırsat kaçıyor All I ever wanted was you Tek istediğim sendin I'll never get to heaven Asla cennete gidemeyeceğim 'Cause I don't know how çünkü nasıl gidileceğini bilmiyorum Let's raise a glass or two Hadi bir kadeh kaldıralım ya da iki To all the things I've lost on you Uğruna kaybettiğim her şey için Tell me are they lost on you? Söyle bana boşa mı gittiler? Just that you could cut me loose Beni bırakıp gitmen için miydiler?
LP'nin şarkısından mı geldin? Cümlenin tamamı,''senin yüzünden mi kaybedildiler?'' anlamına geliyor isyan gibi bir şey. Kısaca "boşa mı gitti, senin yüzünden yitirildi" gibi bir anlam taşıyor.
Birebir çevirince "sende kayboldum" anlamına geliyor. Ancak anlaşılamamak, beklediği değeri görememek gibi anlamları da var.
En iyi görüş seçilen bir arkadaşımız çevirisini bizimle paylaşmış. Daha önce böyle bir şarkı hiç dinlememiştim. Bu vesileyle dinlemiş oldum. Çok da güzel oldu :)
Parçanın ilk kısmını tercüme ettim, devamını isterseniz onu da tercüme ederim. When you get older, plainer, saner Yaşlanıp daha dürüst, daha aklı başında olduğunda Will you remember all the danger we came from Yaşadığımız onca tehlikeyi hatırlayacak mısın? Burning like embers, falling, tender Kor gibi yanışımızı, düşüşümüzü, toyluğumuzu Longing for the days of no surrender Günlerce teslim olmayışımız Years ago Yıllar önce And will you know Ve bilecek misin So smoke 'em if you got 'em Elinde geliyorsa yapacaksın 'Cause it's going down çünkü fırsat kaçıyor All I ever wanted was you Tek istediğim sendin I'll never get to heaven Asla cennete gidemeyeceğim 'Cause I don't know how çünkü nasıl gidileceğini bilmiyorum Let's raise a glass or two Hadi bir kadeh kaldıralım ya da iki To all the things I've lost on you Uğruna kaybettiğim herşey için Tell me are they lost on you? Söyle bana boşa mı gittiler? Just that you could cut me loose Beni bırakıp gitmen için miydiler?
@ismeğt buna mı takıldın :) or two: daha fazla değil biraz daha fazla anlamına geliyor. 1 kadeh belki 2 bilemedin 3 kadeh içecektir bunu söyleyen kişi. O yüzden 1 belki 2 kadeh şeklinde çevirmiştim o kısmı. or two: informal
approximately or a little more than: I'll be with you in a minute or two. It's a good year or two since we last met
En İyi Cevaplar