Bu konuları konuşacak bile kimsem kalmadı artık, uzun hikaye biraz da okur musunuz bilmem. Ben beni bu dünyada herkesin çift yaratıldığına inandıracak o kişiyle tanıştım. Önce yıllarca arkadaş olduk. Arkadaşken bile birbirimizin en derin, en dip anlarında yanında olduk hep. Birine yeterince güvenirsen sonsuzca kendin olabiliyormuşsun, çok ayağa kaldırdık birbirimizi, çok şey paylaştık. Birbirimize de hayranlığımız giderek arttı, sevgili olduk sonra. Sevgili de denebilir mi bilmiyorum, en yakın arkadaş, aile, anne, baba, inanılmaz da bir aşk ama, tutku, her şey... Bir bankın üzerinde sabaha kadar hayattan konuştuğumuz anlar oldu, müthiş anılar biriktirdiğimiz, keşfedilmemiş yerler keşfettiğimiz, yıkıldığımız, kalktığımız, birbirimize sürekli yeniden aşık olduğumuz... O da o zamanları bir ömür öyle anacak biliyorum. Ben o zamanlar neşeli, güzel, hırslı, hayat saçan biriydim. Ama her zaman çok duygusal ve kırılgandım. Bir de hep sayısal zekâsı görece yüksek, çocukluk hayallerine ve başarıya takıntılı. O ise duygularını bastırmayı çok iyi bilir, benim yanım hariç güçsüz olabildiği bir yer yok, insanları kitap gibi okur, hep 10 adım sonrasını düşünerek hareket eder, çoğu zaman da kendi kafasında boğulur.
Zaman geçti, aslında kavgalarımız olurdu hep ama birbirine zaafı olan iki insanın barışmalarından da daha güzel bir şey yoktur bilirsiniz. Ufak ayrılıklarımız da oldu ama birbirimize çıkan yolu hep kısacık sürede dayanamayıp bulmuştuk. Ta ki hayat elimden huzurumu alana kadar. Bütün emeklerime rağmen işsiz kalan ve hayattaki en büyük korkusu hayallerini gerçekleştirememek olan ben, kendimi resmen depresyonun kollarına bıraktım. Kötüydüm, ne nasıl yaşayacağımı biliyordum ne de yaşamak istiyordum, kendi hayal kırıklığım yetmezmiş gibi herkesin gözlerinde bana dair hayal kırıklığını izliyordum. Canımı vereceğim yerlerde bir gün emek vermemiş insanları izliyor, çığlıklarla uyanıyor, yataktan çıkıp bir adım bile atmak istemiyordum. Tekrar düşünüp korkmaya başlamamak için gözlerimi açmak istemiyordum. Dayanmaya çalışıyordum, o var diye. Ama durum çok zorlaşıyordu. Yanında kalabileyim diye herkesten gizli eve çıktık, bir süre iyi gitse de ben toparlanamadıkça o da yorulmaya başladı. İpler kopunca her şey çığ gibi büyüyor, bir yandan benim için her şeyi yapmaya çalışıyordu, bir yandan da ben ilişkimizde ufacık şeyleri bile sorun haline getirmeye başladıkça, ya da kendimi toparlayamadıkça onun da tepkileri giderek soğuk bir hal alıyordu. Birbirimize hiç sadakatsizlik etmedik, yalanlar olmadı, sevgisizlik olmadı. Ama unutmaya başladık nasıl ve neden sevdiğimizi, onun da beklentileri değişmeye başladı, kaybetme korkusu ise zaten boğulmakta olan beni iyice delirtti, kavgaların dozu giderek arttı. Yine de olana kadar çabalayacağız dedik hep.
Sonra bir gün artık olmayacak dedi. Zaten benim için ailesini karşısına alması gerekecek bir ilişkiydi, buna değecek mi değmeyecek mi düşüncesi vardı hep, bu yük ona ağırdı ama korkusu da bana ağırdı, her şey bir test gibiydi. Benim olmadığım bir gün gitti evden de. Çok uğraştım bir şansımız daha olsun diye ama bana kafasında zaten çok şans verdiğini, tükendiğini, artık sevmediğini söyledi. Ben yalvardıkça bir şeyler daha da kötüleşti. İnsanlara da ümidim olmasın diye korkunç şeyler söylemeye başladı. Bir süre susmaya çalıştım, ama biz birbirimize çok değer veririz, her şeye rağmen. Bunun bilinciyle yazdım ona, bir kere daha konuştuk. Hiç ümit vermedi bana, aksine kendini anlatırken bile bir sonraki hayatın için aklında bulunsun diye anlattı, ama onun için de zor olduğunu anlattı, neden böyle davrandığını, ben biliyordum zaten ama söylediklerinin sebebini, onun hayatındaki önemimi... Sonra konuşup dertleştik, bu bile öyle iyi gelmişti ki ikimize de. Beklediğinden daha iyi olmama sevindi, onunla mutlaka tekrardan karşılaşacağımıza dair inancımı hiç kaybetmeyeceğimi de söyledim. Beni sevmediği sürece onu rahatsız etmeyeceğimi, ama onu hep ne kadar seveceğimi... Bir gün tekrar eskisi gibi hissedersen döneceğine söz ver demiştim, sözünü hatırlattım. Ayrıldıktan sonra yaptığı bazı şeyler için çok pişman oldu o da, hâlâ yıllardır tanıdığım aynı insandı. Bilmiyorum, içimde bir his var. Güçlü bir his, onun hareketlerinden hiç umudum yok ama sanki kaderimin o olduğunu da biliyor gibiyim. Değilse bile çoğu insan bu hayattan ruh eşiyle hiç tanışamadan göçüp gidiyor, ben tanıştım ve yıllarca müthiş şeyler yaşadım. Bunu ona da söyledim, yine de çoğu insandan şanslı ölür giderim. Sizce bana nasıl geri döner?
Aşk İlişkileri
Çamaşır Yıkama Sırları
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 