Kapı açıldığında sınıftaki bütün sesler bir anlığına uzaklaştı.
Ben ise yalnızca ona baktım.
Uzun boyluydu. Saçları ensesine kadar uzanıyordu. Kumraldı. Gözleri düşündüğümden daha iriydi. Gülümsediğinde yanağında beliren gamzeyi ilk kez o gün gördüm.
Henüz adını bile bilmiyordum.
Ama bazı insanları tanımak için isimlerini bilmek gerekmediğini o gün öğrendim.
İngilizce kursuna başladığım ilk haftalardı. Onu ilk gördüğümde hissettiğim şey aşk değildi. Daha çok hayranlıktı.
Akıcı İngilizce konuşuyordu. Kendinden emin görünüyordu. Sınıfa girdiğinde sanki bulunduğu yere aitmiş gibi bir havası vardı.
Ben de fark ettirmeden onu izliyordum.
Önce sesini dinledim.
Sonra gülüşünü.
Sonra gözlerini.
Ve farkına bile varmadan, bir gün onu sınıfa girdiğinde aramaya başladım.
İşte o zaman hayranlığın başka bir şeye dönüştüğünü anladım.
Hoşlanıyordum.
Ama onun bundan haberi yoktu.
En azından ben öyle sanıyordum.
⸻
Kursun bitmesine iki hafta kala sinema salonundaydık.
Koltuğuma oturmuş filmi izlemeye çalışıyordum.
Derken arkamdaki koltuğa birinin oturduğunu fark ettim.
Başımı çevirmedim.
Çünkü kim olduğunu biliyordum.
Kalbim, gözlerimden önce fark etmişti.
Bir süre sonra ayağını hafifçe arkama doğru uzattı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Ne yapacağımı bilemedim.
Dönüp bakmak istedim.
Ama bakarsam yüzümdeki gülümsemeyi saklayamayacağımı biliyordum.
O an filmde ne olduğunu hatırlamıyorum.
Sadece arkamdaki varlığını hatırlıyorum.
Ve o geceden sonra kendime itiraf etmek zorunda kaldığım bir şey vardı:
Ben artık M.’den hoşlanıyordum.
⸻
Son haftalar daha hızlı geçti.
Her ders, bir öncekinden daha kısa sürdü sanki.
Onu görebildiğim her anı zihnimin bir köşesine kaydediyordum.
Bir gün sınıfta herkes gülerken gözlerimi kaldırdım.
Tam o sırada bana baktığını gördüm.
Ya da belki öyle sandım.
Bazen insan görmek istediği şeyi gördüğüne inanır.
Ben de inanmak istedim.
Çünkü hikâyemin yalnızca benim tarafımdan yazılmasını istemiyordum.
Ama kurs bitti.
Ve ben ona hiçbir şey söyleyemedim.
Ta ki son ana kadar.
⸻
Onu yalnız yakaladığımda içimde biriktirdiğim bütün cesaret sanki tek bir cümleye dönüşmüştü.
“M., nasılsın?”
Bana baktı.
Hafifçe gülümsedi.
“Şükür.”
Sadece bu kadar.
Ben de gülümsedim.
Sonra hiçbir şey söylemeden sınıfa geri döndüm.
O an içimde bir şey kırılmadı.
Daha garip bir şey oldu.
İçimde bir kapı açıldı.
Ve ben o kapının arkasında söyleyemediğim bütün cümleleri gördüm.
⸻
Sonunda mesaj attım.
Kendimi anlattım.
Ona karşı hissettiklerimi saklamadım.
Belki bir cevap bekliyordum.
Belki de yalnızca içimde kalmasını istemiyordum.
Mesajı gönderdikten sonra telefon ekranına uzun süre baktım.
Cevap geldi.
Ama beklediğim cevap değildi.
Bana iyi dileklerini iletti.
Ben de ona aynı şekilde karşılık verdim.
Ve hikâyemiz, hiçbir zaman gerçekten başlamadan sona erdi.
En azından ben öyle sandım.
Çünkü aradan zaman geçti.
Ben sosyal medya hesaplarımı kapattım.
Numaramı değiştirdim.
Bir daha yazmadım.
Onu rahatsız etmedim.
Peşinden gitmedim.
Hayatıma devam ettim.
Ama bazen geceleri, hiç beklemediğim bir anda aklıma aynı soru geliyordu:
Acaba o da beni hiç merak etti mi?
Belki bir gün sosyal medyada ismimi aramıştı.
Bulamamıştı.
Belki eski numaramı kaydetmişti.
Aramaya cesaret edememişti.
Belki de hiçbirini yapmamıştı.
Bunu asla öğrenemeyecektim.
Son zamanlarda onu rüyamda görmem de bu soruyu yeniden aklıma getirdi.
Belki rüyam sadece içimde kalan yarım kalmışlığın bir yansımasıydı.
Belki insan, gerçek hayatta tamamlayamadığı hikâyeleri uykusunda tamamlamaya çalışıyordu.
Ama ya öyle değilse?
Ya M. de bir gün beni merak ettiyse?
Ya sosyal medyada arayıp bulamadıysa?
Ya benim neden bir daha yazmadığımı düşündüyse?
Bunların hiçbirini bilmiyorum.
Belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.
Ama bazı hikâyelerin en acı tarafı sonlarının kötü olması değildir.
Bazılarının acısı, sonunun ne olduğunu hiçbir zaman öğrenememektir.
Ben ona söylemek istediğimi söyledim.
Sonra geri çekildim.
Şimdi sıra onda mıydı?
Bilmiyorum.
Ama yine de merak ediyorum:
Sizce M. beni bir gün merak etmiş olabilir mi?
Ben ise yalnızca ona baktım.
Uzun boyluydu. Saçları ensesine kadar uzanıyordu. Kumraldı. Gözleri düşündüğümden daha iriydi. Gülümsediğinde yanağında beliren gamzeyi ilk kez o gün gördüm.
Henüz adını bile bilmiyordum.
Ama bazı insanları tanımak için isimlerini bilmek gerekmediğini o gün öğrendim.
İngilizce kursuna başladığım ilk haftalardı. Onu ilk gördüğümde hissettiğim şey aşk değildi. Daha çok hayranlıktı.
Akıcı İngilizce konuşuyordu. Kendinden emin görünüyordu. Sınıfa girdiğinde sanki bulunduğu yere aitmiş gibi bir havası vardı.
Ben de fark ettirmeden onu izliyordum.
Önce sesini dinledim.
Sonra gülüşünü.
Sonra gözlerini.
Ve farkına bile varmadan, bir gün onu sınıfa girdiğinde aramaya başladım.
İşte o zaman hayranlığın başka bir şeye dönüştüğünü anladım.
Hoşlanıyordum.
Ama onun bundan haberi yoktu.
En azından ben öyle sanıyordum.
⸻
Kursun bitmesine iki hafta kala sinema salonundaydık.
Koltuğuma oturmuş filmi izlemeye çalışıyordum.
Derken arkamdaki koltuğa birinin oturduğunu fark ettim.
Başımı çevirmedim.
Çünkü kim olduğunu biliyordum.
Kalbim, gözlerimden önce fark etmişti.
Bir süre sonra ayağını hafifçe arkama doğru uzattı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Ne yapacağımı bilemedim.
Dönüp bakmak istedim.
Ama bakarsam yüzümdeki gülümsemeyi saklayamayacağımı biliyordum.
O an filmde ne olduğunu hatırlamıyorum.
Sadece arkamdaki varlığını hatırlıyorum.
Ve o geceden sonra kendime itiraf etmek zorunda kaldığım bir şey vardı:
Ben artık M.’den hoşlanıyordum.
⸻
Son haftalar daha hızlı geçti.
Her ders, bir öncekinden daha kısa sürdü sanki.
Onu görebildiğim her anı zihnimin bir köşesine kaydediyordum.
Bir gün sınıfta herkes gülerken gözlerimi kaldırdım.
Tam o sırada bana baktığını gördüm.
Ya da belki öyle sandım.
Bazen insan görmek istediği şeyi gördüğüne inanır.
Ben de inanmak istedim.
Çünkü hikâyemin yalnızca benim tarafımdan yazılmasını istemiyordum.
Ama kurs bitti.
Ve ben ona hiçbir şey söyleyemedim.
Ta ki son ana kadar.
⸻
Onu yalnız yakaladığımda içimde biriktirdiğim bütün cesaret sanki tek bir cümleye dönüşmüştü.
“M., nasılsın?”
Bana baktı.
Hafifçe gülümsedi.
“Şükür.”
Sadece bu kadar.
Ben de gülümsedim.
Sonra hiçbir şey söylemeden sınıfa geri döndüm.
O an içimde bir şey kırılmadı.
Daha garip bir şey oldu.
İçimde bir kapı açıldı.
Ve ben o kapının arkasında söyleyemediğim bütün cümleleri gördüm.
⸻
Sonunda mesaj attım.
Kendimi anlattım.
Ona karşı hissettiklerimi saklamadım.
Belki bir cevap bekliyordum.
Belki de yalnızca içimde kalmasını istemiyordum.
Mesajı gönderdikten sonra telefon ekranına uzun süre baktım.
Cevap geldi.
Ama beklediğim cevap değildi.
Bana iyi dileklerini iletti.
Ben de ona aynı şekilde karşılık verdim.
Ve hikâyemiz, hiçbir zaman gerçekten başlamadan sona erdi.
En azından ben öyle sandım.
Çünkü aradan zaman geçti.
Ben sosyal medya hesaplarımı kapattım.
Numaramı değiştirdim.
Bir daha yazmadım.
Onu rahatsız etmedim.
Peşinden gitmedim.
Hayatıma devam ettim.
Ama bazen geceleri, hiç beklemediğim bir anda aklıma aynı soru geliyordu:
Acaba o da beni hiç merak etti mi?
Belki bir gün sosyal medyada ismimi aramıştı.
Bulamamıştı.
Belki eski numaramı kaydetmişti.
Aramaya cesaret edememişti.
Belki de hiçbirini yapmamıştı.
Bunu asla öğrenemeyecektim.
Son zamanlarda onu rüyamda görmem de bu soruyu yeniden aklıma getirdi.
Belki rüyam sadece içimde kalan yarım kalmışlığın bir yansımasıydı.
Belki insan, gerçek hayatta tamamlayamadığı hikâyeleri uykusunda tamamlamaya çalışıyordu.
Ama ya öyle değilse?
Ya M. de bir gün beni merak ettiyse?
Ya sosyal medyada arayıp bulamadıysa?
Ya benim neden bir daha yazmadığımı düşündüyse?
Bunların hiçbirini bilmiyorum.
Belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim.
Ama bazı hikâyelerin en acı tarafı sonlarının kötü olması değildir.
Bazılarının acısı, sonunun ne olduğunu hiçbir zaman öğrenememektir.
Ben ona söylemek istediğimi söyledim.
Sonra geri çekildim.
Şimdi sıra onda mıydı?
Bilmiyorum.
Ama yine de merak ediyorum:
Sizce M. beni bir gün merak etmiş olabilir mi?
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Üniversite Tercih
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer