
Aşık olduğumda ne çocuklaşıyorum ne de olgunlaşıyorum; ikisi arasındaki o ince, kırılgan çizgide dans ediyorum. Sanki ruhumun bir yarısı hiç büyümemiş bir çocuk gibi şaşkın ve hevesli; diğer yarısı ise hayatın tüm ağırlığını omuzlarında taşıyan bir bilge. Attila İlhan’ın dediği gibi; 'Ben sana mecburum, bilemezsin; adını mıh gibi aklımda tutuyorum.' Ama bu mecburi hal, bende bir çocuk gibi elini tutma isteğiyle, bir yetişkin gibi o eli asla bırakmama sadakatini birleştiriyor. Aşka düşmek, aslında insanın kendi içindeki o tezatların en güzel uyumunu keşfetmesiymiş; çocuksu bir saflıkla, olgun bir teslimiyetle sevmek.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer