Fazla fedakârlık fazla beklenti demektir. Fedakârlık arttıkça beklentiler, beklentiler karşılanmadıkça da kırgınlıklar ve öfke artar. Nihayet öyle bir çıkmaza girilmiştir ki, biriken olumsuz duygular içe atılsa kişiyi, dışa atılsa ilişkiyi yaralar.
Örneğin, fedakâr ve karşıdaki insanın mutluluğundan mutlu olan insanlar vardır. Bunlar kendilerini hiçbir zaman karşıdakinin gözünden görmez. Kısaca ben böyleyim, o da öyle der, meseleyi kişilik çatışmasına getirmez.
Ama öyle insanlar var ki fedakârlık yapar (özellikle kadınlar) yaptığı fedakârlığı hiç unutmaz ve devamlı olarak karşı tarafa veya çevresine ben şunu yaptım da bunu yaptım da şöyle ettim de diye anlatır. Bu fedakârlık değil, aksine al-ver ilişkisidir.
Yani ben sana bunu yaptım ya, sen de bana bunu yapacaksın demenin diğer adı olup çıkmış fedakarlık, ama al-ver ilişkisi bu.
Günümüz insanlarının şuur kapasitesi de düştüğü için her konuyu kendi benlik alanında değerlendiriyor ve buna da doğru olan bu diyerek menfaat katıyor.
Fedakârlığın içinde öncelikle karşılıksızlık yatar. Karşılık varsa fedakârlık değildir o...
Evet, bazen yapar. Sürekli fedakârlık yapan, hep alttan alan biri zamanla görünmez olmaya başlar. İnsanlar çoğu zaman verilen emeğe değil, sınır koyabilen duruşa daha çok değer veriyor. Kendinden fazla ödün verince karşı taraf alışıyor ve o fedakârlık sıradanlaşıyor. Bu yüzden insan bazen kendini de korumayı bilmeli.
Yazdıklarından bayağı bir yorgunluk hissediliyor, kalbin dolmuş gibi… 🌫️💔 Fazla fedakârlık tek başına insanı değersiz yapmaz ama sen kendini sürekli geri plana atarsan, karşındaki zamanla bunu “normale” alabilir. Asıl kıran şey karşılık beklemek değil, beklentini hiç konuşamamak. İçine attıkça sen eksiliyorsun… 🥺 Sence gerçekten fedakârlık mı yaptın yoksa sevilmek için mi fazlaca verdin? 💭💕
İnsanlar sizi davranış kalıplarınız üzerinden tanır, bu size dair beklenti oluşturur. Biri için sürekli kendinizden verirseniz vermek sizin için norm haline gelir, karşı taraf bunu sürekli sizden bekler. Bir kere bile kendinizi öne atarsanız ilişkileriniz biter lakin aksine hep kendi merkezinizi korusanız ve insanlara yaptığınız iyilikler sık olmasa bu normunuz olmadığı için karşı taraf kendisine değer verdiğinizi düşünür.
Fazla fedakarlık seni değersiz yapmaz. Ancak kime karşı fedakarlık yaptığına dikkat ⚠etmelisin. Bu insan fedakarlıkların karşisinda seni hor görebilecek , değersizleştirme değersiz olduğunu düşünmemene de yol 👣 açabilir bence. burada kontrolü eline aşmalısın. Birinci madde fedakarlık, hak edilene, verilmeli. ikinci madde alma - verme dengesini kaybetmemelisin bence her şey dozunda güzel ve ölçüsünde , karşısındaki sana vaktinde kıymet verdiyse ver, vermediyse verme.
Bu biraz fedakarlığı ne için yaptığınla ilgilidir, bunu kendi değerini kanıtlamak için yaparsa, zamanla kendini yıpratır ve gerçek kıymetini kaybeder. Fedakârlık, gönülden yapıldığında anlam kazanır, zorla yapıldığında ise yorgunluk getirir.
Aslında fedakârlık bizim insanlığımızı gösterir; bu da sahip olduğumuz değerlerin bir yansımasıdır. Fakat fazlası, bir noktadan sonra bizi değersizleştirebilir. Çünkü yaptığımız fedakârlıkların her zaman karşılığını alamayız ve çoğu zaman değerimiz bilinmez.
Fedakarlığın azı çoğu olmaz sadece bunun hak edilmediğini fark ettiğin an hepsini almayı bileceksin geri yani. Bir defa bile fedakârlık yapmayacaksın o vakitten sonra. Çünkü sen zaten o fedakarlığın değerini yeteri kadar vermişsindir.
Fedakarlık daha çok sevilmek için nafile bir çırpınış gibidir. Ödün vermekle gelecek sevgiye muhtaçlık hissinin altında psikolojik sebepler vardır. Bunu farkedip kendini analiz etmeye başlarsa insan, kendi değerini de anlayabilir.
Yapar. Fedakarlık zaten kişinin kendisiyle ilgili bir durum. Değersizleşeceğini bile bile fedakarlık yapıp yine de "değdi" diyebiliyorsa yaptığı fedakarlığın bir anlamı vardır