Neden evlenmek istemiyorsun?

Bu soruyu “neden” değil de, “ne için evlenmek istemiyorum” diye cevaplayabilirim.
Peki, tabii ki o şekilde de cevaplayabilirsin.

“Ne için” cevabı, aslında zaman içinde biraz gerilerde başlıyor.
Gençlik yıllarımdı… Lisede okurken tanışmıştık sevdiğim kızla. “Lise aşkı” derler ya, işte öyle. Birbirimizi ciddi olarak seviyorduk. Okul çıkışı ya da hafta sonları fırsat buldukça buluşuyor, kaçamak görüşmeler yapıyorduk. Evlenme hayalleri kuruyorduk…

Ben ciddi olarak onunla evlenmek istediğimi ailesine söylemesini istedim.
O da bu durumu önce ablasına, sonra annesine söylemek istediğini söyledi.
“İyi, olur, söyle,” dedim.

Önce ablasına açılmış bu konuyu.
Ablası başlamış sormaya:
“Kim bu? Kimlerden? Nereli? İnancı, mezhebi nedir? Nasıl birisi? İçkisi, kumarı, kötü alışkanlığı var mı? Askerliğini yapmış mı? Ne iş yapar? Bir mesleği, işi gücü var mı? Nerede çalışıyor? Evlenmek için parası pulu, evi var mı? Nerede oturuyorlar? Ailesi nasıl birileri?” …vs, vs…

Maalesef o zamanın şartlarında, sevdiğim kızla evlenmek için istenen bu kriterlere uygun bir damat adayı olarak görülmediğim için, kızı bana vermek istemediklerini söylemişler.

Beraber okuduğumuz lise bitmişti. Yani görüşme, konuşma ihtimali de sıfırdı artık.
“Benimle evlenmek istiyorsa onu kaçırırım,” diye ona yakın bir kız arkadaşından haber göndermiştim.
Bana, “Olmaz, aileme bunu yapamam,” şeklinde bir cevap vermiş.

Aldığım bu cevapla adeta dünya başıma yıkıldı.
Hayata küstüm. Meşgale olsun diye üniversite sınavlarına hazırlandım.
Kıbrıs’ta bir üniversiteyi kazandım, okumaya oraya gittim. Üniversiteyi bitirdim. Sömestir tatillerinde ya da bayramlarda eve yaşadığım şehire de küsmüştüm gitmek istemediğim için annem babam yanıma geliyordu; onlar için de tatil oluyordu.

Üniversite bitince Kıbrıs’ta ilk mesleki işimi buldum. 1-2 sene sonra askere gittim, 18 ay yedek subay olarak görev yaptım. Ardından yaklaşık 5 sene kadar geçen bir süreden sonra Kıbrıs’a dönmeyip baba ocağına döndüm.

Çok kırgın, çok üzgün, kızgın, hırslı olsam da…
İçimde hep o sevdiğim kızla ilgili bir merak vardı:
Ne yapıyor, nasıl, evlenmiş midir, hale beaâr mıdır?
Hiç görmeden, haber almadan geçen onca yıla rağmen tam olarak kopamamıştım.
İçinde halen...
Acaba bir yerde karşılaşır mıyız ümidi bile besliyordum.

Derken bir yabancı firmanın motor fabrikasında kısım müdürü olarak bir işe başladım.
Fabrikanın tanıdığı ek hizmetle, yurt dışından hem çalışma hem yüksek lisans yapma imkanı buldum, yurt dışına gittim bir yanda yüksek lisan eğitimi gördün ve çalıştım.

Aradan yine 5 seneye yakın bir zaman geçti.

Ben halen evlenmedim.

Ne için evleneyim ki?
Yalan...
Sevgi paha biçilemez bir şey değil…

“Paran varsa, işin varsa, mesleğin varsa, dinin, mezhebin uyuyorsa, ailen iyi ise, evin varsa…”
Varsa, varsa…

Bir zamanlar kızlarını sevdiğine “varsa”lar kriterleri ile satan kızların anaları, babaları, ablaları şimdi...

“Kızım için ciddi ciddi evlenmek isteyen ortada ama adam gibi erkek yok,” diye yakınıp sızlanıyorlar... Niye adam kalmadı?

Alsınlar, buyursunlar…
Artık insanlar imkanına göre seviyor çünkü...

"Bu yazı ve konusu tamamen bir hayel ürünüdür..."

Neden evlenmek istemiyorsun?
Cevapla