Bazı insanlar öyle derin sevilir ki, onlara zarar verebilecek şeyleri bile kabullenir insan… Çünkü aşk, bazen kendini unutmak gibidir. Ama zamanla o kabulleniş içten içe seni tüketmeye başlar. Bir yanda kalbini titreten sevda, diğer yanda yavaş yavaş yitirdiğin benliğin kalır. İşte o an gelir; ya onu severken kendinden vazgeçersin ya da kendini korurken onu kaybedersin. Peki, gerçek aşk sence hangisini seçmektir?
Gerçek aşk, bazen kendinden vazgeçmek midir, yoksa ne olursa olsun kendini koruyabilmek mi?
Gerçek aşk aslında dengedir. Ne tamamen kendinden vazgeçmektir, ne de her durumda sadece kendini korumaktır. Sevdiğin insana kalbini açmak, fedakârlık yapmak elbette gerçek aşkın bir parçasıdır. Ama kendinden vazgeçmek dediğin şey eğer değerlerini, ruhunu, onurunu feda etmek anlamına geliyorsa bu sağlıklı bir sevgi değildir, bağımlılıktır. Öte yandan her zaman kendini koruma kalkanlarıyla dolaşmak, duygularını açmamaya çalışmak da ilişkinin derinleşmesini engeller. Gerçek aşk hem bir başkasını içtenlikle sahiplenmek hem de kendi sınırlarını, benliğini koruyabilmektir. Yani ne olursa olsun kendini yok etmek değil, iki insanın da varlığını değerli bulup dengede kalmayı başarmasıdır.
Bence gerçek aşk, ne olursa olsun önce kendini korumaktır. Kendinden çok fazla verirsen bir süre sonra yıpranırsın. Sevgi fedakarlık ister ama sınır da olmalı. Hep taviz ver olmaz, karşılıklı olmalı fedakarlık.
Bazen gerçekten sevdiğinde, kendinden vazgeçmeye hazır olursun. Onun iyiliği için, onun mutluluğu için… Ama bu, kendini tamamen yok saymak demek değildir. Eğer sürekli kendinden verip geriye bir şey kalmıyorsa, o artık aşk değil, tükeniş olur. Gerçek aşk, dengedir bence. Bazen geri çekilmek, bazen fedakârlık yapmak gerekir. Ama aynı zamanda ne olursa olsun kendini de koruyabilmelisin. Çünkü kendini kaybedersen, o aşkı da sağlıklı taşıyamazsın. Kendinden vazgeçmek, sadece sevdiğin insan büyüsün diye bir adım geri çekilmektir belki... Ama kendini korumak da, birlikte ayakta kalmak için şarttır. Gerçek aşk, bu ikisini aynı kalpte taşıyabilmektir.
Mecnun sevdi çöllere düştü, Leyla sevgi sarayından oldu, Züleyha sevdi sultanlığından oldu.. Sen diyor eyy aşık neyinden vazgeçebilirsin? Karşılıklıdır feda edişler aşkta, eğer kendinden bir parça feda edemiyorsan o zaman sadece gönlümü eğlendirdim yoluma bakıyorum dersin..
Aşk, bazen insanı kendinden vazgeçirmek gibi görünse de gerçek olan, sevdiğinle beraber büyüyüp güzelleşebilmek. Kendinden tamamen ödün vermek uzun vadede sana zarar verir, çünkü sağlam bir ilişki; sevgi, saygı ve iki bireyin de kendini koruyabildiği bir denge üzerine kurulur. 🌹 O dengeyi bulabilmek gerçek sanattır!
Gerçek aşk, aslında bu ikisinin arasında denge kurmak gibidir. Bazen sevdiğimiz kişi için fedakarlık yapıp kendimizden ödün veririz bu sevgiyi iyice artırır ama fedakârlık sürekli olarak tekrar edilir kendi değerimizi kaybedersek bu aşk iyi olmaz. Diğer yandan kendimizi korumakta aşk için önemlidir, kendimizi korumak karşılıklı saygıyı artırır ve ilişkiyi sağlamlaştırmaya yardımcı olur. Sonuç olarak gerçek aşk ne tam olarak kendimizden vazgeçmeyi ne de sadece kendimizi düşünmeyi gerektiriyor önemli olan hem kendimizi korumak hemde birbirimizi koruyacağımız bir dengeyi oluşturmak.
Aşk ne kadar sevsende kendini koruyabilmektir ben kendimi koruyamazsam iyi olmazsam iyi hissetmezsen o bana aşktan çok sadece Zarar olarak döner.. bu yüzden her zaman sınırlarımi bilir çizmeyi tercih ederim
Ben kendimi kaybettikten sonra kimseye fayda sağlamam. Aşk da tek değil iki kişilik düşünmektir. Kendimi koruyamazsam bizi koruyamam bu yüzden kendini koruyabilmek diyorum