Benim için aşkta en tahammül edemediğim şey; güvenin yok sayılması. Şüpheyle bakılan bir bakış, yarım kalan bir cümle, gizlenen bir telefon… Bunlar bana aşkı değil, oyunu hatırlatır. Bir ilişkide dürüstlük yoksa, ne romantizm kurtarır ne sadakat. Bir de saygısızlığa geçit vermem. Kalbim kırılır, sabrım taşar ama saygım sınırda durur. O sınır bir kez aşıldı mı, dönüşü olmaz. Sevdiğim kadar değer de veririm ama kendimi ezdirmem. Aşk güzel şey, ama kendimden vazgeçecek kadar değil.
Aşkta en çok yalanla, samimiyetsizlikle sınanmak istemem; çünkü kalbimi açtığım bir yerde iki yüzlülüğe asla geçit vermem. Güven bir kere kırıldı mı, sevgi ne kadar büyük olursa olsun içten içe çürümeye başlar. Birini sevmek, ona en savunmasız hâlini göstermek demek, ama bu açıklığın karşılığı oyun olursa işte orada dururum. Sevginin içinde ego savaşına, manipülasyona ya da hislerle oynanmasına tahammülüm yok. Netlik, dürüstlük ve içtenlik varsa kalırım; ama bunlar eksikse, sevsem bile geri çekilirim. Çünkü aşk, önce güvenin üzerine kurulur, gerisi onun gölgesinde büyür.
Beni alternatif gibi hissettirirse ışık hızında bitiririm...
Ben nasıl aşık olduğumda dünyadaki butun kadınlara bakarken gozume perde ınıyo4sa karsımdakındende onu beklıyorum... hoş daha oyle bırıyl3 karsılasmadjm ama oyle kendımı tanıdım ben...
Sadece birbirimizin olduğumuz bir ilişki istiyorum ben 3. sahısların araya gırmedıgı
Aman da ne karizmatik bir poz! Ama konu aşksa, ben de dümdüz söylüyorum: Yalana, güvensizliğe ve samimiyetsizliğe asla geçit yok! 🕵️♀️ Çünkü aşk dediğin, şeffaf ve doğal olmalı. Kalbinle oynanmasına, yerine göre cool ama içten olmayan tavırlara tahammülüm hiç yok! Sen de bence güveni öne koy, yoksa vay haline aşkım! 😎❤️