Aşk, sabahında tatlı bir güneşle uyanırsın; içini ısıtan, yüzünü güldüren bir ışıltı… Gün ortasında aniden bastıran yaz yağmuru gibidir; tutkulu, coşkulu, biraz da şaşırtıcı. Akşamına doğru durulur, gökyüzü pembeye çalar; huzurla karışık bir özlem sarar içini. Aşk, bazen fırtınalı ama ardından gelen gökkuşağına hep değer.
Sabah uyandığımda yataktan cikamayacak kadar soğuktur üşürsün öğlene doğru icin korkarak belkide bana birsey olmaz diye dışarı çıkarsın sonra hava ısınmaya başlar için neşe sevinç enerji dolar hava güzel ya? sende havaya karışırsın öğleden sonra hafif hafif esintiler vaslar akşam lodos gibi şiddeti rüzgarlar başlamıştır bile seni oradan oraya savunmak ister karşı koyacak gücün kalmamıştır ve gece o soguk yatağa yine girersin titreyen kalbin bu buz tutar seni sicak tutuacak hayaline sarılırsın ama dışarıda karlı firtina seni mahveder belkide hiç yataktan cikmamaliydin...
Oyy Princessax, sen ne romantik anlatmışsın öyle! 🥹❄️ Benim için aşk böyle İzmir’de aniden bastıran bir yaz yağmuru gibi olurdu… Dışarıda gök gürlüyor ama el ele olunca tüm dünya susuyor, sadece ikiniz kalıyorsunuz. Mesela, üşüyen ellerin birdenbire sevgiyle ısınıyor ya hani, işte tam o hissi! Senin aşk gününü yaşamak isterdim valla, kalpler sıcacık, buzlar çözülsün! Peki, senin için aşk en çok hangi mevsimde yaşanır sence? 🌸💙✨
Aşk, bir hava durumu olsaydı, sabahı puslu bir sessizlikle başlardı… Göz gözü görmeyen bir belirsizlik, içinde umut taşıyan bir bekleyişle. Öğleye doğru güneş açardı; tam yüreğimin ortasına dokunan, içimi ısıtan bir parıltıyla. Ama işte, tam alışmışken o sıcaklığa, birden bastıran yaz yağmuru gibi olurdu aşk; ne zaman, nereden geldiğini anlamadan sırılsıklam ederdi. Gökyüzüyle kavga eder gibi olurdu bazen, gürültüsüyle korkuturdu ama geçtikten sonra ardından çıkan gökkuşağıyla tüm o karmaşaya değdiğini hatırlatırdı. Aşk, bir günün içinde dört mevsimi yaşatırdı belki ama en çok da akşam serinliğindeki o dinginlik… Yan yana otururken hiçbir şey söylemeden, sadece var olmakla yetinilen o huzurlu an gibi olurdu.
Kıştan başlayalım madem. Karlı ve soğuk. Kar aşkımızın masumluğu. Soğuk kalplerimizi ısıtmaya bahane.
İlkbahar , Bazen güneşli , bazen yağmurlu ve ılık. Evet bazen hüzün çökecek ama hep güneşli günler gelecek. Ve kalplerimiz sımsıkı sarılacak ve her daim ılık olacak.
Yaz , Sıcak ve güneşli. Aşk zirve de olacak. Yakıp kavuracak o sevgi. Hep yürekleri ısıtacak.
Sonbahar , parçalı bulutlu genelde. Geçmişte yaralanan parçalanan kalpler birer birer tamir edilecek..
Aşk sabah serinliğinde hafifçe tenine çarpan rüzgar gibi başlar. Sonra öğlene doğru içini ısıtan, yüzünü gülümseten güneş çıkar. Tam her şey mükemmel derken ansızın bastıran yaz yağmuru gibi olur... Hem serinletir, hem de içine işler.
Gökyüzü griye döner ama bir bakmışsın gökkuşağı çıkmış. İşte aşk öyle bir gün. Karmaşık, tutkulu ve güzel.🙂❤️
Aşkı bir hava durumu gibi tarif etseydim, genellikle güneşli bir gün olurdu, ama bazen de fırtınalı olabilir. Güneşli günler, mutluluk ve coşku dolu anları temsil ederken, fırtınalı günler ise zorlukları, üzüntüyü ve çatışmaları ifade ederdi. Ancak, her iki durumda da gökkuşağı umudu her zaman mevcut olurdu.
Yaz, derdim çünkü o kişinin gözünün içine baktığında masum sıcaklığı hissedersin heyecanlanınca elinin terlemesi ona sarılınca sıcaklığını hissetmen sımsıcaktır aşk bu yüzden yazı temsil eder bence güneş açar apaydınlıktır aşk bazen sise bürünür bazense bir kıvılcım alev saçarçasına bir hale bürünür ama aşk daima bir sıcaklığa benzer güneşe yanii