Bir zamanlar dememek adına sevdiğine inandığında, bir değil onlarca şans verin. Sevginin kıymetini, hiç ölçmeyecek kadar verin. Kaybolmayın, kaybetmeyin, bitirmeyin. Sizi çok sevene rastlamak yıllar alıyor çünkü. Yeniden ona rast gelme ihtimalsizliğini yüreğinizde bitirmeyin. Buna imkan vermeyin.
Hayat çok kısa bir perde. O perde inmeden birbirinize vereceklerinizi verin. Bir gün pişmanlık sizi ziyaret etmeden. Fakat bunları korkmadan yapın. Çünkü kaçmak korkaklık demişlerdi bize.
Zor anlarınızda yanınızda olana inanmaya devam edin.
Ben yapışkan kızları sevmiyorum maalesef. Çünkü bir insan bir insanı hiç tanımadan çok fazla üstüne düşüyorsa bu bir problemdir.
Nasıl ki kadınlar efendi diye tabir edilen erkekler için "beni tanımıyor bu kadar iyilik yapıyor, çok itici" diye düşünüyorsa aynısı kadın için de geçerli.
Çoğu kadının hoşlandığı ağır erkek tipi kadın için de geçerli.
Bir erkek de başta ona aşırı ilgi gösteren kıza bakar ve "çok üstüme düşüyor bir anda gidecek" diye düşünür. Tecrübesi olmayan erkek de bu tarz kızın bir anda gitmesinden sonra "kadınlar böyle işte" diye düşünecektir.
Gerçek olan şudur: Adriana lima bile olsan, kıvanç Tatlıtuğ bile olsan bir insanın özelliğini huyunu suyunu belli müddet izlemeden ona çok samimi yaklasman, ona kalbini sonuna kadar açman karşı tarafta itici bir his uyandırır.
O yüzden ağır başlayan şeyler güzeldir. Merak duygusu güzeldir. Efendi erkek çok verici olduğu için sevilmez, çoğu kızın "erkek hanımefendi kızı sevmiyor" şeklinde düşündüğü gibi.
İnsanlar karşındakinin alanını aşırı derecede ihlal etmese ve aşırı derecede soğuk durmasa çoğu kişi sağlıklı ilişki kurar.
Toksik ilişki isteyen insan ayrı bir boyut. O insan o toksik kişiyi sevmiyor, psikolojide yaralı yeri tamamlama egilimimiz vardır. Her kadın ona acı veren erkekten intikam almak için vardır. Bu intikamı o ilişkide yavaş yavaş zehirleyerek alacağını sanır. Çünkü bir anda gitmek ölüm gibidir. Çoğu kadın yavaş yavaş zehirlemek istediği o erkeği (aslında çocukluğunda sevgi alamadığı anne babayı) alt edemeden erkek tarafından öldürülür veya şiddete maruz kalır.
Benim sevilecek bir tarafım yok. Bir insanın beni sevmesi demek, onun hayatının mahvolmak üzere olması demek. Hayatıma girip, büyük bir sıkıntıyla karşılaşması mı daha iyidir, yoksa reddettiğim için üzülmesi mi? Bence üzülmesi daha iyidir.
Artık kimsenin düşmanlığına ihtiyaç duymuyorum. Kimseyi kendime düşman etmek istemiyorum. Bu yüzden beni çok seven birisine, asla şans tanımazdım. Üzülür, birkaç güne unuturdu.
yani duruma göre değişir. Mesela buradanda dahil olmak üzere genç kızlardan yazan oluyor. Dışarıdan takip eden tanışmak isteyen oluyor. Yaş farkı olunca acaba olur mu diye bile düşünmüyorum. Şans vermek vs haddime değil. Sadece olmayacağını düşündüğüm şeyin şans ile alakası yok
Sevme, emek ve fedakarlıkla olur. Dışarıdan olan sadece hoşlantıdır ve sevgiyle hiç alakası yoktur. Dizilerden etkilenebilirsiniz ama hayat o senaryoları çöpe atıyor bilesiniz.😏
Karşının duygularını kırar zaten benim ona duygusal hisler taşımamam. Uzak furmak gerek bu tür durumlarda.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
+1 yıl
Eğer kıymet bilecek birisiyse mantığıma da uyuyorsa o kadar çok seven birine tabiki şans tanırım. Kıymet bilmeyenlere şans verdik de ne oldu, sonu pişmanlık.