Aslında bu anlatılacak bir şey değil.. Kelimeler bu acıyı tarif edemez.. Yutkunmak istersin ama yutkunamazsın boğazın düğüm düğüm.. Ağlamak istersin ağlayamazsın gözlerin dolu dolu.. Öyle bir acı ki bu tarifi yok.. Ancak yaşayan anlar..
Bir odaya giriyor sun. Sesin çıksın istiyorsun çıkmıyor Uykun yok oluyor Kimsen yok anlatacak Anlatsan da bir iki dinler sonra dinlemez Bide o kızın yakının da isen her gün daha ölüm senin için Yeri geldi neyzen Tevfik Yeri geldi atsız ata Yeri geldi can yücel gibi oluyor sun Sitemin bitmiyor Kimisi ayık kalarak sabahlara kadar Çay içerek Kimisi rakı, bira da bulur komaya girene kadar içer Kimi sabaha kadar kahve sigara içer Kalbin her daim spazm geçirir Ölüyormuş gibi hissediyorsun Yanında kimsen Yazacak daha nice sayfalarca kelam var Artık siz anlayın Hasretlik bir çölde yalnız kalmak
Aşk acısı diye bir şey yok aslında.. insanlar alıştığı kişiyi sevdiği kişiyi bir süre daha hatırlamaya devam ediyor doğal olarak.. ama her şey gibi aşk acısı denilen şey de geçer zaten illa ki.. zamana bırakmaları lazım abartılacak bir şey değil
En sevdiğin kitaba başladığın anda yağmurun yağıp bütün kitabı ıslatması gibi.
Ya da gelmesini beş gözle beklediğin insanın koşa koşa -seni yok sayarak- bir başkasıyla buluşması gibi veya canının çok çiğ köfte çekmesi ve çiğ köfteciye gittiğinde son çiğ köftesini birine verdiğini görmen gibi
Kalbinde bir yanma hissi.. Geçici koma hali ve depresyon. Çok yoğunlaşmamak lazım o dönem duygulara. Bir hobi edinmeki ya da spor. Kafa dağitilmali sonra herkes gidince ühühü ağlamaya devam😂
Eski sevgilime ilişkimizi bitirmek istediğimde defalarca geri döndü ve bana dedi ki " bunun tarifi yok ama en yakını ailemden canımdan biri ölmüş sanki" ölüm acısı gibi bir acıydı o gece bana yaşattığın demişti...
Hani böyle hevesle gülücükler saçarak odaya girersin de için kıpır kıpırken hiç beklemediğin anda serçe parmağını koltuğun kenarına vurursunda yüzün muşmula yemişe döner. Tam olarak böyle birsey