Kafanızda kendisiyle ilgili birden fazla soru işaretleri bırakan biriyle arkadaşlığınızı sürdürür müsünüz? Bu soruları umursamaz dost mu olursunuz yoksa sorup yanıtlarını öğrenmek ve berrak bir şekilde devam etmek mi istersiniz? Ben kafamda şüpheli sorularla kimseyle iletişimimi sağlıklı sürdüremiyorum mesela. O sorular ve şüpheler beni kemirir. Benim hayatımda cevabını veremeyeceğim hiçbir şey yokken karşımdaki insan sorularımdan kaçıyorsa, dürüstçe cevaplamak yerine saldırıp çirkinleşiyorsa sorularımda haklı olduğumu düşünürüm. Küçük ya da büyük kafamda soru işaretleriyle ilişkilerimi sürdüremiyorum. Peki ya siz?
Ben öyle durumlarda önce kendimi sorguluyorum haksızlık olmaması için. İyice düşünüp mantıklı buluyorsam eğer o soru işaretlerini altın tepside sunarım. Tepsiyi silip süpürürse ne ala ama yok elinin tersi ile itiyorsa tepsiyi kafasında kırarım. Sürdüremem net olmayan bir şeyleri sevmiyorum. Ben her zaman kartlarımı açık oynarım ne yaşarsam hissedersem aktarırım. İşine gelen benimle yol alır işine gelmeyen kendisi yoluna bakar.
Kafamda soru işareti varsa o insanla oturup keyifle birer kahve bile içmem, evime almam ve davetlerini kabul etmem. Tıpkı detaya yazdığın gibi benim hayatımda cevabını veremeyeceğim hiçbir şey yoksa karşı taraftan da aynı şeffaflığı isterim. Ha bu demek değil ki ne var ne yok tüm detayıyla döksün önüme. Elbette herkesin bir özeli ya da açmak istemediği yaraları olabilir. Ancak o zaman da bunu izah etmeli bu konuda konuşmak istemiyorum çünkü şöyle ya da böyle diye. Ben de en azından hassasiyetlerini bilir saygı duyarım. Ama hiçbir soruma cevap alamıyorsam ya da örneğin sorularım karşısında agresifleşiyorsa, sürekli konuyu değiştiriyorsa, erteliyorsa vs. o insandan uzak dururum. Kendi gibi gizemli ne idiği belirsiz insanlarla takılsın. O sorularla baş başa kalırsam cevaplarını kendi kafamda kurarım çünkü. O da iki taraf için de hoş olmaz.
Biriyle arkadaş olmam veya arkadaş kalabilmem için onun hakkında herşeyi bilmeme gerek yok. Cevap vermek istemediği soruların üstünü atıyorum “ailevi” diye örtebilir. Asla yadırgamam. Konuşmak, paylaşmak istemiyorda olabilir “benim için hassas bir konu” derse yine hemen kapatırım konuyu. Fakat birinin bana dürüst olmadığını sezersem, o ilişki samimi olmaz. Bende kendimi tam veremem. Kimseyi yormaya gerek yok der mesafemi korurum.
Sürdürmem keser atarım. Şüphelenmişsem özelliklede kesin bir şey çıkıyor altından. Hele ki böyle vıcık vıcık samimiyetteyse. Herkese aynı yaklaşıyorsa ve bir mesafesi yoksa. Sürekli seninle alakalı soru sorup merak ediyorum lafı altında bilgi almaya çalışıyorsa. Mesafemi koyar, iletişimimi keserim...
Bir meyvenin içindeki kurt nasıl ki onu yiyip bitirir, insanın aklındaki soru işaretleri ve şüpheler de ilişkiyi bitirir.. En olumsuz ve acıtıcı sözler bile mallakta olmaktan daha kötü değil.. Ya gelecek saklanmadan, çırılçıplak ya da hiç yaklaşmayacak.. Sebebini mantıklı bir cevaba bağlayamayacağı işlere de girmeyecek..
Sürdürmem. Şüphe ve can sıkıcı belirsizlikler bir ilişkiyi ayrılığa sürükleyen en temel etkenlerden ikisidir. Kafamdaki soru işaretlerini kaldırabilecekse ne âlâ, buyursun kaldırsın. Kaldıramıyorsa ayrılık kaçınılmaz son olur...
Ben sürdürürüm. Kişisinden kişisine değişir gerçi değer veriyorsam sürdürürüm ama her zman pusuda beklerim kendimi herşeye hazırlarım eğer şüphelendiğim şeyde haklıysam sessizce giderim
Bu soru işaretlerinin ne kadar fazla olduğuna bağlı. Hakkında her şeyi en ince detayına kadar öğrenmeme gerek yok ama önemli konularda net olabilmek daha iyidir. Arkadaş kalınabilse bile ilişkiyi zor duruma sokabilir ileride bu durum.