Korkunç bir fırtınanın ıssız bir kıyıya fırlatıp attığı iki insan gibi yan yana, ezik, bitkin, üzgün, öylece oturuyorlardı. Raskolnikov, Sonya’ya bakıyor ve onun kendisini ne kadar çok sevdiğini hissediyordu. Böylesine çok sevilmek ona tuhaf bir acı vermişti. Gerçekten de çok tuhaf, korkunç bir duyguydu bu! Buraya gelirken Sonya'nın kendisi için son umut, son çıkış yolu olduğunu düşünmüştü. Acılarının hiç değilse bir kısmını burada bırakacağını ummuştu. Ama genç kızın bütün kalbini kendisine verdiğini anladığı anda, eskisinden çok daha mutsuz hissetmişti. Dostoyevski - Suç ve Ceza
Çok sevilmenin verdiği sorumluluk hissi neden bazılarına ağır gelir?
Ömrü boyunca sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen, içindeki organları sadece emaneten taşıyan bazı bedenlerin suçunu çeker çok sevmenin köşesini kapanlar. Zaruri ihtiyaçlarını dahi başka kalplerden karşıladıklarını itiraf edemedikleri gibi uzatılan elin en aşağı hızla düşüşünü izlerler. Ve gariptir ki en çok onlar sevilirler. Bir teraziyi dengede tutmak mümkün olmuyor sevmek konusu açılınca. Belki çok sevmenin zamlı aylarını yaşıyor olsaydık bu denli israf etmezdik değmeyenler için. Olsun, tecrübemizin canı sağolsun 🙏
Bunu Bediüzzaman şöyle izah eder: "Samed âyinesi olan bâtın-ı kalble sanem-misal dünyevî mahbuplara perestiş etmek, o mahbupların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira, fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar..."Yani, Allah'a yönelik kalb, Allah'ı arayan, isteyen kalbin; dünyevi sevgililere taparcasına sevgi gördüğü vakit, gözünde küçülüyor ve düşüyor.. Sevilen kişinin kalbi bunu hor görüyor.. Çünkü taparcasına sevgi o kalbe layık değil.. Fıtrat bunu anlıyor ve reddediyor..#Vesselam
Taparcasına değil de insan gibi sevilmek bile bazılarına ağır geliyor üstad. O da belki de Allah'a yönelik olması gereken kalplerini karartıp başka şeylere yöneltmiş insanlara yük olduğu içindir...
En İyi Cevaplar