Aşık olmak bir insana karşı duyulan sıcak ve anlamlı duyguları temiz duyguları ifade eder, ama günümüz için bu kelimenin bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insanlar beş dakika da beğendiği ten rengini fiziği aşk sevgi olarak düşünüyor ama bu aşk değil kendini kandırmaktır. Şöyle bir örnek vermek isterim benim abim evlendi ama evlenmeden önce de evi eşyaları her şeyi hazırdı ve 3 ayda konuştuğu bir kız ile şu anda evli soracak olursanız gerçekten seviyor mu? Tabii ki hayır birisi maddi imkanı yerinde olduğu için abime geldi Abim de sırf ömür geçiyor evde kaldım korkusu ile evlendi, gelelim bana ben bedensel engelliyim tamam evlilik için elbette sorun değil ama maddi olarak maaş yok ev yok eşya yok sizce benimle kim evlenir? Kimse evlenmez çünkü artık insanlar evleneceği insanın gelir durumuna göre karar veriyor. Bu yüzden de TL hesabı bir insanın ne kadar yüksek olursa karşıda olan insanın da aşkı o kadar büyük olur. Birde insanlar sevişmeyi cinsel ilişkiyi aşk sanıyorlar insanların zamanımız için aşkı yasak elma dizisinden ibaret olduğunu söylemek yanlış bir yaklaşım olmaz. İnsanlar beş dakika da yaşadığı hazzı seksi ve boşalmayı aşk sanıyorlar ama zora geldiği zamanda ilk fırsatta topuklayıp kaçıyorlar. Bir insan aşk değil mantık ve aklını kullanması gerektiğini düşünüyorum.
Abla tek kelimeyle uyumluluk olarak tanımlarım :( İnsan kendine en uyumlu karşı cinse büyük oranda aşık olur :( Fakat yanıldıkları şudur ki uzun süre içinde o kişiyi tanıdıkları ve alıştıkları için olsa gerek olası bir ayrılıkta kendilerini toparlayamazlar. Ruh eşimdi, ondan başkasını sevemem, unutamayacağım gibi yanılgılara düşerler. Üstelik "Kör ölür badem gözlü olur. " atasözünde olduğu gibi kaybettikleri kişileri kendi zihinlerinde olduğundan çok daha mükemmel bir şekilde hayal etmeye başlarlar. Bu durum kişinin daha da üzülmesine ve onun gibi birini bulamayacağı konusunda yoğun düşüncelerde bulunmasına neden olur. Zaten eski sevgiyle yeni bir ilişkiye başladığında genellikle o ilişkinin yürümemesinin en büyük nedeni de budur. Beklenti karşılanmaz. Eskisi gibi hissedilmez. Oysa temel derecede matematik bilen bir insan, hayat eşimiz olarak tabir edilen kişinin bizimle aynı ülkede, aynı şehirde, aynı okulda veya işte vs. olma olasılığının çok düşük olacağını bilir. Aslen olan insanın zihninde o kişiyi ilahlaştırmasıdır. Buradan da aşık olabileceğiniz, yani benim diğer bir deyişimle uyumlu olabileceğiniz tek bir insan değil, insanlar vardır. Hem de bayağı çok sayıda. Aşk uyumdur. Aşk olarak ifade edilen yoğun duygu durumu zamanla söner. Uyum bu aşamada kendini daha çok hissettirir. Uyumlu olan çiftler evliliklerine devam edebilirken, uyum olmasan sadece yoğun duygu durumunu aşk sanan insanlar evliliklerine son vermek durumunda kalır ya da mutsuz bir evlilik yaşarlar. Çünkü bu yoğun duygu durumu evlendikten kısa bir süre sonra tamamen söner ve geriye sadece uyum kalır :(
Bence aşk bir tür reenkarnasyondur... Aşk, yeniden doğmaktır... Aşk, bir insanın ikinci hayatıdır... Ne demek istediğimi hemen açıklayayım. Bir insanın hayatı aşktan önce ve aşktan sonra diye ikiye ayrılır. Çünkü aşk insanı değiştirir. Bambaşka bir karaktere çevirir. Önceden bir şeyin sıkıcı ya da sıradan olduğunu düşünen birisi, aşk ile heyecan verici olduğunu düşünmeye başlayabilir. Mesela kitap okumayı sevmeyen birisi, aşık olduğu insan kitap okuyor diye kitap okumayı sevebilir. Beraber aynı kitabı okumak çok heyecan verici gelebilir. Mesela kahve sevmeyen birisi, sevdiğiyle karşılıklı kahve içmekten keyif alabilir. Mesela önceden izlediği bir filmi sıkılıp yarısında kapatmış birisi, sevdiğiyle birlikte izlerken hiç sıkılmayabilir. Mesela aşık olmadan önce günlük sorunlarını çok kafaya takan birisi, sevdiği insan yanındayken sorunlarını tamamen unutuyor olabilir. Mesela çok üşengeç olan ve ekmek almak için bakkala bile gitmeye erinen birisi, aşk uğruna kilometrelerce yolu üşenmeden gidebilir. Bununla ilgili milyonlarca örnek verebilirim... Aşk bir insanı yeniden şekillendirir. Aşkın olduğu yerde hiçbir şey can sıkıcı veya sıradan değildir. Hayatın ağırlığını ve acısını tek bir sözcük unutturur bize; aşk...
Onu dünyanın öbür ucunda olsa bile gözlerin arıyorsa, onu gördüğün anda ellerin buz kesilip elin ayağına dolaşıp kalbin deli gibi atıyorsa, onunla konuştuğun en ufak muhabbeti bile en ince kelimelerine kadar aklına kazıyorsan, aklın da kalbin de sadece onunla dolmuşsa, bütün hayallerinin baş kahramanı o ise aşık olmuşsundur.. Hemde deli gibi..
Aşık olmak denilince insanın aklına hemen her şey geliyor. Aşık olduğum dediğin kişinin yanında olmak insanı elbette mutlu eder. Ama insan uzaktan da aşık olabiliyor. Onun dertleriyle dertlenmek, onun neşesiyle neşelenmek, onun hissettiklerini hissetmek aşkın belirtileri olabilir. Bu aşk konusu çok derin bir mevzu gibi geliyor.
Merhaba, Aşık olmak... Hm. İnsanın diğer bir insana karşı duyduğu ileri düzey sevgi. Oksitosin, dopamin ve serotonin hormonlarının yüksek seviyelerdeki dansı. Hayatımda sadece bir kez yaşadığım bir duygu. Kalbin etrafında hissedilen, merkezi sakin fırtına. Yanındayken bile özleme sorunsalı. Bilimsel olarak 117 kg çikolatanın aynı anda tüketilmesi ile oluşan hormon düzeyi. Onun yanındayken evrene savaş açabilme yeteneği. Bakışlarla ablaşabilme, kısacası iki kişi arasında telepati. Yüksek tutku ve ne yaparsan yap geçmeyen, bağrına basma, sürekli onunla yaşama isteği. Kitap yazılır ama kıssadan hisse dozunda güzeldir aşk. Ancak soranlara tavsiyem aşık olmayın. Bunun yerine gidin deli gibi içip sarhoş olun. En azından kusunca geçiyor... Işıkla kal...
Lise son... Sıcak bir Ağustos gecesi bir ağacın altında otururken birinin sesi ile arkama döndüm. Birkaç saat hayatımın en renkli ve heyecanlı zaman aralığıydı. O gece o kelebeklerin içimde çırptıkları kanat sesleri yüzünden sabaha kadar uyuyamıştım. Tekrar onu görebilmek için resmen tutuşuyordum. Sonra mı? Sonrası bir aldatılma hikayesi. Zıpkın yemiş orkinos gibi bir acı, nefret ve tiksinme hissi. Ve aşk dedikleri o iksiri sanki kusarak attım içimden. Bir daha da inanmadım.
The Giver filminde çok hoşuma giden bir yer var. " Asher herkesi güldüren biriydi , Fiona ise herkesi gülümseten biriydi." Ben tek yaşamaktan her şeyi tek başıma yapmaktan hoşlanıyorum. Eğer o tek başıma yapmaktan hoşlandığım şeylere başka birini daha dahil etmek istiyorsam aşık olmuşum demektir.
Her şeyden vaz geçiyorsun. Her şey senin için "o" oluyor. Düşünmeden duramıyorsun. Baktığın her yerde "o" nu görüyorsun. Ve sadece düşünmek seni mutlu etmeye yetiyor. Küçük bir tebessüm ve bir anda gelen o mükemmel huzur hissi. Birlikte olduğunda tek bir kelime etmesen bile sadece gözlerine bakarak birçok şeyi anlamak ve diğer her şeyden kopmak. Sadece "o" ve "sen".
#SelamGençlik 🦄🍀⭐🌺🍏💛🔥☀️🌻🐝🥥💋🍒❤️❤️👀 Benim için "zoru başarmak" demektir âşık olmak. Çok zor âşık olan ve çok kolay soğuyup giden biriyim çünkü. Eğer ki benim için gerçekten kıymetliyse, içimdeki ses bana "Hadi! Yine vazgeçsene, yiyorsa!" diyorsa, kendimi Onunla mutlu olmamız için tüm kâinata karşı savaşacak kadar çok güçlü ve kararlı hissediyorsam... Selam, tanışalım, âşık olmuş ben, net... #SunIsUp#Amazing#TubaSueda 🦄🍀⭐🌺🍏💛🔥☀️🌻🐝🥥💋🍒❤️❤️👀
Gözlerin kör olması, kalbin, duyguların gözlerin yerini alması... aşık olunan kisinin degerinin , dünya uzerindeki hicbir sey ile karsilastirilamadigi , herseyin disarda , herseyin "o"nun yaninda sönük kaldıgı durum. hatta oyle ki , insanin kendi caninin bile...
Bunun tanımı yapılmış olsaydı , binlerce yıldır , şairler, yazarlar , filozoflar onbinlerce yazıyı yazmazdı. Zira , her insan için tanımı ve duygusu farklıdır. Hülasa , asıl olan duygunun sadece kendisidir. Tanım yapmaya gerek yok diye düşünüyorum. :)
Aşık olmak bence taşikardi gibi 😅 Yüksek heyecan, belirsizlik, korku, panik hali, vücut istemsizce kasılmalar yaşar ve bunun akabinde terleme başlar, gözler kararır (aşkın gözü kördür 😂) kalbinin sesi kulaklarında duyulur ve bayılacakmış gibi hissedersin. Tedavisi bir adet sakinleştirirci iğne.. Dingin olun 😂
Ne zaman ki siz kendiniz gibi davranmaz oldunuz, işte o aşkın belirtisidir. Akıl tutulması yaşayıp, sürekli onu düşünür ve onu görmek istersin. yokluğunda ise sürekli ondan bahsederek arkadaşlarınızın kafasını ütülersiniz.
Aklı yan koltuğa atıp direksiyona tamamen kalbin geçmesi demektir aşk. Kalbin tek başına sürdüğü araba ise ya uçuruma gider ya da son sürat duvara toslar.
Sağlıklı olan ise ayak pedalları kalpte, direksiyon akılda olmalı.
Dünya da sanki bi ikiniz varsınız ve ona ne kadar yakın olursan ol doyamadıgin hep istedigin daha cok istedigin amaaaa sonraaa o ben doydum artık baska lezzetler istyrm yerler gormek gezmek istyrm diyip kapı kapatıp gider acimazsizca geçici bi heves ila bitiyor
İçimde o insana karşı her konuda dinmeyen bir merak olması, olumlu veya olumsuz tüm hislerimi enlerde yaşama ve yaşatma isteği. Daha net nasıl anlatabilirim bilemedim.
Sanki içine 100 tane kalp eklenmiş ve hepsi de onun için bir anda atıyormuş gibi. Birini atsan diğeri devreye giriyor. Sonra 98'i, 97'si, 96'sı derken son bir tanesi kalıyor onu da söküp atamıyorsun.
"Aşk "... uzaklarda bile görünen, olabilecek bütün hislerini o an devreye koyan. Tahterevalli gibi inişli çıkışlı bazen ise... saçmalıyorum galiba? Dedirten cümle kısacası
Ben olmayacağını bile bile sevdim bilerek lades demektir bazen , bazen susmak , bazen bir gülüşüne kapılmak kendinden önce onu düşünmektir onun için yaşar onu devamlı düşünmektir