Sevmediği birisiyle yakın kalması daha zor. Hemde çok zor. Ölüm gibi bir şey. Hatta ölümden de beter. Şöyle ki sevdiğinden ayrı kaldığında hasret çekiyorsun.. Sadece hasret çekiyorsun, ağlıyorsun kimi zaman ama sevmediğin kişiyle yakın olduğunda, o sana her dokunduğunda ölüyorsun, zaman ilerlemiyor sanki, nefes almak zor geliyor.. İsyan etmek kaçınılmaz oluyor böylesi bir durumda. Sabretmek, katlanmak zor oluyor, içinden gelmeden yapıyorsun her şeyi.. Onun için diyorum ki sevmediğin kişiyle yakın kalmak daha zor. Çünkü ömür denen sermayeyi hiç kimse sevmediği kişiyle sürdürmek, devam ettirmek istemez
Açıkçası çok zor durumlar ikisi de insan için. Herkese göre de değişir cevabı.
Kendim için cevaplayacak olursam birinci seçenek bana daha zor geliyor. Sevmediğim insanları çekmek zorunda kalmak, onların sözlerine maruz kalmak bana tam bir işkence gibi geliyor. Sevdiğim insanlardan ise çok uzak kaldığım zamanlar oldu. Hala da oluyor. Ama bu duruma bir süreden sonra alışıyordum. Eksiklerini başka şekilde kapatmaya çalışıyordum. Fakat sevmediğim birisini her gün görmek benim bütün duygularımı altüst eder. Katlanamam sanırım...
"Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda, birbirine sarılarak uyuyordur." demiş Özdemir Asaf, yine der ki; 'Ben' kattım sana biraz, Öyle sevdim seni... Çünkü sen de bensiz; O kadar güzel değilsin hani... " Yani 'ben katıp sevebiliriz hasretle ama yanımızdaki dert ise, derdi verene eyvallah, diyebilirmiyiz, bilemiyorum. Eskidendi sanki.
Sevmediği birisine yakın kalması zor. Sevdigi birine uzak kalsada bir şekilde unutuluyor dayanılıyor. Fakat sevmediği birisine yakın kalması ise enerjisini emiyor yıpratıyor hatta saldırganlasmasına sebep oluyor. Ibni sinanın kuzu ve kurt testindeki gibi etkileri oluyor.