İnsan sevdiği insanın her şeyini özler. Bazen kokusunu, bazen sesini, bazen sadece var olmasını bile özler insan. Bu yüzden otogarlar, havaalanlari en samimi buluşmalara imza atar. Çünkü içten olan her şey orada yaşanır.
Aramak benim aslında kırmızı çizgilerimden biri diyebilirim. Mesaj yazmayı hiç sevmeyen biri olarak yeni tanıştığım bir insanla arkadaşım olsun ya da flörtüm olsun, karşılıklı telefonlaşıp, araşana değin yazarım. Sonra tercihim aramaktan konuşmaktan yanadır. Sevgiliyim deyip bir birini aylarca yıllarca aramayan sadece yazışan insanları da ne anlayabildim, ne de sevebildim.
Ben aramayı tercih ederim. Sevdiğim insanın sesini günde 1 kez dahi olsun duymak isterim. Bu konuda bahane üretilmesini de kabul görmüyorum. Kişi istediği kadar işim var, müsait değilim, arayamadım desin. Kabul etmiyorum. Aramak isteyen iki eli kanda olsun yine arar. Sevdiği insan için insan bahane değil, fırsat üretir, sıkıntı deği, çözüm üretir. Ben bundan yanayım. Ben seversem sevdiğimin sesini aramak duymak isterim. Aramayan ve aramamak için bahaneler bulan insanın da sevgisinin samimiyetine bu zaman değin hiç inanmadım. İnanmayacağım.
Sevdiğim insanı her jhaliyle özlerim. Bazen bir perdenin ardından kalsın isterim. Onu görmeden, sesini duymadan ve sadece o olduğu için sevmek isterim.