Aşk, vücut kimyasını değiştiren bir olgu olduğu için aslında birine aşık olup olmadığını anlamak, basit bir hoşlantı mı yoksa gerçek aşk mı? Bu ikilem çoğu kişinin yaşadığı bir durumdur. Birinin yanında iyi hissediyor olabilirsiniz ancak 'aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız' ? Aşık olduğunu nasıl anlarsın?
Adamın hası, ayrılıkta belli olur. Kadınlarla tanışırken, sevişirken, işler yolundayken, hepsi kibar görünür.. Kur yaparlar, kapı açarlar, sandalye tutarlar, çiçek alırlar; ağızlarından bal damlar. Sonra gün olur, ayrılık kapıyı çalar. İşte o zaman, vitrin kırılır, cila dökülmeye başlar. Uygar sandığınız o adam, anında yoldan çıkar.. Bağırır yok yere, dili çatallaşır, birden küstahlaşır. Kıskanç, pinti, aksi bir magandaya dönüşür. Durup dururken eski defterleri açar, unutup gittiğiniz bir gecenin, sohbetin, kişinin hesabını sorar. “Sen zaten…” girişiyle başlayan suçlamalar, “Ben aslında…” itirafıyla devam eder. O konuştukça fark edersiniz ki, siz kendinizi feda ederken, o bambaşka yollara sapmıştır. Gizliden gizliye sizi izlemiştir, odanızı, çantanızı kurcalamıştır.. Konuşmalarınızı, görüşmelerinizi kaydetmiştir. Cebinde, kalbinde her an çekilmeye hazır hançerler gizlemiştir. Anlarsınız ki aslında hiç güvenmemiş, hiç sevmemiştir. “Ben bu adamın nesini sevmişim” diye iç geçirirsiniz.. Kendinizi ihanete uğramış hissedersiniz. Ama artık çok geçtir. Adam, kendini ayrılıkta belli etmiştir. Liderin hası da, belalısı da, devrilirken belli oluyor...
Sanırım onun hakkında her şeyi öğrenme isteği ile anlardım. Onun geçmişi, faili meçhul cinayetlerini, öfkesini, sevincini, nelere kızıp nelerden mutlu olduğunu. Güldüğü zaman yüzünün hatlarını, gülüşünde gamzesini. En son ne zaman güldü ve onu kimler ağlattı, şu an tok mu yoksa aç mı? Küstüğümüz zaman kırgın mı döndü cama yoksa camdan yıldızları mı izledi? Gecenin bşr yarısı ürperdi mi içi. Taşıdığı yükü kaldırabilir mi omuzları, bugün acaba çok mu yoruldu? İşte bütün bu soruları soruyor ve onun hakkında her şeyi merak ediyorsam bil ki aşığımdır.
Aşk, hormonlar ve beyin arasında gelişen yürekleri hoplatan bir duygu. Gerçek aşk menfaat gütmez, seversin her türlü. Kendini iyi hissedersin, yanında olması gerekmez bile. Temas etmemek duygunu azaltmaz. Ne zaman bağlanma hissi başlar, kıskançlıklar diz boyu olur, o yanında değilken huzursuz olursun, hep onun ilgisine muhtaç hissedersin. Aşk gerçekten güzeldir, yaşamasını bildiğin taktirde.
Selam kuzum, Yanıt aslında çok güzel verilmiş ama bir de ben diyeyim. Her şeyden önce duvarlarının arasından ışık sızdığını hissettiysen evet efenim tebrik ediyorum aşık oldunuz 🤭. En azından benim için bu bir belirti. Duvarları olan biri olarak bu ışığın içeri sızdığını tarif edemem açıkçası. Tarifi olmayan bir şey. Beş dakika önce konuştuğun halde özlüyorsan, onun sevdiği şarkıları dinleyip mutlu oluyorsan, keşke onu daha derin tanisam diyorsan aşk kapıyı çalmıştır. Başka başka şeyler de var ama bunlar yeterli bence. Yazan yazmış sonuçta😉
Ve aşka rota çizebileceğinizi sanmayın, çünkü, sizi layık bulursa eğer rotanızı aşk çizer. Aşkın kendini tamama erdirmekten başka bir tutkusu yoktur. Fakat aşıksanız ve tutkularınız olacaksa mutlaka, şunlar olsun tutkularınız:Erimek ve akan bir dere olmak ezgisini geceye söyleyen. Tanımak aşırı muhabbetin sızısını. Yaralanmak kendi aşk idrakinizle;Ve kan ağlamak isteyerek ve sevinçle. Şafak vakti kanatlanmış bir yürekle uyanmak ve minnet duymak aşkla dolu yeni bir güne;Öğleyin dinlenmek ve aşkın coşkusunu düşünmek derin derinAkşamleyin eve şükranla dönmek;Ve sonra da uyumak yüreğinizde sevgiliye bir dua ve dudaklarınızda bir şükran şarkısıyla. (Halil Cibran) aşka dair isimli eserinden bir yer ermiş isimli kitapta umarım yardımcı olur
Aslında bunun cevabı oldukça basit; Yapmam dediğiniz her şeyi o istiyor veya seviyor diye yapıyorsanız aşıksınız diyebiliriz. Kendi tabularınızı yıkıyor ve sadece o odaklı düşünüyorsanız aşıksınız diyebiliriz. Tabii daha sayamayacağımız kadar çok fazla ince ayrıntı ve detay verilebilir. Temel olarak kendi kurallarınızı yıkıyorsanız aşık oldunuz demektir, geçmiş olsun.
Nasıl anlarım.. Gözüm ondan başkasını görmüyor, ondan başkasıyla konuşmak istemiyorsam, her saniye sesini duymak istiyorsam.. Ömrümü ona adamak istiyorsam.. O benim için en kıymetli, en değerli olmuşsa, hayatta her şeyden önce tutuyorsam. Onun için herkezi silmeye bile hazırsam.. Geçmiş olsun ben aşığım.
Ben aşkı hiç deneyimlemedim. Fakat yaşayanlar, yaşananlara bakınca şöyle denebilir; güçlü bir duygu, özlem, içini-dışını kaplayan bir enerji, düşüncelerin onda yoğunlaşması, hayallerinin onunla bütünleşmesi, onunla nefes alıp-vermek, kısmende olsa aklın devre dışı kalması, onun herşeyine hayran olma, saplantı... Benim kanaatim hiç bir insan, bu derece sevgiyi hakketmiyor ve olması da doğru değil. Gerçek aşk, olması gereken ilahi aştır... Gerisi hikaye...
Benim için mantığımın bittiği yerdir. Duygularımı yönetemiyorsam, bu yüzden sebepsizce acı çekiyorsam, mantıksızca hareket etmeye başladıysam, geçmiş olsun.
Aşık olduğunuz kişiyi, saati, zamanı ve yeri seçemezsiniz. Aşık olmak sizin kontrolünüz dışında gelişen bir şeydir. Bu benzersiz aşkınız karşılık bulamadığında veya bulup da kaybettiğinizde ise ‘aşk acısı’ yaşarsınız. Peki bu aşk acısı nedir? Aslına bakarsanız, her birey aşık olduğu kişiyi baş kahraman yaptığı bir masalın içine girer. Ne gerçekten o kişinin özelliklerini enine boyuna irdeleyebilir ne de gerçek dünyada ayakları yere basar. Aşk, olağanüstü olaylar silsilesidir. Bence "Geçmiş olmasın"
Çok güzel ifade ettiniz. Tam olarak öyle oluyor. Ama bu çok kötü bir şey değil mi? Geçmesin mi? Hep acı mı çeksin? Bu aşkı nereye sığdırsın? Ne yapsın?
Ne yalan söyleyeyim, aşk dediğin zor mesele. Zaman zaman oldukça yoğun duygulara sürükleyebiliyor bizleri. Bazen dünyadaki en güzel şey 'aşk' olabiliyor bizim için, ama öyle zamanlar da var ki, yeryüzünde karşımıza çıkabilecek en acı verici duygu halini de alabiliyor. Bir tek duygunun, diğer birçok şeyin zıttı haline gelebilmesi, fakat diğer her şeyden çok daha güçlü olması çok garip aslında. Ama aşkı güzel yapan şey de bu sanırım, dünyada mükemmelliğe en yakın şey olması.
İyiyi ve kötüyü, güzeli ve çirkini ve daha birçok zıtlığı içinde barındıran bu yüce duygu, galiba insanı insan yapan en kutsal şey.
Heyecanlanirim, o kişiden utanırım konuşurken konuşacak birşey bulamam ama konuşmayı da isterim karışık ruh haline girerim sürekli onu düşünürüm vs vs vs
Duygularıma hükmetmeyi öğrenerek büyüdüm, beynimin bilgisi ve onayı olmadan aşk yaşamam. Haliyle sonradan anlamak gibi bir durum söz konusu değil, bile isteye aşık oluyorum..