Fikrim; Birine aşık olduğunda, sabah kalk, akşam yat onu düşünürsün. Artık onunla bir gelecek hayali kurarsın. Düşlerinde onu yaşarsın. İçinde biriktirdiğin bütün kayıplarını onda telafi etmeye çalışırsın. Ailene ayırmadığın vakti ona ayırırsın. Bencil olursun kendine. Ona ise sürekli bir şeyler vermeye çalışırsın. Yüreğinden parça parça verirsin ona, hemde gözünü kırpmadan. Sadece almak istediğin şey sadakat olur. Ve onu alamazsın. Ve sonu hep aynı filmin tekrarı gibi kırıcı. Kalpkıran filmini tekrar izlemiş gibi, aynı sonları tekrar tekrar izleriz. Ancak vazgeçmeyiz yine sevmekten. Basit sevmeyi bilmiyoruz. Sevdikçe büyük sevesimiz geliyor ve belli bir aptallığa bağlıyoruz açıkçası..
Fakat belki zaman değiştirir bunu bize..
Deliler gibi aşık olmak, gerçek bir delilik midir?
Günün birinde, dünyanın bir yerinde, insanların tüm duygu ve nitelikleri buluşmuş. Can sıkıntısı üçüncü kez belirdiğinde çılgınlık, her zamanki gibi biraz çılgın bir fikir ortaya atmış: “saklambaç oynayalım!”İlgi kaşlarını kaldırmış, merak ise kendini tutamadan “saklambaç mı, nedir o?” diye sormuş.“bir oyun” demis çılgınlık. “ben gözlerimi kapatıp 1.000.000’a kadar sayacağım, bu arada siz saklanacaksınız ve saymam bittiğinde, ilk kimi görürsem ebe o olacak.”Heyecan ve coşku birlikte dans etmeye başlamış. Neşe o kadar çok hoplayıp zıplamış ki kuşkuyu ve hatta hiçbirşeyle ilgilenmeyen ilgisizliği bile ikna etmiş... Ancak oyuna hepsi katılmak istememiş. Gerçek gizlenmemeyi yeğlemiş. Herkes onu bulacaksa gizlenmek niye diye düşünmüş. Kendini beğenmişlik bunun çok aptal bir oyun olduğunu düşünmüş (aslında onu en çok rahatsız eden fikrin kendisinden çıkmamış olmasıymış). Korkaklık riske girmek istememiş. Sonra çılgınlık başlamış saymaya, “bir, iki, üç...”İlk saklanan tembellik olmuş, yolda bulduğu ilk taşı arkasında bırakarak. İnanç göğe çıkmış, hasetlik ise, kendi gücüyle en yüksek ağacın tepesine tırmanan zaferin gölgesine sığınmış. Cömertlik neredeyse saklanamıyormuş. Çünkü bulduğu heryer dostları için uygun geliyormuş ona. Örneğin berrak bir gölün güzellik için ideal, bir ağacın dallarının utangaçlık, bir kelebeğin kanatlarının zevk, rüzgar esintisinin özgürlük için uygun olduğunu düsünüyormuş. Cömertlik sonunda bir günes ışınına gizlenmiş. Bencillik ise tam tersine hemencecik konforlu, havadar ve sadece kendisine ait bir sığınak bulmus. Yalan, okyanusun dibine saklanmış (aslında gizlendiği yer gokkuşağının arkasıymış). Tutku ve istek yanardağların içine girmiş. unutkanlık... mmm... hatırlamıyorum... nerede? Çılgınlık 999.999’a geldiginde aşk henüz gizlenecek bir yer bulamamış, çünkü bulduğu heryerde bir başkası varmış. Sonunda bir gül ağacının yapraklarının arasına gizlenmeye karar vermiş.“bir milyon” demiş çılgınlık ve aramaya başlamış. İlk bulunan tembellik olmuş, bir taşın üç adım otesindeymiş. Sonra inancı duymuş, teoloji hakkında tanrıyla tartışıyormuş. Ardından yanardağların içinde tutku ve isteğin titrediğini duymuş. Tesadüfen hasetliği bulmuş ve zaferin nerede olduğunu çıkarabilmiş. Bencilliği bulamamiş. Arı kovanı olduğunu görünce saklandığı yerden kacmış çünkü. Uzun süre yürüdükten sonra çılgınlık susamış ve göle ulaştığında güzelliği görmüş. Kuşkuyu bulması daha kolay olmuş, ne tarafa saklanacağına henüz karar veremediginden bir çitin üzerindeymiş. Sonunda hemen hemen hepsini bulmuş: taze otların içinde yeteneği, karanlık bir mağarada kaygıyı, gokkuşağının ardında yalanı ve saklambaç oynadığını unuttuğu için unutkanığı. Sadece aşk hicbir yerde görünmüyormuş. çılgınlık her ağacın arkasında, her taşın altında, dağların tepesinde, her yerde aramış onu ve tam pes edecekken gül ağacını görmüş ve dallarını aralamaya başlamış. işte bu esnada bir acı çığlık duyulmuş: dikenler gözüne battığı için bağıran aşkmış! çılgınlık vicdan azabıyla ne yapacağını bilemez halde ağlamaya baslamış, dua etmiş, yakarmış, af dilemiş ve sonunda onun rehberi olmayı vaat etmiş. İşte o gün bu gün, yeryüzü üzerinde ilk saklambaç oynandığı günden beri, aşkın gözü kördür, çılgınlık ise onun rehberi.
Deli gibi aşık olmak insanin tüm. mantigini yitirir ve paranoyalara takılırsınız ki kendim den biliyorum. Bir solist sanatciya aşık olmuştum bende bir mekanciyim ve bu ortamları iyi bildiğim için. ve uğruna mermi yiyecek kadar sevdiğim için.. once cık evden konuşalım kelimesine asla cevabı aldigimda arabasını yaktım mecbur asagiya indi konuştum. Sonuç sıfır araba aldırdı. Turneye cikti 3 . Hafta dön özledim çalışma dedim hayir dedi sahne aldığı mekana gidip hadi gidiyoruz dedim sağ olsun mekanci arkadaşlar kelime yapmaya başlayınca mekan da ates etmeye başladım tekrar geri döndük. Sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır.. simdi herkes kendi yolunda. Degdimi diye kendini sorguya cektiginde cevap değmedi ama çok sevmiştim oluyor. O gun bugun sevmemeye tövbe..
Aşkın insana yaşattığı aciziyeti, korkuyu karşı tarafa göstermemek gerekli diye düşünüyorum. Ne kadar kadir kıymet bilen bir insan dahi olsa, ''Bensiz yapamaz'' diye düşünen bir kadın yerine ''Bana tutkuyla bağlı'' diyen bir kadını tercih ederim. Kadınlar da bunu tercih ederler. Yaptığımız fedakarlıklar, mutlu etmek için çabalamalarımızın karşı tarafta ''Bana muhtaç'' hissi yaratmaması adına aşırıya kaçmamak gerekli diye düşünüyorum.
Her söylediğini yapınca daha çok sevmeyecek. Hep mutlu edince daha çok bağlanmayacak. Doğru zamanda, doğru duyguyu yaşatmak gerekir diye düşünüyorum. O nedenle deliler gibi aşık olmak, gerçek bir delilik değildir.
Deli gibi aşık olmak cidden ruha zarar veriyor, bu saate kadar uyutmuyor özlem ağırlaşıyor ve elinden birşey gelmiyor.. Sadece WhatsApp ta son görülme, çevrim içi kovalıyoruz.. Ama karşıdakinin haberi var mı hayır bu yüzden deli gibi aşık olmak, deliliktir.. İnsanın ruhunu kanatıyor resmen bu aşk. Hele özlemek yok mu yemin ederim insan aklını kaybediyor... 💔🍷😔
Ben deliler gibi asik olmak istemiyorum. Gayet akli basinda sevmek istiyorum.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Ben şöyle söyleyeyim hepinizi çok seviyor ve sadakat saygı güven huzur mutluluk ile bağlı bir ilişkisi Yoksa ne kadar aşık olursa olsun yani birbirimize güven Sadakat saygı mutluluk huzurla bir haber çok büyük bir sevgi olmalı Çünkü Aşk geçici bir duygu ama benim saydığım şeyler çok daha önemli şeyler önce dediğim gibi olursa ilişkinizde güzel olur yani iyi bir şekilde ilişki nasıl olur ama benim dediğim şeyler olmazsa ne kadar aşık olursa olsun yani bir yere kadar devam eder bir yerden sonra da çok çok çok çok ileri bir seviyeye gelmez yani biter temeli sağlam olmayan her gidiş bir gün biter O yüzden delilik midir Evet yine bir delilik Ama dediğim gibi Yani dediğim şeyler varsa yani aşk yanında çok sevgi huzur mutluluk Güven Sadakat Sait bunlar varsa iyi bir ilişkinin anahtarıdır Bence de yani Ama tabi Yani dışarıya baktığımız zaman başka insanları Bunun böyle olduğunu görüyoruz birçok yaşanan olaydan bunun böyle olduğu bekle
Aklınızın devamlı aşık olduğunuz insana kaçmasıdır; devamlı onun etrafında dolanmasıdır. Onunla her an güzeldir onunla dünyanın öbür ucuna gidebilmeyi bile göze alabilirsiniz çünkü okyanusları bile aşsanız Kadıköy'e gitmekten farkı yoktur zaman mekan mesafenin bir önemi yoktur deliler gibi aşık olmak evet deliliktir aşıksa aklının başında olmasını beklemek hata olur zaten 😄
Valla bro ilkokulda bir kız vardı onu sevdim sonra da olmadı öylesi. Ama öyle sevilmek güzel birşey zararı yok ve karşı taraf ölçülü ise. Lakin sevmek mi, bence düşünme. Düşünmezsen gurur yapar birşeyler yapmaz sen de düşünmezsin böylece de bingo aklın hep onda olmaz biraz da sana kalır 😎
görüşün ne kadar doğru bilmiyorum.çoğu filmlerde veya şarkılarda hep diğer yarımı tamamlıyorsun sen olmazsan yaşayamam gibi sözler duyarız. ama karsı tarafın bir eksikliğini doldurmak ileriki yıllarda tahamülsüzlüğe yol açmazmıydı bence ilk öncelikle 2 tarafta tek başına mutlu olup yaşamayı öğrenmeli sonra ilişki yaşamalıdır iki tarafında iyiliği için.
a lot like love filimin cok sevdigim repliginde.. aptal gibi gozukmeye razi degilsen asil olmayi hak etmiyorsun demektir diye gecer... aslinda o gunesin bedeninde dogan kadinin kollarinda uyandigim an anladim ki.. asik olmak zaten teslim olmaktir... mantikli insan asik olamaz asik olmak icin delirmek ve sadece ona deli olmaktir ki ben hic inkar etmedim ona deli oldugumu...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Artık yaşadığım tecrübeler sonucu gerçek aşkın hayatı yalnızca ona göre dizayn etmek, hayatın merkezine koymak, kendinden ödün vermek, gece gündüz ilgi göstermek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bunlar olduğu zaman karşı tarafın bizi cepte görmesi muhtemel. O yüzden gerçek aşık olmak deli olmak falan değildir. Karşıdakine saygı ve anlayış göstermektir.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Aşk insanın aklını almaz, insana akıl verir. ''Aklım başımda, gayet bilinçliyim. Ne istediğimi ve ne hissettiğimi biliyorum. Gözlerim görüyor ve kulaklarım işitiyor. Gelip geçen arabaların farkındayım. Yağan yağmurun farkındayım. Çevremde başka insanlar, başka tenler, başka kokular olduğunun farkındayım. Ama ben seni istiyorum, seninle olmak istiyorum. senin tenini ve kokunu diğerlerine tercih ediyorum. Seni seviyorum.'' diyebilmektir aşk.
1
1 Yorumla
Cevap sahibi
+1 yıl
"Bu eksik sana değil, bana ait. Bende inanmak noksanmış. Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum. Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar. Ama şimdi inanıyorum. Sen beni inandırdın. Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum. "
Aşk bir yalandan ibarettir hayatın gerçekliğinden ve sertliğinden kaçıp kendimizi mutlu etmek için bir bahanedir gururumuzu ve hayatımızı bir kenara bıraktırır çünkü aşık olan insanlar karakter olarak daha zayıftır.
öyle bişey var mıydı ki delilik olsun aşktan kasıt bana göre hayallerinde kurduğun bir insanı bir karakteri canlı bendenlere yükleyip aşk olduğunu zannetmek ama değil aşk adamı deli etmiyor alıştığın için onunla vakit geçirmeye o seni deli ediyor yani alışmak sevmekten daha zor geliyor 😉
Birine körü körüne bağlanmak bana saçma geliyor. Olmayacağını anladığın yerde bırakmak en güzeli... İlişki de yorulmak, yıpranmak cidden çok kötü. O yüzden bana büyük delilik gibi geliyor.