"Dışını beğenmediğin insanın içini merak etmezsin" aforizmasına katılıyor musunuz?

Gerçekçi olup imkansızı istemek gerekiyorsa eğer; hepimizin estetik kaygıları var ve üzgünüm ki öncelikli şekilciyiz. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, attraction üzerine teoriler defalarca kez bunu ele almış ve aşamalandırmış durumda. Bakın, insanlar ciddi manada fiziki yapıya, dış görünüşe önem veriyor ki haklılar. Biz kişiler hakkındaki ilk izlenimi görünüşünden elde ederiz, daha sonra konuştukça onu tanımaya başlarız. Görsel bağlamda kontaktın ilk evresinde beğenilen bir insanla etkileşimimiz devam eder. Karakterini çözdükçe beğenip beğenmemeye karar veririz lakin kati suretle temel prensiplerimiz dış görünüşten yanadır. Naçizane olarak bunun absürtleştirilmemesi, bireylerin denk durumda bulundukları kişilerden fazlasını beklenti haline getirmemesi kanaatindeyim.

Kendimizi sanrılarla kandırmadan sağlıklıca bir düşünelim; kimse size çok zekisin, kalbin çok güzel buna aşık oldum gibi asla yaklaşmaz. Ki zaten ilk başta kimse bunları bilemez, beğenirse tanımak ister, biri sizinle yakınlık kurmak istiyorsa gerçekten beğenmiştir. Beğenmediğiniz veya ilgi duymadığınız birinin size çekici gelmeyen ya da sıkça kullanılan tabirle ifade edecek olursam "elektrik alamadığınız" kişinin iç dünyası, ne yaptığı, nasıl birisi olduğu, sevinçleri, kederleri, yaraları "sizde merak uyandırmaz." Buna istinaden o kişinin bazen de iç dünyasını keşfettikçe ve sevip benimsedikçe, başta dış görünüş itibarıyla beğenmediğiniz bireyin zihninizde bambaşka bir surete bürünebileceğini ve o insanı beğenir vaziyete gelebileceğinizi de es geçmemek gerekiyor.
Dışını beğenmediğin insanın içini merak etmezsin aforizmasına katılıyor musunuz?
Karşı cinsinizi baz alırsanız; "önceliğiniz her zaman dış görünüşten yana mıdır yoksa tanıyarak sevmeyi mi tercih edersiniz?"
"Dışını beğenmediğin insanın içini merak etmezsin" aforizmasına katılıyor musunuz?
Cevapla