Konumuz kıskançlık. Seven kıskanır lafını hepimiz duymuşuzdur. Evet sevdiğimiz insanı kıskanmamız gayet normal. Ama ilişkilerde bunu gözlemlediğimiz zaman bu kıskanlığın ilişkiler üzerinde olumlu bir etki uyandırmadığı kesin. Sevdiğimizi kıskanacağız bunda hiç bir şüphe yok ama sizce kıskançlık bir ilişkiyi öldürür mü yoksa yaşatır mı?
Bence kıskançlığın çok fazlası bir ilişkiyi öldürebilir. Gereğince dozunda verilmiş bir kıskançlık ise ilişkiye yeni nefesler katabilir, karşı tarafa sevgimizi göstermenin temsili bir yolu olabilir. Ama aşırıya kaçmamak şartıyla diyorum :)
Bence "öz güven" eksikliğidir. Öncelikle sen sevdiğin bir insana güvenerek sevgili olmuşsundur. Güven eksikliği var ise kişi kendini kıskandığı şey veya kişiden yetersiz görüyordur. Bu da öz güven eksikliğidir. Ara sıra ufak tefek kıskançlıklar olabilir ancak bu kıskançlıkları tatlı bir dille aktarmak lazım. Kaba dille aktarılırsa sadece kendinden soğutmuş olursun.
Bu yüzden güven eksikliği kıskançlıkları doğurur. Bu güven sadece karşıdaki kişiye değil kendine güvenden de kaynaklanır.
Kıskançlık denen kavram kargaşasının bir üsturubu olmalıdır. Fazlası her zaman öz güvensizlik belirtisinden ileri gelen kişinin benlik kavramıyla çelişme duygusudur. Dozunda olduğu sürece ilgiyle beraber güzelce harmanlanırsa, makul seviyelerde hoş olabilir. Fakat ileri uçta siz kıskançlığın dozunu arttırıp en küçük olayda bile patlak veriyorsanız orada bir durun derim. İlişkiyi aşırı zedeler yıpratır. Bir kelebek gibi düşünün ilişkinizi; ne kadar çok sıkarsanız o kadar çabuk kırılacaktır değil mi kelebeğin kanatları? Bunun yanında elinizi aşırı gevşek bırakırsanız da uçup gidecektir kelebek... Belli bir seviyede tutmalısınız kıskançlığınızı. Kendi öz güvensizliğinizi kıskançlık adı altında gizlememelisiniz.
Bence şöyle bir durum var, kıskançlığın bir ilişkiyi yıprattığı durumlar genellikle sadece bir tarafın kıskanç olmasından kaynaklanıyor. O taraf kıskançlık belirtilerini partnerine gösterirken diğer kişi aynı hisleri kendinde bulundurmadığı için sıkıntılar ortaya çıkıyor. İki taraf da eğer aynı hisleri besliyorsa birbirlerini anlayacaklardır ve böylece ilişkinin ölmesi gibi bir durum ortaya çıkmayacaktır. Mesela ben kıskanç biriyim ve benim gibi olmayan biriyle ilişki yaşayabileceğimi düşünmüyorum.
Aşırı kıskançlık ilişkinin kanseridir. Hepsinin yeri ve zamanı farklı olmalı. Dışarıdayken bile bunu bulunduğum aşırı kıskançlığı belli edilmemeli. Kıskançlık demiyorum ama aşırı kıskançlığı diyorum. Aralarında uçurum kadar bir fark bulunuyor. Aşırı kıskançlık yerine oturup karşılıklı bir şekilde konuşup bir sözüm aranmasından yanayım. Aşırı kıskançlık sonunda çoğu zaman sıkılacağından dolayı fazlasının zararlı olduğunu düşünüp aşkı öldüreceğini düşünüyorum.
Kıskanç güvensizlikten kaynaklanıyor ama maalesef insanlar bunu kabullenemiyor.. "sevgi saygı güven" varken kesinlikle kıskanç olmaz.. Seven insan kıskanır bu bir yanlış düşünce aslında, ama insanlar bunu kabullenemiyor bunu uzmanlar bile söylüyor.. Herkes neye inanıyorsa ona göre yaşamak lazım..
Kıskançlık ile şüphecilik ve aşağılama kültürünü karıştırıyoruz. Kıskanan korur ve kollar. Hep benimle olsun, bana baksın ve benim cinsimle samimi olmasın ister. Şüphe ve aşağılama ise yokediştir. Kime baktı, neden baktı, gözü dışarıda, ben yanında iken bunu yaptı isen ben olmasam neler yapıyorsun kimbilir vs sözlerle herşey biter.
Dozunda kıskançlık sevgiden aşırı kıskançlık birazda güvensizlikten kaynaklanıyor. Dört senelik ilişkim var ve cidden aşırı kıskanç bir insandım. Hala öyle sayılırım. İlk başlarda deliriyordıum kız kelimesini bile duyunca. Sırf sınıf grubuna girdi diye ayrılıcaktım.. Sonrasında alıştık birbirimize ve artık o kadar önemsemiyorum tabi sadeve konuşma açısından aşırı yakın arkadaşlık vs asla olmaz ancak benim arkadaşlarımla yakın olabilir temas hariç
Bence değişir aşırı kıskançlık, sahiplenme vs. bence ilişkiyi öldüren şeyler. Güven ve sevgi olduktan sonra karşındaki insan zaten hareketlerine dikkat eder, seni kıskandıracak bir şey yapmaz. Ama tabii dozunda olmalı biraz da...
Hiç yapmadığı ve aklından geçirmediği bir şeyle karşındakini kıskançlık yüzünden suçladığında hem aklına sokmuş olursun hem de güvensizliğin o insanın sevgisini zedelediği için arkandan iş çevirmeye daha meyilli hale gelir
Bencede öyle bir ilişkide kıskançlık olmali çünkü partnerin kıskandığı sürece kendini değerli hissediyor ve seni önemsediğini düşünüyorsun Ama çok abartmamak şartı ile kıskançlığın tozunu abartınca tartışma çıkabiliyor ki bizler pireyi deve yapan insanlarız Kısacası herşeyin fazlası zarar olduğu gibi kıskançlığın da fazlası zarar 🌼
@nicksiz1111111 Yani aslında çok karışık bir olay bu ama sende kız kardeşinle gezerken alnına kardeşim yazıp gezemezsin ya? Ama şöyle o kız da yanlış anlayıp senin yaptığının aynısını yapmaya çalışmış sana karsi birsey hissediyor mu bilmiyorum yani intikam duygusu ağır da basmış olabilir diye düşündüm de en son da arkamdan geldi deyince iş karıştı yani... Ama bak şunu bu şekilde de yorumlayabilirim bence bu kız sana güvenmiyor eğer ki guvenseydi yanınıza gelir iste sana bizi tanistirmayacakmisin dese sen halbuki direk kardeşim diyecektin ama bunu tercih etmedi kimi insan da olayı anlamak istediği gibi anlar takılma bence Birde hoşlandığınız biri varsa mümkünse karşı cinsten uzak durun bu karşı tarafı biraz etkiliyor
Kıskançlığın birazı iyidir ama fazlası bitirir yani. Fazlası hastalık gibi oluyor. Bir gür çıkar ve kavga olur sürekli bir huzursuzluk.. pek yürümez o yüzden
Kıskançlık canlı turar. Ama aşırj kıskanclık güvenin zedelendiğini veya ilişkinin bitme nokta geldiğini artık eskisi gibi özen gösterilmedipinin göstergesidir
Kıskançlık egodan doğar. Tıpkı kibir gibi. İnsanın benliğini besleyen ve doğasında olan bir duygudur. İçten gelerek engellenemez. Her insan mutlaka kıskanır. Bunu zekice yansıtabilmekte mesele. Fazlası azı ayrımı gereksiz.
Küçük kıskançlıklar sahiplenmek ilişkide değer verildiğin görmek tabikide mutlu eder insanı ama fazlası saplantıya kaçar ve bu ciddi psikolojik sorun olur bence
Bitirir. Asla kıskanç bir eşim veya sevgilim olsun istemiyorum. Olmayacakta çünkü her ne kadar kadere inansakta herkes kendi kaderini seçimleriyle belirleyebilir