Varlığımla ilgilenmeyene değer vermeyene gölgemi bile bırakmam. O ne öyle çocuk oyuncağı değiliz. Başı sıkışınca uğranılan liman değil kalbimiz. Etten kemikten ibaret değilim benimde bir kalbim var. Unutmayın bu hayatta herkes yaşattığını yaşıyor ve yaşamadan ölmeyecek. Toplum olarak adam gibi kalpten sevmeyi beceremiyoruz bu da bizim ayıbımız.
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken Meselâ denerken damarlarında bir serumu Ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir Ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye Elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet“
Güzel soru sevdim aklıma bir çok şiiri üşüştürdü azıcık konudan uzaklaşmış olabilirim... 🙈😊
Hep öyle olmaz mı zaten. Ya kaybedince, ya gidince ya da yokluğuyla yüzleşince gerçekten sevmeye başlıyoruz. Varlığıyla var olmaktansa yokluğuyla yok olmayı seçiyoruz. Aşk acı ve ayrılıktan besleniyor sanırım.
Hayır reis bir insan uzaktan sevilir gizlice.. konuşmadan yaklaşmadan bakamadan.. öylece sever insan hayal eder rüya da görür.. sonra uzaklaşınca ondan hasreti başlar akılda kalır unutlmaz tertemiz gizlice büyür insan içinde.. ne kısacık saçları ne giydiği portakal rengi kazağı ne bindiği BMX bisiklet ne bisiklet sürerken söylediği şarkı.. üstünden 21 (bugun tarihli) sene geçer ama o masum güzelik asla unutulmaz.. o zaman böyleydi sevmek şimdi farklı tabi hemde çok farklı valsapta ki 2 çeltik verilmeyen cvp paylaştığın duruma bakılmadıysa.. seni sosyal medyadan engelediyse bitmiştir herşey değil mi? Kör olan kızı görmeden seven tamirci buluşmaya gitiğinde arkadaşlarından takım elbise çaydanlık ile yarım yamalak ütülenmemiş beyaz gömlek ile giderdi utanırdı başını önüne eğer konuşamazdı.. şey ben yani sizinle nasıl desem ki.. derdi akılda kalanlar reis..
Bunu yazdıktan sonra bir daha okudum.. sonra bir sigara yaktım üstad ve dedim ki.. Bilemedim kıymetinin kadrini hata benim günah benim suç benim elim ile içtim aşkın zehrini hata benim günah benim suç benim.. ama en yüksek sesle sesim çok yüksektir urfalıyım bilirsin yan evlerden bile cama çıkıp baktılar ne oluyor diye.. eig verdin gördüm bilmeni istedim..
Yokluğunda zaman durur. İnsan ölmüş gibi hisseder varlığından utanır onsuz günlerde. Sanki kalp atmayı unutur, yüz gülmez olur. Yokluğuna alışmak çok acı sıradanlaşmak... Her boşluğunda özlemle ona koşmak güzel.
Yani genellikle büyük aşlarda böyle oluyor bir anlaşmazlık oluyor ayrılıyorum sonra ama gerçek aşkın o oluğu için unutamıyorsun sonra izlemeye basliyorsun