Gerçek olamayacak kadar güzel bir düşün, gerçekliğine inanır aşk. "İnanılır gibi değil" derken kalbinizde uçuşan kelebeklere, gözlerinizi hiç açmak istemeyeceğiniz bir sabaha, içiniz kıpır kıpır uyanmak, "bitmesin, biraz daha sürsün" diyerek yeniden kapamaktır gözlerinizi. Gerekçesi koşulsuz sevmektir hep. Koşulsuz ve dur duraksız. Mucize kıldığınız ne varsa, tanrının size verebileceği en güzel hediye ne ise, oradan çıkar aşka dair tüm betimlemeler. Çoğu şeyin üstesinden gelebilendir. Bir tek şey dışında. Kıskançlık. Ham maddesi hırs olan, bencillik olan, katlanamamak olan kıskançlık.
Seven kıskanmaz, sevgisine ve sevdiğine sahip çıkar
Derler ki; "Seven kıskanır. Kıskanmıyorsa sevmiyordur. Ya da onun adı aşk değildir. Seven sevdiğini kıskanır". Aman ne güzel!.. "Beni kıskanıyooooor... Beni seviyooooor... Bana aşıııık..."
Tamam. Kabul. Her ne kadar bana göre kıskançlık bir hastalıksa da, ve yine bana göre "seven kıskanmaz, sahiplenmez, sevgisine ve sevdiğine sahip çıkar" sa da, tamam. Sizin söylediğiniz olsun. Peki hiç düşündünüz mü her şey tam da istediğiniz ve muhteşem olarak addedildiği şekliyle sürerken, ne bozdu büyüyü? Neden bozuldu büyü? Düşler neden kabusa dönüyor yavaş yavaş? Hülyalarla kapadığınız gözlerinize artık uyku girmemeye başladı neden? Neden uyumaya bile bu denli korkuyorsunuz artık? Yorgan durmuyor üzerinizde, yastık eskisi kadar rahat değil. Göz kapaklarınız acıdan kıvranırken bakışlarınız tavana dikili?
Elbette düşündünüz. Hep cevapsız sorularla boğuştunuz hatta. Hatta daha da ileri gidip, kendi senaryonuzu kendiniz kurgulayıp, tamamı size ait olan kostümlerle rol biçtiğiniz oyuncularınız var şimdi. Yeni bir sahne ve o sahnenin giriş kapısında koskocaman harflerle yazılmış devasa bir afiş.
Anlam veremiyorsunuz değil mi olan bitene? Anlayamıyorsunuz meselenin kıskanmak ya da kıskanılmak olmayıp, kıskançlığın sonuçları olduğunu. Oysa tam da birbiriniz için biçilmiş kaftandınız bir süre öncesine kadar. Fikirleriniz çatışmıyor, ortak şeylerden aldığınız ortak tatlarınız vardı. Ortaktı tüm hazlarınız. Paha biçilmez bir uyum vardı aranızda. İnanılmazdı sevişmeleriniz. Sonsuzluğuna hiç bu denli inanmıyordunuz. Aşkın bu denli büyülü bir his olabileceği gelmemişti aklınıza. Geleceğe dair kurduğunuz her planda birbirinizin adı yazılıydı. Dilinizden düşüremediğiniz isimdi mutluluğun tek tanımı. Huzurun tek adresiydi O'nun yanı.
Birden bozuldu büyü. Sihirli bir değnek dokundu üzerinize!...
Cadı kazanı mı nedir bu aşk? Sihirli lambanın cinini uykudan uyandırandı ya hani. Üç dileğin üçü de O idi. Hatta tüm dilekleriniz O'na dairdi. Sadece düş olması bile hayatınıza bir anlam katıyordu.
Peki ya ne oldu kurduğunuz düşlere? Hani uyanmak istemediğiniz ya da gözlerinizi yeniden kapattığınız sabahlara. Özgürce başlayan ve bütün uçları yeryüzünün sınırlarını aşan sevgiye ne oldu? "Muhteşem" kelimesinin içini tıka basa dolduran ve başka bir sözcükle yan yana geldiğinde tüm anlamını yitiren tanımlama şimdi nerelerde?
Büyü bozuldu değil mi? Çünkü sahip çıkmak yerine sahiplenmeye başladık. "Benim..." "bana ait..." "sadece bende saklı..." "sadece bende kalabilir..." "sadece bana bakabilir..." "sadece beni yaşayabilir..." "sadece ben... sadece ben... sadece ben..."
Sizin dışınızda da bir hayatı olan aşkınızın, artık o bildiğiniz ve nefesinizi kesen, izlediğiniz her duygusal filmde kendine bir rol bulan, okuduğunuz her aşk romanında bir parçasını yerleştirdiğiniz tanımı, içinizde yavaş yavaş başka bir hayalin, başka bir betimlemesinde kendine yeni kelimeler arıyor. Şimdi o güzel düşler yavaş yavaş kabusa dönüşüyor. Neden mi? Çünkü sahip olmakla sahip çıkmak arasındaki ayrıcalığı anlayamadınız. Çünkü kıskançlık değil aşkın büyüsünü bozan. Kıskanmak ya da kıskanılmak değil. Evet seven kıskanıyor. Evet sevilen kıskanılmaktan hoşnut. Ama sonuçlardan kimse hoşnut değil. Çünkü kimse özgürlüğünden vazgeçemez. Hiçbir şey uğruna bencilliğinden taviz vermez. Tam da bu yüzden dilinize doladınız "seven kıskanır" ı.
Gerçek olamayacak kadar muhteşem bir düştü gördüğünüz. Şimdi kabusunuz oldu. Geçmiş olsun!..
İnsanın sevdiğini korumak istemesi başka kıskançlıkla sorun çıkarması başka şeyler. Çoğu insan sevginin arkasına sığınmaya kalkıyor konu kıskançlık olunca... Kim kimi kandırıyor? Yani aynen "Neden mi? Çünkü sahip olmakla sahip çıkmak arasındaki ayrıcalığı anlayamadınız." yine ağzımızdan yazdınız lafları :) Teşekkürler
Ben onu bunu bilmem sevdiğini kıskanıyorsan kısıtlamicaksın bunu bilir bunu söylerim tamam kıskanıyorsun senin onda gördüğünü kimse görmesin istiyoraun tamam bencilsin ama neden o'na daha yakın daha iç içe olmak yerine kıskanıyorsun bir insana benimsin mesajını yeterince verebilen bir insan kıskanmaz ve bu mesajı doğru alan insan kıskanılacak bişey yapmaz neyse çenem mi düştü desem parmaklarım mı 😁 Ellerine sağlık ☺
Kıskançlık ilişkilerde güven olduğu sürece güzel ve dozundadır... güven bitti mi kıskançlık, ilişkiyi ve sevgiyi yiyip bitiren bir kurda dönüşür.. ilişkinizin selası verilir o vakit, ölüyü toprağa verebilirsiniz...
Kıskanırım, sahiplenirim, esirgerim benim olan benimdir. Yok öyle özgür birakmak. Gönlü nikah kiyacak bana gözü nikahlim olacak.. Güvenmenin acısını bir defa yaşadım. Dahası olmaz..
Hersey dozunda güzeldir bu kiskanclik konusunda da.. Evet seven kıskanıyor elimizde değil çünkü onu bir başka bayan düşüncesi bile kalbimizi darmaduman ediyor.
En İyi Cevaplar