Yaşamın garip tesadüflerle dolu olduğu söylenmiş her zaman. Garip tesadüfler, belki de hiç tesadüf olmadığından garipsenmiş kim bilir? “Hayat ne kadar acımasız” diye de bir laf etmiş birileri. Yaşanır hale getirmişiz hep birlikte, hayatın… acımasız… garip tesadüflerini…
Hani diyorlar ya; “Aşk tesadüfleri sever”. Peki aşk mı tesadüfleri seven, yoksa tesadüfler mi aşkı bekleyen aslında? Ve aşk tesadüflerin yakasına yapışmış bir haldeyken, tesadüflerin bundan haberi bile yoksa? Kaçış ne kadar mümkün olabilir ki?
İnsan kime aşık olacağını bilebilir mi? Tümüyle tesadüftür ömür boyunca kimi seveceğimiz. Hatta insan en tutkulu aşkını asıl, sevdiğini sanıp yanıldığını anladıktan sonra yaşayabilir. (Tesadüfen Aşk – Başak Kızıltan)
Gerçekten ne bilmek istiyoruz?
Ne istiyorsunuz? Budalaca aşık olmak mı? Aşk zaten budalalık değil miydi? Ne duymak istiyorsunuz tesadüfen kalbinize giren aşkınızdan? Duymak istediklerinizi mi söylesin, yoksa içinden gelenleri mi?
Peki ya siz anlayabiliyor musunuz hangisi daha gerçek? O' nun söyledikleri mi, sizin duyduklarınız mı? Gerçekten doyumsayabiliyor musunuz aşkı? Ya gerçek olamayacak kadar muhteşem bir düş görüyorsanız. Ve bu düşten uyanmak istemediğiniz halde birileri bir tarafınızdan dürterek ve canınızı yaka yaka uyandırıyorsa sizi. Ve hangisi daha az incitecek kalbinizi? Gerçeği bilmek mi, gerçekten kaçmak mı? O düşten uyanmak mı, düş olduğunu bile bile uyumak mı?
Asıl ihtiyacınız olan hangisi? Ve nereden biliyorsunuz içinizde kıyametler koparken, sırf sizi kaybetmekten ya da olabileceklerden korktuğu için duymak istediklerinizi söylemediğini.
Bilmek istediğimiz şey, ne denli gerçek?
Biliyorum. Sizin asıl duymak istediğiniz şey, gerçeğin ta kendisiymiş gibi geliyor. Hatta kendinizden emin bir şekilde, en dik duruşunuzla, biraz da sesinizi sertleştirip, hani azıcık da homurdana homurdana "Gerçeği söylesin yeter" diye kaşlarınızı çatıyorsunuz bana şu sıralarda. Ama değil. Çünkü gerçek, ya sizi koparacak O’ ndan, ya da siz kopacaksın hayattan. Bir kez daha inanmayacak, bir kez daha güvenmeyeceksiniz. Ne aşka, ne tesadüflere, ne de birinin sizi gerçekten çok sevebileceğine. Bir kez daha bu denli sevemeyecek olduğunuza inandıracaksınız kendinizi.
Diyorsunuz ki; "Avuçlarındayım diyebilecek kadar güvenmiyorum kimseye. Ya da bu denli teslimiyeti kimse hak etmez."
Peki ya aşk neyi hak ediyor? Tesadüfen hayatınıza girip, hep tesadüf olarak kalacakları mı? Sonrasında yaşanacakları yine tesadüflere mi bırakıyoruz anlamsızca?
O halde ya teslim olacaksınız, ya olabileceklere hep hazırlıklı. Çünkü gerçek aşk her zaman acıtacak canınızı. Özleyerek acıyacak kalbiniz bazen, bazen özlemekten yorularak. Çünkü iliklerinize kadar işleyecek hırs, kapris, beklenti, kıskançlık, kuruntu. Kanınız donacak çoğu zaman bir tek cümle ile. Ve fütursuzca alacak sizden sizi. Kaçmasın diye, gitmesin diye, gittiyse dönsün diye, bir daha hiç gitmesin hep kalsın diye, olmazsa olmazlar olabilsin diye.
Ne siz eskisi gibi olabileceksiniz bir daha, ne de eski hatırlayacak sizi bir kez daha. Çünkü aşk hep yakacak canınızı. Hep incitecek kalbinizi. Ve siz hep yeniden aşık olacaksınız. Sevdiğiniz şeyin aşk değil, acısını yaşamak olduğu gerçeğini kabul ettirene dek kendinize.
Sevgiyle kalın. Rüzgar
Ne İstiyorsunuz? Duymak İstediklerinizi Söylemesini mi? Söylemek İstediklerini Duymayı mı?
"Avuçlarındayım diyebilecek kadar güvenmiyorum kimseye. Ya da bu denli teslimiyeti kimse hak etmez."
Bu saatten sonra ne yalanlarıyla uğraşırım, ne nazıyla.. En fazla yanımda durabilir gelen, o da dürğst olsun ciğerimi yesin. Yoksa herkes işine baksın diyorum..
Voav guzel bir kapak oldu bu. :) Yazdiklariniz asiri sekilde icimden gecenler oluyor. Herkes mi ben gibi dusunuyor da sizi bu sekilde yazmaya tesvik ediyoruz bilemedim. :) Gercek diye geciyordu ki icimden, sonra farkettim ben fazlasiyla gercekteyim. Gercege ihtiyacim yokmus. Cok karisigim Şu an :)
Ah. Rica ederim ne demek kapak oldu. Olur mu hiç. Hassasiyetinizi gördüm gözlerinizden belli ki. İçim el vermedi bu denli güzel bir yüreği incitmiş olmalarına. Ne denli gerçek isek biz ve bizi biz yapan şeyler. O denli güçlüyüzdür. Ama en çok da gerçekleri duymak acıtır canımızı. Bazen sadece karışmak gerek. Olabildiğince ve en derinden. Düğümleri çözmenin ne anlamı kalırdı o zaman. 😉
Benim ilk aşamada birşeyler duymaya değilde gerçekten aşık olmaya ihtiyacım var. Gerisi zaten uyuma bağlı. Gerçek hisler besleyen insanlar arasında duymak istedeğim, söylemek istedikleri pek sorun teşkil etmez. Bana söylemek istediği herşeyi desin zaten ondan sonra benim duymak istediklerime sıra geliyor demektir.
Öyle değilmidir!!! insanlar birbirlerini tanımadan aşık olurlar bilmeden severler hayatlarını hatta canlarını verirler aradan zaman geçer aaaaa bu değilmiş istediğim sonra büyük bir uğraş değiştirme çabaları sonra bir bakarlar elde var sıfır çünkü kimse kimseyi değiştiremez... o yüzden ne duymak istediğimi söylesin nede kendi istediğini. sonu her zman boş bir bir bardak olacak nasılsa en iyisi sussun :) insan nedense aşk'a aşkından sonunun boş oldugunu bildiği halde yinede kafaya dikliyor o bardağı :)
Evet. Aşka aşığız aslında. Ama sonunun boş olduğunu bilmeden değil de, ne olacağını bilmeden bırakıyoruz kendimizi. Sonunu bilseydik o zaman adı aşk olmazdı. Bir bardak su gibi görmek aşka haksızlık olur bana göre. :)
Nasıl bilemeden? Öylede biliyorsunki sonunu! hançer gibi saklıyorsun solunda biraz zaman geçtikçe sanki biri hançeri bir saga yapıyor bir sola ama susuyorsun aşkın sağolsun diyorsun sonunu biliyorsunda keyif alıyorsun verdiği acıdan sonuç hüsran ve yine aşık oluyorsun ve yine ve yine sonunu bile bile kanatıyorsun kalbini kanatlarını kırdırıyorsun her defasında ve bilerek yine alıyorsun o bardagı eline :) :) :)
O halde mutlu aşk yoktur. Aşka aşkımız mazoşizm sempatisi yüzünden yani? Nereden bilebiliriz aşkın bize hep acı vereceğini. Ya da aşk bu denli aşikar mıdır bu denli saydam mıdır bize yaşatacaklarına dair? Yapma lütfen. Tamam. Doğru insana doğru zamanda doğru noktada kapılmış olamayabiliriz ama, yaşamadan yanlış olduğunu bilemeyiz. Ama her zaman böyle olur diye bir şey yok. Gerçekten doğru insan ile yaşanacak bir aşkın sonu asla hüsran değildir.
Aslında doğal olsun, doğal olayım isterim. Kişiliğimiz uyuyorsa mesele yok.. Güldüğümüz, sevdiğimiz şeyler aynıysa tabi.. Gerçekler yalandan daha az acıtır.
En İyi Cevaplar