Aşkın öyle bir yönü vardır ki zamanla ortaya bir bir dökülür. Duyguların hiçe sayıldığı öyle bir an gelir ve nutku tutulur düşüncelerin. Beyin bir süre dinlenmeye çekilir ardı ardına kesilmeyen ağrılar gelip bulur. Ne acıdır ki beyni rahat bırakmayan bu illet yine aşktır, yine tutuklu kalan hislerdir. Girdapta kaybolurcasına aşkın esaretini ya da cesaretini ararsın duyguların seni başka bir dünyaya götürür.
Yepyeni bir hayatın en haz verici noktasına gelmişsindir. Tek sorun seni güçlü kılan aşkın yitip gitmesidir, tutamazsın artık elinde ve onu yavaşça yere bırakırsın sonra uçup gider bir daha asla bulamazsın.
Aramak mı?
Uzaklara dahi gitse arama hissi içine doğmuş ve sen o an cesaretini konuşturup yollara çıkmışsındır. Senin için "artık çok geç olmamalı" düşünceleri ön planda olsa da geç olduğunun farkına varamamak çok acı. Yıllar geçse de yine cesaretinden ödün vermeyen, adımlarını korkusuzca atan, ölümü dahi sırtında taşıyabilen birisin artık sen! Bir ara düştün, yoruldun mu sanki? Kalk ayağa silkelen! Cesaretini yerlerde sürüklemek korkusuz korkulu olduğunu gösterebilir.
Neyse zaman geçer, saatler durmak bilmez sen yine aşkın peşinde hırçın kaplan misali oradan oraya savrularak gözleri gök mavisi birine çarp! İşte o an başka bir Dünya'ya düşercesine tokatlar sırayla yüzüne çarpı verir, çarpılırsın. Belki aşkını kaybettin lakin öyle bir aşka kapı açtın ki kendiliğini kaybettin.
Sanırım artık bitiş noktasındasın.
Mutlu olayım derken, mutsuzluğun seni misafir edeceğini aklından bile geçiremezdin. Kaybettiklerin seni mutlu ediyordu ancak kazandıkların sende seni dahi unutturmuştu. Sen artık bir esirsin! Cesaretinden hiçbir görüntü kalmamış ve görüntünün arkasındaki ikinci yüzün korkak, ürkek bir yavru ceylana dönüşmüş. Belli ki bu hallerinin bir sebebi var; aşkta belki seni esaret ön planda tutuyor lakin esaretin asaletini de yok ettiğini unutma sakın.
Bir süre esirliğe alıştığın, aslında esirliğe alıştığını sandığın aşkın seni tutsak ettiğini anladın. Kurtulmanın tek dönüm noktası cesaretini kazanabilmen olabildiğini düşündün. Yine yanıldın dersem üzülme bana... Cesaretin seni hırçın kaplan, esaretinse seni ürkek bir ceylana dönüştürdü. Mühim olan o ilk aşkını elinde tutmandı bunun için ne cesaret ne de esaret gerekli. Kocaman bir kalp bunun içinse bir akıl yeterli.
İnsanlar ne geleceğini kurabilir ne de geçmişini getirmek ister. Yanlış düşünceler, bunları yapmaya çalışmaktan başlar.
En İyi Cevaplar