Aslında evliliğin içinde olduğumuz ya da olacağımızdan dolayı mizah dolu olduğunu anlayamayız. Dediğim gibi; "Kavgalarımız dahi mizah dolu".
1. Evresi (Canım Cicim)
Bu zamanlardaki çiftler çok uyumludurlar, küfür etsen "seni seviyorum" sanarlar. Arkadaşlar şu an bu evredeyseniz inanın aşkım demeleri bile bir küfürdür, tabii ilerki zamanlarda. Korkmayın bu aylar, çok tatlı aylardır bu aylarda ilişki kolay kolay tükenmez.
Aya göre konuşmalar ya da hareketler:Eş geç gelse dahi sorun yaratmalar olmaz hatta romantik bir akşam yemeğini gece geç saatlerine kadar aç dahi olsalar yemeden beklerler. Eve her zaman 1 ekmek alınır ve bu 1 ekmek çifte yeter. Aşkım makarna yaptım, çok güzel olmuş derler ve her defasında makarna yaparlar hiçte güzel olmaz. Makarnayı her defasında yiyen erkek makarnayı beğenmese dahi "aşkım çok güzel eline sağlık" der. Sanki mesaj hakkın yokmuş gibi eve not yazma devri başlar. Notlar o kadar abartılır ki saçmalığın daniskası başlar. Çiftler aileye çok yakındır ve her halûkarda anlaşırlar hatta çiftlerin ailesi kendi çocuğu yerine damadını ya da gelinini savunur. Bu evre de böyle sürüp gider.
2. Evresi (Tanıma Aşaması)
Çiftler yeni yeni tanışmaya başlar sanki hiç tanımıyormuşsun gibi farklı huylarını keşfedersin ama merak etmeyin bu evre de güzeldir. Huylarını tanıdıkça seni ayrı bir heyecan basar, herkesten farklı olduğunu sanarsın ve kimin sesini duysan onun sesini duymuş gibi olursun.
Zamana göre konuşmalar ya da hareketler: Eve geç gelen eşini yine sorgulamazsın ama çok çok özlediğinden dolayı her an mesaj atar ararsın. Aynı şekil eş için de öyle her saniye kaç ekmek bahanesiyle ararlar, ekmek demişken bu zamana göre ekmek 1 tane daha fazlalaşır. Makarnaya yeni bir arkadaş gelir; adı da çorbadır. Genelde hazır olsa da mercimek çorbasına da yer vardır, not yazma evresi olmadığından mesaj atmalar baslar; "Aşkım çok özledim, aşkım ne yapim" demeler diz boyu. Yataklar 10 kişiye sığacak gibidir çünkü çiftler birbirine girecek gibi sarılarak uyurlar. Sanırsın ki yoklar. Bir gece onsuz yatsa eş, geceler boyu ağlar hatta atletini donunu koklayarak geceyi bitirmeye çalışır. Tanıdıkça birbirini sevdiklerini sanan çift bu evreyide böyle sürdürerek bitirmeye çalışır.
3. Evresi (Umursamıyorsun, Umrunda Değilim)
Genelde evliliğin 4 senesinden sonra bu evre işi bozar. Bu evrede kıskançlık biraz daha ağır basar hiç kıskanmayan adam bu zamanda asla kıskançlığını gizleyemez. Eve geç gelmeler artık çok koyar. Gelebildiğince erken gelmeli eş, yoksa gece boyu uykusuz geçirmeleri göz önünde bulundurmalılar.
Bu evrenin konuşmaları ya da hareketleri: Kıskançlık krizlerine giren çift kıskançlıklarını belli etmemeye çabalasalar da o kadar da kolay değil. "Bu parfümü ne zaman sıktın" demelere doyulmaz, saçını ne için boyadın demeler, hatta doğal halinin çirkin olduğunu bile bile "Doğal halin daha güzel" demeler, komik olsa da eşin çok hoşuna gider. Ve bir zaman kezban tabiriyle, evde her an öyle dolaşır. Ta ki soğuma evresine geçene kadar...
4. Evresi (Monotonlaşan Bir Hayat)
Gözler dışarıya kaçar, sebepse eşin değer vermemesidir. Sıkılmaktan bunalan eşler dışarı çıkmak için bahaneler üretir ki, çoğu evliliğin bitme sebebi bu evredir. Artık birbirini anlayamazlar şakalaşmalar bitmiştir. Küçücük şakanın bile ciddi bir kavga çıkaracağı bir evredir. Eğlenceye açlardır ama eğlenmek için fazla bunalmışlardır aşk bitmiştir, heyecan sıfır. Her gün kavgalar çıkar ve aileler şahit olur ilk evrede eşlerin ailesi gelinini ya da damadını tutarken bu evrede kızım oğlum vardır. Hatta aileler bile evliliği bozmaya çalışır.
Bu zamandaki konuşmalar ya da hareketler: İlişkide heyecan aranır; kadından yana olmasa bile erkek aldatmalara bile başvurur. Eve geç gelindiğinde kavgaların haddi hesabı yoktur. Eve 4 ya da 5 ekmek alınır alınan ekmeklerin çoğunu kadın yer. Çoğu kilolu kadınlar bu evreden geçmiştir, telefon aramaları azalır aranırsa da "Yemek yap açım." demek için ararlar. Bu kadını daha çok sinir eder ve yemeği yapan kadın tüm yemeği kendi yer. Erkeğe yemek bırakmaz yine kendine yapar, yataklar dahi ayrılır.
5. Evresi (Kopamama, bağlanma)
Bu zamanlarda kavgalar olsa dahi artık alışılmıştır. Kavgalara hatta geçmişte aldatmaya ya da aldatılmaya bile göz yumulur. 'Amaann ne hali varsa görsün, zaten benim' düşünceleri başlar. Yemekler zirveye çıkılır eşin en beğendiği yemekler yapılır ve eş bundan vazgeçmez, kadına zayıflama hissi basar ve bu erkeği daha çok hoşnut eder.
Bu zamanın konuşları ya da hareketleri: Hem kavga hem de sevmeler başlar. Aşk bitse de bağımlılık girer işin içine boşanmak istesen de tiryakisi olmuş boşanamıyorsundur, kopamıyorsundur. Yataklar birleşir ve eskiler yâd edilir, onsuz olamayacağını işte o zaman anlarsın.
Sabrın sonu selamattir, sabredersen kazanırsın. Sabrederek zirvenin tepesine çıkan çoğu insan var neden biz de yapmayalım ki!
Evliliğin Evrelerinde Kavgalarımız Dahi "Mizah Dolu"
ALLAH'ım hayırlı şekilde bağlanmayı nasip etsin ama ben gerçekleri söylemeden duramam :) Sırf makarna yemekten hoşnut değilsem ve eşim başka bir şeye koşamıyorsa/yapamıyorsa onu yapması için de zorlamam. Beraber yapmayı teklif ederim. Ev işlerinde eksiklik görüyorsam bir kadın tutabileceğimizi eğer gerek görmüyorsak beraber ev işlerinin altından kalkabileceğimizi çünkü ev işlerinin tümünün aile fertleri için olduğu için seve seve her işi her zaman yaptığım gibi evlenince de tüm yüreğimle yapar, eşime destek olurum.
Aynı şekilde eş de eşine sadece makarna yedirmeyi arzulamaz ve birden fazla çeşit yapmanın olanaklarını arar.(En azından böyle olduğuna inanıyorum.) O yüzden makarna ve çorbayla şu 2 evre geçeceğini sanmıyorum ^^ (Kabul ediyorum mideme düşkünüm :) )
Ayrıca eşler arasında gizli saklı olmaması gerektiğini, bir şeylere sabır edilmemesi söylenmesi gerektiğini ve bir eksiklik varsa ifade edilmesi gerektiğini savunuyorum. Burada önemli nokta ifade edilmesi değil, nasıl ifade edilmesi gerektiği. Karşında azılı düşmanımız varmış gibi ifade edersek ve bunu normal sayarsak yüreğimizin sahibi, hayatımızın ömrüne öncelikle bize yakışır mı? Onun yüreği daraldığında, sıkıldığında ve özellikle kırıldığında bizim yüreğimiz nasıl rahat edecek? Eğer ediyorsa bir yerlerde çok büyük problem var demektir.
Son olarak yatakların ayrılması mevzusu şahsen benim en ağırıma giden mevzu. ALLAH'ım hayatım boyunca bunu yapmayı nasip etmesin. Çoğu kişi eşler yatağa küs girmesinler, ilişkilerine zarar verir derler evet bu çok doğru ama o yatağa küs girmemeye karar veriyorlar da seçtikleri yol ne? Sadece o an kırıldıklarını unutup mu yatağa giriyorlar yoksa bir şeyler için çözüm bulduklarında ve o olayı tatlıya bağladıklarında mı yatağa giriyorlar?
Bir şeyler için daha farklı düşünmeliyiz, sorgulamalıyız. Hangi noktada nasıl davranacağımızı toplumsal kurallar belirlememeli sadece yardımcı olmalı o da bir yere kadar yoksa çok canımız yanar. Çoğu ailenin yandığı gibi.
En İyi Cevaplar