Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Her şey muhteşemdi değil mi? Sizi en iyi O anlıyordu. O'nunla geçirdiğiniz zamanlardı en keyifli günleriniz. En özgür, en olduğunuz gibi olandınız yanındayken. Büyülü gibiydi. Bu denli iyi anlaşılıyor olabilmeniz, ortak zevklerden keyif alabilmeniz, ortak tatları daha da lezzetli hale getirebiliyor olmanız şaşırtıcıydı. Hatta inanılır gibi değildi.

Kendinizi en rahat hissettiğiniz zamanlardı
Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Beklentisiz, sıradan ve hep olduğunuz gibi davranabildiğiniz gibi hani. Hani kendinizden bir parça gibi. Aynaya bakıyormuş hissine kapılarak "aynı ben" diye şaşırdığınız. Meyve bahçesindeki ağaçlardan birine çıkıp, en olgun meyveyi çalmak gibi bir keyifti paylaştıklarınız. Yaşamın tüm renklerinden alıp bir tutam, renkli boya kalemlerinizle, saçma sapan figürler çizip, ardından kahkalahalar fırlatabiliyordunuz boşluğa. Birbirinizin hayatındaki eksiklikleri tamamlamak, birbirinizi tamamlamak gibiydi. Tamamlanayamayanlara aldırmamak gibi cesaretleriniz vardı. Üzerinizdeki fazlalıklardan kurtulmak da hiç bu denli kolay olmamıştı birlikte paylaşılan anlarda. Her tatsız şey için "olsun" larınız vardı. Olmazsa olmazlarınız oluruna bırakılmıştı. Karşı cinsten birinin yanında kendinizi hiç bu denli rahat hissetmemiş olmanız, aranızdaki en inanılmaz bağı kurmuştu.

Şimdiye dek sizi mutlu eden her güzel şeyi adlandırmak gibi bir yetiniz varken, bu bağa bir isim koymak gereği hissetmiyor, hatta adı olmasın istiyordunuz. Eğer bir adı olursa kaybedeceğinizden, büyünün bozulacağından korkuyordunuz. Sevgilinizin bile sizi bu kadar mutlu edemediği gerçeğinden cesaret alarak belki de.

Hesap edilemeyen bir şey oldu

Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Ve bir gün, bozuldu büyü.

Hesapsızca yaşanıyormuş gibi görünen her şeyin içinden, hesaba çekilecek bir şeyler çıkmaya başladı anlamsız. Bugüne değin aldırmadığınız her şeye, anlamsızca anlamlar yüklemeye başladınız. Birbirinizin dışında bir hayatınız olduğunu kabul ederken başlarda, o hayatın içinde neden olamadığınızı sorgulamaya başladınız. Geç gelen mesajlara, cevapsız kalan ya da kısa kesilen telefon konuşmalarına, birlikte yapılan planların ertelenmesine, buluşmaların azalmasına içten içe bozulmaya da başladınız. Mobil programlarında takibe aldığınız ve sohbetleriniz arasına giren başka sohbetler, içten içe kızdırmaya bile başlıyordu sizi. Hatta çevrim içi durumlarında sizinle değil de başkalarıyla konuşuyor olduğunu görmek, çoğu zaman o telefonu bir yerlere fırlatmanıza neden olmaya başladı zamanla. Oysa düne kadar en saygılı halinizle, O'nun sizin dışınızdaki hayatını görmüyordunuz, aldırış etmiyordunuz bile.

Yanında olamadığınız her gün için, günlerden çalmaya başladınız zamanla. Yanınızda olmadığına hiç bu denli takılmazken şimdiye dek, içinizdeki seslerle kavga eder halde bulmaya başladınız kendinizi. Özellikle uykuya dalmaya hazırlandığınız zamanlardı bunlar. Hani başınızı yastığa koymakla koymamak arasında çelişkiler yaşarken, hiç uykunuz olmadığını düşünmenize neden olan, aslında uykunuzu kaçıran cevap aradığınız soruları neden O'na değil de kendinize sorduğunuzun farkında olmadığınız zamanlar.

Aynı çelişkiler, o yastığa koyamadığınız başınız dışında kalbinizde de yaşanmaya yüz bulurken, o güçlü dostluğunuza konduramadığınız arzu, tüm geri tepme çabalarınıza rağmen, koşulsuz ve dur duraksız bir hoyratlıkla aklınızı başından alıyordu artık.

Gözleriniz çoktan ele vermişken sizi, aşkın ilk dokunuşuydu dudaklarınızdaki

Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Olabildiğince kaçtınız. Önce kendinizden, sonra duygularınızdan. Emin olamadınız bir süre. Emin olmaya başladığınızda bir iz aradınız O'na dair. Ufacık sözcüklerine, küçük sürprizlerine, sizi mutlu kılan her minik hareketine anlamlar yüklemeye başladınız elinizde olmadan. O'nun ne hissettiğini bilmeye ihtiyacınız olduğundan şüphesiz. Pes etmeye hiç yokken niyetiniz, gözlerinde görmeye başladığınız an gözlerinizi, pes edeceğinizi bilmeden üstelik. Karşı koyamadığınızı anladığınızda, sarıldı kollarınız. Ne kadar kaçarsanız kaçın, ne kadar kaçırırsanız kaçırın bakışlarınızı, o gözlerin göremediği görünür olmuş, aşka dokunmuştu dudaklarınız artık.

Bir kelebeğin ömrü kadar sürecek bir aşk bu
Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Çoğu zaman, olabildiğine ve bir gerekçe göstermeden, hiçbir neden aramadan dibine kadar yaşamayı istersiniz ya bir şeyleri. Kaygılarınıza aldırmadan, "olsun be" diye cesaret vererek kendinize. Olmaması gerekenlerin, hangi gerekçe ile olmaması gerektiğini düşünmek istemeden. En özgür kıldığınızda kendinizi, en cesur ilan ederken hani. "Kaybedecek neyin var" dan da cesaret alarak en umarsız şekle bürünürken. "Ne olacaksa olsun" diye, en kötü sona bile razı geleceğinizi umarak hazır hissedersiniz. Aşkın o karşı konulamaz heyecanı sımsıkı sarmışken tam da sizi. Kaybedecek çok şeyiniz vardır aslında.

Hep doğruyu ararken siz, O' nun doğru insan olduğuna inanarak, aslında inanmayı isteyerek, bütün gücünüzle tutunursunuz tutkularınıza. Tutkularınızın içine yerleştirdiğiniz O'ndan başkası değilmiş gibi gelir. Ama değildir.

Çünkü aşk, özgürlüğü barındırmayacaktır içinde

Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter

Beklentiler yükselecek aşka dair. Beklentiler yükseldikçe hayal kırıklıkları artacak. Özgürce yaşanan her şey, özgür olmaktan çıkacak. Yanındayken en iyi hissettiğiniz zamanların yerini, çıkmazlarınız alacak. Özleyeceksiniz deliler gibi. O'nun, aşkınız olmadan önceki günleri özleyeceksiniz. Özgürce yaşamaları, uçan balonları, hesapsız çığlıklarınızı, rastgele seçilmiş bir şarkıda dans etmelerinizi, o şarkının sizin şarkınız olmadığı günleri, bağımsızlığınızı, bir şeyleri yapmak zorunda hissetmediğiniz zamanları, yapmış olmak için yapmadığınız şeyleri özleyeceksiniz. "Keşke" leriniz başlayacak apansız. Gözyaşlarınızla birlikte "Keşke dost kalabilseydik" demeye başlayacaksınız. "Daha mutluyduk" diyeceksiniz ardından.

Dost olduğunuzda aşık olamazsınız. Aşıksanız, hiçbir zaman dost olamadığınızdandır. Dostlukla başlayan şey, aşka dönüşebilir. Hatta bu aşk ölümsüz de olabilir. Fakat o aşkın içinden dostluğu aldığınız anda, hem aşkınızı hem en iyi dostunuzu kaybedersiniz.

Ne demiştik;

Değerini bilmediğimiz her an, bizi bir başka hayatı yaşamaya mahkum eder.

Sevgiyle kalın.

#Rüzgar

Dostluk Aşka Dönüşürse İkisi de Biter
Cevapla