Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

Yağmura bayılırım. O yüzden hiç şemsiyem olmadı benim. Hatta bir yerlere sığınmak yerine, ıslanmayı severim donuma kadar. İçime işlesin her damla ve o her damla tenime dokunduğunda, iliklerime kadar irkilmelerim, ürpermelerim olsun isterim. Bir sevgili gibi dokunsun bedenime. Bazen diken diken batsın, acıtsın canımı, bazen sağanak sağanak sarsın tüm bedenimi.

Sıcaktan bunaldığım anlardan biri yine.
Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

Tişörtüm bedenime, saçlarım birbirine yapışmış bir durumda. Ensem sırılsıklam. Yağmur sıcağı bu biliyorum. Güneş, gizlendiği yerden çıkamayacak kadar hapsolmuş halde. "Yağmur geliyor" diyorum kendime. "Yaz yağmuru. En hoyrat haliyle, gümbür gümbür. Delinecek gökyüzü."

Attım kendimi kapının önüne. Heybetli bir aslanın kükremesi gibi ortalığı yaran sesini duyduğum an "Sevgilim geldi" mutluluğunda kaldırdım başımı. İlk damlası düştü göz kapağıma. Peşi sıra birkaç damla daha dokunmaya başladı yüzüme, yanaklarıma, kirpiklerime. Sevgilinin öpüşleri gibi hani. Göz kırpmalarım arasında görmeye çalıştım grinin tüm tonlarını. Birbirlerinin önüne geçmek istercesine hırslı, bir o kadar da çılgın. "Bu yarışta olmalıyım" diye geçirdim içimden. Motosikletime yöneldim. Sevişmek istediğimden olsa gerek, almadım üzerime ne montumu ne kaskımı. Eldivenlerim de olmasın istedim, dokunsun parmaklarıma her damla. O yağmursa ben Rüzgar değil miydim. O şimşekse ben lodosum. Yıldırım olup düşerse önüme, poyraz olurum ben de. Ne kadar sağanaksa, o denli kasırgayım işte. Ben estikçe o yağacak, o yağdıkça ben eseceğim enginliğime.

Meydan okuyorduk birbirimize.
Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

"Şehrin en sıkışmış halinden uzak yerlerde yaşanmalı bu kavga" düşüncesiyle olabildiğine kaçtım karmaşadan. Gök delinmiş, kulakları sağır edecek bir gürültü ve şiddetle birbiri ardına yeri göğü inletiyordu sesi. Birbirimize meydan okuyorduk resmen. O bağırdıkça ben bağırıyor, o haykırdıkça, bazen deli gömleği ile tımarhaneden kaçan bir akıl hastası edasıyla, bazen de mızrağını öne doğru uzatmış, dizinde dizlikleri, başında metal kaskı, dörtnala atını koşturan gladyatör havasında çılgınca o haykırışlara eşlik ediyordum ben de.

Bir ben değilmişim yağmura aşık

Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

Tam yolun ortasındaydı o ben kadar deli. Sarı şemsiyesini dikmiş havaya "dur" diye işaret ediyordu. Yavaşladım. Yağmur da yavaşladı anlamış gibi duracağımı. "Bir dahaki sefere" der gibi alaycı bir ifadeyle önümden hızla uzaklaştı yarıştığımız bulutlar.

Durdum. Tişörtüm ve kotum üzerime yapışmış, sırılsıklam bir halde inmeye yeltenirken, bu kez seslenerek "dur" dedi önce. "İnme". Birkaç adım daha attı bana doğru. "Ben bineceğim, sen inme" dedi sonra.

Önce elindeki şemsiyeyi fırlattı yola. Sandaletlerini çıkarıp eline aldı. Üzerinde, en az benim kadar ıslanmış ve yine benim gibi vücuduna yapışmış yazlık elbisesinden, saçlarından ve kirpiklerinden süzülen yağmur damlalarına aldırmadan, çıplak ayaklarından birini atarak binmeye yeltendi. "Böyle mi bineceksiniz" diye sordum. "Nasıl" dedi. "Yan oturmayacak mısınız yani" diye sordum. "Annen otursun öyle" dedi biraz da kızmış gibi. Kaldırdım başımı. Yüzüne çevirdim yüzümü. Göz göze geldiğimizde durakladık ikimizde kısa bir an. "Görmüyor musun, yapıştı bedenime, açılmaz merak etme" diye ekledi ardından. "Hem açılırsa sen kalkansın önümde, kimse göremez bir şey" diye gülümsedi hafiften. Bir şey diyemedim. Tebessüm edebildim sadece. Oturdu arkama. Sandaletlerinin arasından geçirerek ellerini, bilezik gibi taktı kollarına. Eteğini aldı bacaklarının altına. Kemerimden tuttu. "Hazırım. Artık gidebiliriz" dedi. "Nereye" diye sordum. Bacakları kalçalarımı hafifçe sarmış, enseme doğru eğildi yavaşça. Karnı belime dokundu önce, sonra göğüsleri sırtıma. "Yağmurun dinmediği yere" diye fısıldadı kulağıma.

Ben deli, O benden deli. Yakar mıydık gemileri?
Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

Hareketlendiğim an kemerimi bırakıp belimi tuttu. Hızlandığımda tamamen sarıldı. Islaklığımız karıştı birbirine. Önce çenesini dayadı omuzuma. Sonra çevirdi başını, yanağını yasladı. Tüm vücuduyla sarmıştı bedenimi. Titriyordu zaman zaman. Sıcacık olmasına rağmen üşüyordu rüzgardan. Yavaşladım. Beton yığınlarından tamamen kurtulmuş, önümüzde yeşil alanların olabildiğince göz doldurduğu bir yere gelmiştik ve yağmur da hızını azaltmıştı bizimle birlikte. "Dur burada" diye seslendi aniden. Bir ağaç altına yanaşarak durdum. Bir hamlede atladı çıplak ayaklarıyla yere. Küçük bir çocuk mutluluğuyla "Gel hadi" diyerek elini uzattı. İndim. Elini tuttum. Ana yoldan birkaç adım içeride, yüzlerce ağacın gölgelediği muhteşem bir parka getirdi beni koşarak. Yeniden durdu. Yüzüme döndü. Ellerimi elleriyle beline götürdü. Tuttum. "Sıkı tut" dedi. "Sımsıkı tut, düşersem canına okurum". Ne yapacağını bilmeden sımsıkı tuttum ellerimle belini. Kollarını açtı kocaman, başını arkasına doğru eğdi. "Başlıyoruz, hazır mısın" diye sordu. "Neye hazır mıyım" dedim. "İşte buna" diye bir anda dönmeye başladı hızlı adımlarla, beni de döndürerek etrafımda. Hafiften atıştırmaya devam eden yağmur, kollarımda deli gibi dönen bir kadın, gözlerimiz yağmura kapalı, göz kapaklarımızda damlalar, sırılsıklam bedenlerimiz, giysilerimiz, kendi eksenimize kaptırdığımız ıslak saçlarımız, bizimle birlikte dönen muhteşem renk cümbüşleri.

Başım dönüyor, uçuyorum. Başımın dönmesi, lunapark şenliğinde, uçan sandalyelerde havayı yararcasına uçmaktan değil. Hayalini bile kuramadığım bir özgürlüğü, yüreğimin en ücra köşelerinde, hatta hücrelerimin en derinlerinde, tanımlayamadığım bir heyecanla, ve hiç tanımadığım bir kadınla, tadına erişebilme zevkini yaşıyor olduğumdan.

"Böyle bir haz yok" diye iç geçirmeyi istediğim zamanlardan birini yaşıyorum. İçim içime sığmazlarımla, sorgulamayı bile düşünmediğim bir umarsızlıkla ve en önemlisi bu kez iç geçirmeden.

Rüzgar mı, yoksa Yağmur muydu içimizi titreten?
Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever

Adımlarımız, birbirleriyle uyum halinde yavaşlamaya başladı. Durduk. Belini bıraktım. Sendeledi. Yeniden tuttum. Boşluğa uzanan ellerini kollarıma götürerek tuttu. Saçlarını savurdu. Biraz daha yaklaştı gözlerime. Birbirinden farklı yönlerde yüzüme dökülen birkaç tutam saçımı düzelterek gözlerimi açığa çıkardı. Kirpiklerinden yanaklarına süzülen damlaların arasından gözlerime dikerek gözlerini, hafif ve kendinden emin kısık bir ses tonuyla "Yağmur ben. Yağmur Ada. Ya sen" dedi. Ellerim hala belinde, "Rüzgarım ben de" dedim gülümseyerek. "Üşütür müsün" diye sordu. "Üşütmem" dedim. "Ama şu an üşüyorum" dedi. "Rüzgar değil, Yağmur seni üşüten" dedim. Eğdi başını yere, sonra tekrar kaldırıp baktı gülümseyerek gözlerime. "Isıtır mısın o halde" dedi hafif titreyerek. Ellerini tuttum. Kendime çektim tamamen. Sımsıkı sarıldım. Sarıldı. Bir kez daha gülümseyerek yasladı başını omuzuma.

Not: Yıllar önce yaşanmış gerçek bir hikayedir. Yağmur Ada artık yaşamıyor. Bu nedenle lütfen saygılı yorumlar yapmanızı rica ediyorum. Devamına, bu yorumlarınız yön verecek.

Sevgiyle kalın.

#Rüzgar

Aşk Tesadüflerle Birlikte Yağmuru da Sever
Cevapla