Merhaba Arkadaşlar...
Oturdum defterimin başına. Canım yazmak istedi, yazdım sildim, yazdım sildim, yazdım sildim. Baktım duygularımı bir türlü dökemiyorum kâğıda, bende yazamayışıma söveyim dedim. Yazamayışıma söverken ise, bir soru çaktı kafamda. Neden yazamıyorum? Sonra yazamayışıma sebep olan sevemeyenime sövmeye başladım. Evet sevemeyenim diyorum, sevemedi çünkü. Belki de sevmek istemedi. Sevmiş gibi yaptı da gitti, adilik yaptı, yalan söyledi, ne derseniz deyin. Ama geriye tek bir cümle kaldı arkasından ona yakışan... O da bende kalsın. Kendi ilişkim -olmayan ilişkimden- bahsetmek için oturmadım defter başına. Kıyıda köşede, kendini kötü hisseden insanları belki bir nebze gülümsetmek adına yazıyorum şimdi...

Aşkın Pek Çok Hâli Vardır
Kavuşanlar, kavuşamayanlar, sevenler, sevemeyenler... Milyonlarca insan, milyonlarca aşk, milyonlarca acı ve milyonlarca da umut. Dilimize pelesenk olmuş iki hâline kısaca (!) değinmek istiyorum öncelikle...
Doğru Zaman Yanlış İnsan
Öyle bir insan girmiştir ki hayatınıza, bütün gerçekliğinizi alt üst etmiştir. Ve hatta kendinizi bile tanıyamaz hâle gelmişsinizdir. ( Bu öyle garip bir durumdur ki, sevdiğimi düşünürken gözüme makyaj temizleyicisi yerine aseton sürmüştüm! ) Saçmalamak kelimesinin hakkını vermeye başlarsınız, karın boşluğunuzda oluşan ve kıvranmanıza sebep olan hislere karşı koyamazsınız. Tatlı bir histir bu -tabii başlangıçta. Başta reddettiğiniz bütün duygularınızı kabul edersiniz sonunda. Kolay değildir kabullenmek. İşin acı tarafı ise, değmediğini anladığınızda. Hissettikleriniz, duygularınız o kadar güçlü ve gerçektir ki, fazla gelir sevdiğinize. Kaldıramaz belki de, korkar, kaçar. Sonra sizin de sevemeyeniniz olur birden bire. Sizin saf duygularınızı, kendi kirli egosunu tatmin etmek için kullanır. En çok da bu koyar belki de. Ve unutmak zorunda kalırsınız.

Unutmanın en kötüsü, unutamadan unutmaktır.
Doğru İnsan Yanlış Zaman
Ah şu dizilere, filmlere, şiirlere, romanlara konu olmuş imkânsız aşklar. Sevip de, dokunamadığınız tanıdık eller. Yabancı gibi, uzaktan izlemek zorunda kaldığınız tanıdık dudaklar. Sarılmak isteyip de, erişemediğiniz o tanıdık koku. İşte, işte ben ruh eşimi buldum dediğiniz anın doğru an olmadığını fark ettiğiniz o an. ( Cümlemi seveyim. ) Her şey tamamdır. İki tarafta doya doya sevmeye hazırlardır. Birbirlerinin yaralarını sarmak, sarılıp bir daha asla bırakmamak isterler. Lâkin öyle kahpedir ki kader, bir türlü onları bir araya getirmez. Hep uzaktan sevmek zorunda kalırlar. Dokunamadan, erişemeden, ve hatta gözlerine bakamadan...

Ama...
Ne demişler?
Kül olmadan gül olmak nerede görülmüş?
Aşkın diyarında önce kül olunur, Sonra gül." Her şeye rağmen, aşk mükemmel bir histir. Şu dünyada yaşayıp yaşayabileceğimiz en kudretli duygulardan bir tanesidir. Ve herkes kendinden sorumludur bu duyguda. Aşktan vazgeçmek, yemek içmekten vazgeçmeye benzer. Velhasıl kelâm, güzeldir aşk. Acısıyla, mutluluğuyla. Ne demiş Semiha Yankı ablamız? " Seninle bir dakika umutlandırıyor beni... Bir dakika siliyor canım yılların özlemini... " Çektiğiniz tüm acılar, sevdiğiniz adamın/kadının gözlerinin içine baktığınız an unutulur... Doğru zamanda, doğru insanı seveceğimiz günler de gelecek dostlarım. Tek bakışıyla içimizdeki bütün kırık dökük parçaları toplayabilecek bir çift gözle karşılaşacağız bir gün. Umudunuzu yitirmeyin, dilerim bir gün hak ettiğiniz aşkı bulursunuz. Sevdiğinize kavuşmanızı temenni ederim. Sevgiler.

Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar