Merhaba arkadaşlar.
Bu ilk bencem ve daha öncesinden bir ön hazırlık yapmadım. Bir an doldum burada dertleşmek istedim gibi bir durum işte. Hatamız varsa affola.
"Küçümsemeyin derdimi." diyerek başlıyorum sözlerime. Amaaan bu da dert mi dediğinizi duyar gibiyim. O halde gelin yaşadıklarıma yakından bakalım.
Sakın haaa
Evet 21 senelik yalnızlığımın sebebi bu cümle. Aslında tamamını buna yüklemek hata, ama başlangıç noktası oldu diyelim. Çocukluktan çıkıp genç bir birey olmaya daha başlamadan bu cümleyle sınırlandı hayatım. "Görmeyeceğim, bir duyayım bir göreyim okul hayatın biter, ilk gelenle evlendiririm." gibi babamın ağzından çıkan tehditlerin yanında annemin "Biz sana güveniyoruz, eve gelince yüzümüze bakacak yüzün olsun." tarzındaki söylemleri beni birazdan anlatacaklarımı yaşamaya mecbur etti.

Evet babacığım el alemin senin hakkında konuşmasına belki bu şekilde engel oldun ama el alem yakında onun da kızı evde kaldı diyecek bakalım o hoşuna gidecek mi? :(
Platonik sevmeler
Bedenen bir şeyler yaşamama engel olan toplum baskısı keşke kalbimi de mühürleyebilseydi. Ama olmuyor tabiki, bu adi organ seviyor. Böyle bir toplumun içerisinde yaşıyorken de gidip söyleyemiyorsun, konuşamıyorsun, öyle uzaktan salak salak sevip her gün daha çok bağlanıp dımdızlak ortada kalıyosun sonra. O koruduğun mesafe içerisinde arkadaşça yapılan sohbetler büyük bir sevinç, selam vermediği günler azap sebebidir. Bir selamı mutluluktan uçmaya yeter. İşte böylesi masum sevgiler bu derece dehşet sonları hak eder mi bilmem.
Sevdiği kişiyi sevgilisiyle izlemek herkes için acıdır tabiki ama benim ilk aşkım gözlerimin önünde en yakın arkadaşım, can yoldaşım, dostumla beraber oldu. Beni de çanta niyetine hep yanlarında taşıdılar. Boğazda bir düğüm, yürekte bir acıyla mutluluk rolleri oynadım, kız sevgilisinin yanında rahat edebilsin diye... İlk kez o zaman ihtiyaç duydum başka bir erkeğe, ilk kez o zaman yanımda birini istedim.

Bu takdir edersiniz ki bende çok büyük bir yara bıraktı. Platonik aşkın kendisi zaten yorucu bir durumken.. Artık vazgeçmek için kendime izin verdim ve birkaç ay sonra yeni birisine kaydı kalbim. Aynı şehirde değildik, samimiyetimiz yoktu. Aklımda bin türlü soruyla severken içimde huzuru hissediyordum. Beni mutlu edecek birşey olmuyordu tamam, ama en azından canımı yakacak bir durum da yoktu. Uzaktan sessiz sedasız sevdim uzun zaman boyunca. Hala hayatım babamın çatık kaşlarının yönlendirdiği yerdeydi. Tabiki hayat uzaktan melun melun bakıp, hayaller kuracak kadar ezik olmayı affetmiyor. Bu arkadaşa olan umutlarım kuzenimin senelerdir onun sevgilisi olduğunu öğrenmemle sona erdi. Ve yine hayatın bana layık gördüğü o rolü oynamak zorunda kaldım. Onların rahatını sağlamak.. Kahrolası vicdan...

Evet rolüm tam olarak böyle birşeydi işte.
Kendimi büyük bir savaştan çıkmış gibi hissediyordum. Ne kılıç ne kalkan. Tutunacak bir dalım yoktu.
İkinci kez bununla imtihan ediliyor olmama rağmen bu çok daha acı oldu. Öldürmeyen acı güçlendirir derler ya, ben buna inanmıyorum. Bence öldürmeyen acı çok yaralı bırakır. Ben de çok yaralı olarak üniversite hayatıma başladım. Artık kesinlikle sevmek istemiyordum. Başımı önüme eğip yürüyordum desem yeridir. Liseden üniversiteye dikey geçişle geçmiştik, yani lisedeki sınıfım ve eski okulumdaki birkaç sınıfın karmasıydı yeni sınıfım. Kız arkadaşlarımla sıkı fıkı bir halde gelmiştik üniversiteye. Epey bir zaman erkeklerden hortlak görmüş gibi kaçtım ben. Ama onlar öyle yapmadı tabiki. 7 kişilik arkadaş grubum 15 kişiye dönüştü zamanla. Acaba 15. kişi kim? Tabiiki ben!

Yanımdaki çift sayıları çoğaldı. Bu sefer de böyle oldum.

Ya da böyle.
Komik değil mi? Ama bir de gelin bana sorun. 7 kişilik yemekler, 9 kişilik gezmeler, 11 kişilik doğum günü partileri.. Kendimi her gün fazlalık gibi hissetmeye başladım. Sığıntı gibi yanlarında geziyordum ve bunu yine onlar için yapıyordum." Aaa annee yanlış anlamaa bak arkadaş grubuyla geziyoruuz bu arkadaaş saap." Diyecek kızlar.
Kız kıza gezmeye çıktığımız zamanlarda da bir bakıyordum gelmiş boyu devrilesiceler. Ben gideyim diyorum bırakmıyolar, kalıyorum dönüp yüzüme bakmıyolar. Arkadan tin tin acaba beni kim hatırlayacak diye gezdim senelerce.
Haa unutmadaan hani o sevdiğim çocula çıkan en yakın arkadaşım var yaa yeni bir sevgili yapınca daha yüzüme bile bakmadı. 10 senelik dostluk gitti çöpe. Kendisi için nelerle cebelleştiğimi bilse acaba utanır mıydı? Sanmıyorum.
Sonra onu gördüm
Bana bakıyordu. Sadece bana bakıyordu. O masmavi gözleriyle beni aşka çağırıyordu sanki. 'Yapma' dedim içimden. 'Ne olur yapma' Yasak bana aşk, el alem babama ne der sonra değil mi? Ama kısa zamanda kapıldım yine bir rüzgara. Onun bakışları içimdeki yaralara öyle iyi gelmişti ki, küs olan gururumu okşamıştı. Ama bir kez daha kırılmaktan korkan ben kendimi hep uzak tutmaya çalıştım. Aşık olduğumun ve aslında İLK KEZ aşık olduğumun farkında değildim tabiki.
Ahaaa Allah belamı verdii
Hayatımın en büyük, en çetin imtihanı başladı. Çiftler arasındaki lüzumsuz insan olmakla cebelleşirken artık yanımda gerçekten istedim onu. Ama tam bakışlarına karşılık vermeye karar vermişken bir baktım sevgilisiyle el ele geliyor okula. Hayat işte.. Geç kalmayı affetmiyor. İlk kez içimin yandığını değil, kavrulduğunu hissettim. İlk kez ağlarken öleceğim sandım. İlk kez vazgeçemedim ben.. Bitirmem gerekiyor diyip aklımı öne çıkaramadım bu sefer. 2 senelik önlisans hayatım her gün ağlamakla geçti. HER GÜN.

Dile kolay...
Evde duramıyorum babamın çatık kaşları üzerime dikiliyken.. Okula gidemiyorum herkes tarafından unutulmuş biriyken.. Dışarı çıkamıyorum, her yerde o ve sevgilisiyle karşılaşma ihtimalim bulunuyorken. 2 senem azapla geçti anlayacağınız. Bir zamandan sonra toparlanıp yine kendimi arkadaşlarıma bırakmak istedim. Tek sığınağım onlardı. Aman ne arkadaşlık!
Telefon sesiyle hoplar kalbim, hatırlandım diye sevinirdim. Ama..
Kankaaaa Tuğba'ya ulaşamıyorum bir ara. Kankaaaa bu söz nasıl Zeynep'e göndereyim mi? Kankaaa aramız bozuldu onu üzdüm bir konuşsana. Kankaaa tartıştık bir akıl ver. Kanaaaaa hangisini alayım ona?
Kanka Zeyneeep kanka Tuğbaaaa kanka Ayşegüüüüll. Zıkkımın dibi!
Bir kişi de dönüp de sen nasılsın demez tabiki.
Peki maviş ne oldu. Sevgilisiyle gözümün önünde her haltı yedi. Benim psikoloji onun yediği haltlardan daha beter. Mal gibi yoook unutmak istemiyorum ben sevmeyi seviyorum diye gezdim bir süre. Sonra unutmak istedim ama cenabet miyim neyim kime dönüp baksam anında kısmeti açıldı. Hayat onu unutmama asla izin vermedi. Şimdi 4. sene de mal gibi hala onu seviyorum. Belki unutturacak birisi çıkar diye yeni bir üniversiteye başladım ancak cenabetlik burda da devam ediyor. Kime dönüp baksam sevgilisi oluyor. Resmen kısmet açıyorum ya laa. Hee tabi bir de burda da 5 kişilik bir grup olduk. Anladınız siz onu....
Başka bir çıldırma sebebi. Arkadaş toplantıları.

Eveet çook 'sevgili' erkekler belki burada olmaz. Ama benim durumumu yaşayan cenabet saplar burada da illallah eder. Konu sadece sevgilileridir. Onlar anlatır sen dinlersin. SUSMAZLAR! Yaa adına çok sevindim canıımm bence şöyle yap evet çok iyi olmuş heee hüüü.
Onlar için çok güzel bir gün geçmiştir tabiiki. Her zaman ki gibi..
Ne olur sevin lan beni ;(
Kalbimde ne kadar silmeye çalışsam da silemediğim o mavişin sevgisiyle gezerken her erkekten bir şeyler umar hale geldim. Nezaketen kapımı tutarlar sevinçten uçarım, otobüste yer verirler gözlerim dolar falan. Adımı bir erkeğin ağzından duysam düşüp bayılacak bir halde geziyorum hala ortalıkta. Kurban olduğum Rabbim bana ne zaman acıyacak acaba?

Ortamlar değişti, insanlar değişti, kader aynı.
Şimdiki gelen mesajlar da böyle;
Kankaaa Bahar'a ulaşamıyorum bir arasana, kankaaa Merve'ye hangi hediyeyi alayım, kankaaa şöyle yapsam mutlu olur muu? Kankaaa olmuş mu ? Kankaaa bir ağzını ara kankaaa ss atsana ne demiş kankaa kank kan kaaa
Frover alone
Okey bunu artık kabullendik. Ama Frover -tek- Alone olmasın artık yahu!
Maviş mi? Maviş nişanlandı. ;( Acı dalgası değil artık acı fırtınası yayılıyor bedenime. ;(

Bakmayın gülüp güldürdüğüme. Bu haldeyim ben.
Bu da mı dert canııım alt tarafı sevgilin yok. Evet sevgilim yok. Beni bu Allah'ın cezası aşk acısından kimse çekip çıkarmıyor. Böylesi arkadaş ortamlarının içinde arkadan acaba varlığımı hatırlayacaklar mı diye giderken yanıma gelip ben buradayım demiyor kimse. Telefonuma beni merak ettiği için mesaj atan kimse yok. Tek derdim onların ilişkileri ya benim her şeyleriyle ben uğraşıyorum ne var ki canım bunda? Ben kendimi itilmiş hissedemem, ben kendimi bir kenarda unutulmuş hissedemem, ben kendimi niye fazlalık hissedeyim? İyi bir arkadaş bile değilim ki sevgiliyi bulunca satılıyorum, 10 senelik dostluk olmak buna engel değil tabi ki.
Hayır, çirkin değilim!
Çirkin kezbansındır diyor olabilirsiniz. Değilim yahu valla bak. Hadi ki çirkinim diyelim çevrenizdeki çirkin olup çoook mutlu olan insanları görüyorsunuz değil mi? Hah yani bu bir sebep değil. İtici miyim hmm neşeli, eğlenceli, sıkıntılarını dışa yansıtmayıp hep gülüp güldürmek iticilikse itici olabilirim. Kabul.
Hayır bence kısmetsizim nokta.
Bunları da niye anlattıysam size, sanki çok da umrunuzda. Ben sadece toplumdaki varlığımı haykırmak istedim. Herkes unuttu bari siz unutmayın beni.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar