Merhaba, ben o platonik sevilen. Seviliyorum, evet. Çok şanslı olduğumu düşünüyor çoğunuz, farkındayım. Hatta düşünmeye başlamışsınızdır bile; "Biz bir yudum sevgi için deliler gibi ağlarken; sana okyanuslar sunulmuş, hala değerini bilmiyorsun." diye. Boğazımda hep bir düğüm. Gelin, anlatayım size nedenlerimi...

Seviliyorum ama seviyorum da.
Deliler gibi sevilsem de; deli gibi sevdiğim biri var. Yapamıyorum, sevildiğime gidemiyorum bir türlü. Çünkü ona gidersem, onu mutsuz etmekten korkuyorum. Belki tek bir adımımla deli gibi mutlu olur o; ama kendi mutsuzluğumdan da korkuyorum açıkçası biraz. Mutsuz olursam, mutsuz etmekten korkuyorum. Bulaşıcıdır böyle şeyler, malum. Huzursuz hissettiğim bir yerde kalmak içimi boğuyor. Bu yüzden karşımdaki kişiyi boğmaktan korkuyorum. Gidemiyorum sevildiğime, sevdiğimin bana gel(e)mediği gibi...

Insan mutsuz olacağını düşündüğü tek bir adımı dahi atmamalı.
Aksi taktirde tüm hayatını yerle bir etmeye de adımını atmış olur ve bu felaketle sonuçlanır. Mutsuzluk kötüdür, mutsuzluk; mutsuz etmek demektir karşındaki kişiyi. Aslında mutlu olmak için deli gibi çırpınan, tek gülüşünüze dahi çok çok mutlu olabilen bir insandır sizi seven kişi. Fakat siz o gülüşü veremezsiniz ona; sizin de gülüşüne dünyaları vereceğiniz kişi; size gülmüyordur çünkü. Bu döngü böyle sürer gider. Severiz, sevilmeyiz. Seviliriz, sevmeyiz. Fakat en son öylesine sevip sevilebileceğimiz biri gelir ki karşımıza; bize koca bir "BİN ŞÜKÜR!" dedirtir; bizi sevmeyenler ve sevemediklerimizin ilacı olabileceği, yaralarımızı sarıp, yaralarını sarabileceğimiz "o kişi"ye kavuştuğumuz için.

Evet, ben; PLATONİK SEVİLEN.
Hani hepinizin imrenerek, belki bir yerlerimin kalktığını düşünerek baktığı kişi. Bu düşüncelerinizle tamamen yanıldığınız, sevildiği kişiyi sevememenin, onu üzmüş olmanın kahrıyla yanıp tutuşan kişi aynı zamanda. Hakkındaki önyargılarınızı ne yaparsa yapsın susturamayacağı için, kendi düşüncelerinize bırakan kişi. Evet, ben o kişiyim!

Birini çok seviyordum, uzunca bir zaman önce. Uzunca bir zaman sevmiştim aynı zamanda. Derken bir süre görmeyecektim onu, tatil falan girdi araya. O esnada, başkası çıktı karşıma. Saflığını sevdim -sevdiğimi sandım- onun da. Bir ay kadar bir süre her şey güzel gidiyordu, o sevdiğini hissettiriyor, ben de aynı şekilde karşılık veriyordum. Samimi düşüncelerimdi -sanıyorum-. Fakat tatil bitip de ilk anlattığım kişiyi gördüğümde; unutamama sancısı girdi kalbimden içeri. Ağlıyordum. "Nasıl olur, ne yapacağım?" diyerek ağlıyordum. Bir hafta boyunca kendimle savaştım durdum. Kendimi her boşlukta hissedişimde aklıma onun gelmesini yanımdaki kişiye hakaret olarak düşünüyordum -Ki asla ikili idare edebilecek bir kız olmadım-. Sonunda yenildim tabii, sevgim ağır bastı. Bu ağlamalarıma daha şiddetli ağlayışlar, kendimden nefret edişler ekleyerek; durumu karşımdaki kişiye anlattım. "Ölüyorum" dedim. "Dayanamıyorum, affet!"... O zaman kendimi ne kadar düşürdüğümü bir ben bilirim. Düşünün; bu bir yerde platonik sevilme oluyor. Sırf onu kırmayayım diye kendimi paramparça edişimi umursamadım bile. Gerçekten tükenmiştim. Tükenmişliğin en dibindeydim ve onu da en dibe çekmeye korkuyordum. Evet, korkuyordum! Beni seven o güzel insan için; kendimi paramparça ediyor, onu incitmekten korkuyordum.

Bazen böyle yaparız. Karşımızdaki kırılmasın diye kendimizi paralarız. Fakat sonunda ne olur? "YAPMASAYDIN!"
Sevilen insanlar vardır. Kardeşimiz kadar yakın gördüğümüz kişinin deliler gibi sevdiği fakat ne yazık ki bir türlü onunla mutlu olamadığı, onun yanında olamadığı için kendini mahvettiğine gözlerinizle şahit olduğunuz anlar olmuştur. Fakat o kızın/ erkeğin de kendince sıkıntıları, problemleri olduğunu unutmamamız gerekiyor. -Havasından dolayı küçümsemeyle konuşanlar dışında. Ki bu insanlar; sevilenlerin en acizlerindendir...-
Bu yüzden insanlara önyargıyla yaklaşmak yerine, empati yaparak onları daha iyi anlamaya çalışmalıyız.

Evet, yine söylüyorum; BEN O PLATONİK SEVİLEN! Ben ki; seviliyorum. Ben ki; sevildiğimin farkındayım. Mutlu olacağımı(zı) bilsem, neden gitmeyeyim sevenime? Neden açtığı kucağa koşmayayım tek nefeste? Neden mutlu olacağım(ız) bir dünya yerine zindan olacak bir dünyayı seçeyim kendi kendime? Kim ister ki bunları, mutlu olacağına eminse kim neden koşmasın ki sevenine?...

Birazcık anlayışa, empatiye ihtiyacım var, bunu çok görmeyin bana. İnsanız, hatalar yaparız. Belki bundan bir sene sonra pişman olacağım, dönmek isteyeceğim sevenime. Fakat haliyle o; artık bıraktığım yerde olmayacak belki. Çünkü o da anlamıştır artık benimle mutlu olamayacağını... Bu yüzden, en doğal hakkıdır onun da bana gelmemek. Onun yerinde ben de olsam; aynı şeyi yapardım ya da kim olsa yapardı, değil mi?
Sevin, sevilin. Fakat karşınızdaki insan sizi sevmiyorsa; "Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der" hesabı yapmayın. Birazcık empatiyle tüm sorunlarımız düzelir diye düşünüyorum. Emin olun böylece karakteriniz de zedelenmeyecek, daha huzurlu olacak, daha huzurlu edeceksiniz!
Sevgiyle, dostlukla, aşkla kalın. Okuduğunuz ve yapacağınız görüşleriniz için şimdiden on binlerce teşekkürler...💕
17.02.16/ Candan MERT / KIBRIS
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar