“Umut” verdiğiniz bir insana “Unut!” diyebilir misiniz? “Derim, diyebilirim” diyorsanız; okumayı bırakıp bu sayfayı terk etmenizi rica edeceğim. Duyacaklarınız hoşunuza gitmeyecektir diye düşünüyorum çünkü. “Diyemem, o kadarını yapacak kadar düşmedim.” diyorsanız; başım üstüne. Buyrunuz, devam ediniz okumaya.
Benim cevabımı soracak olursanız; tahmin ettiğiniz üzere, diyemem ben bunu, yapamam. Eğer “Unut!” diyeceksem karşımdakine, umut vermeyi kesinlikle istemem. Yahu bu karaktersizlik değil de nedir söyler misiniz? Umut vermekten, sonrasında “Unut” demekten kastım kesinlikle çıkıp sonradan anlaşmazlıklarla bitirmeniz değil, sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem. Benim söylemek istediğim; önce canımlı cicimli, değerlimli, seviyorumlu konuşup; karşındaki kişi sizi sevmeye başladığında “Unut, yapamıyorum…” diyerek defolup gitmeniz. Yapmayın bunu, ne olursunuz yapmayın. Üzülüyoruz, kırılıyoruz. Kalbimiz yeterince kırık zaten, daha fazla kırmayın. Üzmeyin daha fazla bizi. Üzmeyin…
“Sana yapıldı mı böylesi bir karaktersizlik?” diye merak edenler vardır diye tahmin ediyorum
Çok sevdim. Onu o kadar çok sevdim ki; anlatamam, kelimeler kifayetsiz kalır. Okadar saf, o kadar temiz bakıyordu ki o güzel mavi gözleriyle gözlerimin taa içine. Sevmemek elde değildi, çaresizdim. Yapacak bir şeyim yoktu; ben de sevdim… Soğuk bir kış günüydü konuşmaya başladığımızda. O uzun kış gecelerinin birinde; uzun uzadıya konuşmuştuk. Ailesi tarafından mükemmel bir terbiye ile yetiştirilmiş, yirmi dört yaşında olmasına rağmen eli kimsenin eline değmemiştir bile, diye düşündüren cinsten bir temizliği, saflığı vardı gözümde. Hala da öyle düşünürüm...
Neyse, öyle böyle derken konuşmaya başladık, görüştük; günlerim onunla konuşarak geçmeye başladı. Ben karşımdaki insanın gözlerinin içine bakarım sürekli konuşurken; o gözlerde bana ait bir şeyler var mıdır, merak ederim çünkü. O yanımdayken de bozmadım geleneğimi, gözlerine bakıyordum konuşurken. Bir süre sonra, o gözlerde bana ait bir şeylerin olduğunu düşünmeye başladım. Umut bağlamaya doğru gidiyordum anlayacağınız. "O hiçbir şey yapmadan, söylemeden; sadece gözlerine bakarak mı umut bağladın? Öyleyse sen suçlusun olmaz, bu kadar küçük şeylere umut bağlaman hata" mı diyorsunuz? Durun bir dinleyin önce. O gözler daha başlangıçtı.. Şu an düşününce bile gözlerimi doldurmaya yetecek kadar güçlü bir başlangıçtı hem de...
Ulan üzülüyorum be, yemin ederim mahvoluyorum. Neden bu kadar aptalım, hemen bağlanıyorum diye deli gibi ağlıyorum bazen. Ama inanıyorum işte. İnancım hiç bitmiyor gerçek aşkın varlığına. Bu yüzden her düşüşümde kendi kendime sarılıp; "Hadi canım, biraz daha dayan. Olacak. Yemin ediyorum ki olacak. O aşk gelecek, sen şimdi güçlü olmalısın. Düştün, tekmeler yedin ama kalkmalısın. İnsanlar nankör, insanlar kötü.
Düştüğünde tekme atacak kişi çok. Fakat bunların arasında iyiler de var. O iyilerden birisi mutlaka bulacak seni, mutlaka.
Çok çok mutlu olacaksınız. O da tekmeler yemiş olarak gelecek belki kapına, kendisine 'Son kez!' diyerek, 'Ha gayret dayan!' diyerek belki de. Darbeler içinde olduğunu göreceksin onun, senin gibi... Açacaksın o kapıyı ve saracaksınız en derin yaralarınızı; her fırsatta daha sıkı sarılacaksınız birbirinize." diyebiliyorum. İnancım olmasa bunu diyemem kendime her seferinde, her yıkılışımda kalkamam daha güçlü bir şekilde ayağa.
Neyse, umut diyorduk değil mi? Devam edeyim...
Konuşmalarımız gittikçe çoğaldı. Her yaptığımızı biliyor gibi bir şeydik. İlk olarak ailesinin fotoğraflarını atıp tanıttı bana. Haliyle çok sevindim, ciddi ciddi ilk kez düşünmüştüm biriyle bir ömür geçirmeyi. Kendisi de farkındaydı bunun. Hatta aramızda şöyle bir konuşma da geçmişti; "Olursa sonuna kadar olacak." Soruyorum size arkadaşlar; bu umut değil de nedir? Bir insan ciddi düşünmediği ya da umut vermek istemediği birine ailesini tek tek neden tanıtsın? Ya ben düşünüyorum kendimden yola çıkarak; böyle bir şeyi yapmam yapamam ben ya. Umut vermek istemiyorsun diyelim, neden canımlı cicimlisin bu kızla sen? -Sık olmasa da...- Neyse geçtim bunu, bir insan ciddi düşünmediği birine; "Tuzlu kahve için prova erken" neden der? Ha beyler? Soruyorum size? Neden?? Anlam veremiyorum. Deli oluyorum düşünmekten, çıldırıyorum çoğu zaman. Nasıl bu kadar düşüncesizlik olabilir nasıl?!
Sonu nasıl mı oldu? Dalga geçermiş gibi gideniniz oldu mu hiç sizin? Dalga geçermiş gibi, tüm umutlarınız yerle bir edilerek gidildiniz mi hiç? İşte tam da bu olayın ortasında, kendimle savaş içinde buldum kendimi. Kafamda çınlayan tek soru; "NEDEN?" Cevabını aradım durdum günlerce, gecelerce. Bana ne dendi biliyor musunuz? "Bunları düşünmek benim için erken, ben bu halimden memnunum:) Kırılacağını da düşünmüyorum:) başlı başına bu bir sorumluluk en basiti geç mesaj atıyorum diye gelen tripler ;)" Dahası da var bunun ama dalga geçildiğini anlamanız için yeterli diye düşünüyorum. Evet o gülücükler de ona ait. Ben deli gibi ağlamaya başlamışken; o gülücüklerin tamamı ona ait. Bir de durup kırılacağını düşünmüyorum dedi, inanabiliyor musunuz? Dedi ve gitti. Kendine iyi bak, bile demeden gitti. Zaten ben de demedim.
"Bana iyi bakamayan bir adama 'Kendine iyi bak' demekti en büyük ikiyüzlülük.
Ve ben hiçbir zaman yalancı bir kadın olamadım..." denmiş; boşuna da denmemiş gerçekten... Daha öncesinde; "paramparça olduğumu" söylemiştim ben bu şahsa.. Bunu düşünmüş olacak ki; "Kırılmayacağını düşünüyorum" dedi ve gitti. Haklıydı. Zaten paramparça olan bir insan, daha ne kadar kırılabilirdi ki?
Umut vermeyin sevmediğiniz kişiye. Hele umut verdiyseniz; dalga geçer gibi gitmeyin sakın ondan. Çok üzülür, üzüntüsünün altında ezilirsiniz mutlaka bir gün.
Sen, evet sen. Sana gelince...
Sen beni çok üzdün. "Güzel başlangıçların sonu hep mi mutsuz biter?" sorusunu sordurdun sen bana, defalarca. Ama tek bir gün olsun; sana beddua etmedim. Senin kalbin temizdi hep gözümde, hep saftın. Belki saflığından söylediğin sözleri çok fazla ciddiye aldım ben. Almamalıydım, hatalıyım. Ama ne olursa olsun; senin için çok ağladım. Çok çok ağladım... İnsan, "Bu gerçekten doğru kişi" diye düşünüp, dibine kadar inandığı kişi gidince; başlıyor "Yanar benum yüreğum" diyerek Resul Dindar'a eşlik etmeye... Haliyle unutamıyor uzunca bir süre. Özlüyor, en az hasarla kurtarmaya çalışıyor yine kendisini. Sarılıyor kendi kendine; her kötü biten ilişkinin sonunda tekrarladığı sözlerle avutmaya çalışıyor benliğini...
Arkadaşlar; kadın erkek demiyorum. Bin kez söyledim, yine söylüyorum. Aşkta cinsiyet yoktur. Aşk; her iki cinsiyette de dibine kadar yaşanır. Lütfen, ama lütfen; birine "Umut" verip, ona sonradan "Unut" demeyin. Bu kötülüğü ne kendi benliğinize, ne de karşınızdaki insana yapmayın. İnsanların gözünde aşk çok kötü oluyor bu gibi olaylar yüzünden. Ama ben hep söyledim, şimdi de söylüyorum; AŞKHEPVAR!
Ona inanmaktan asla ama asla vazgeçmeyin. Vazgeçerseniz ya da "vazgeçtim zaten" grubundaysanız da; "İnanmayan zaten başından kaybeder" diyebilirim size. Kaybetmeyin, kaybetmeyelim! Kaybedenler Kulübü'nün yeterli sayıda üyesi var diye düşünüyorum. Artık kazanma sırası bizde! Alın umutlarınızı, doldurun sırt çantanıza. Bağlayın kemerlerinizi, gidiyoruz! Yolculuğumuz var, UMUT YOLCULUĞU!👼💕
Değerli kardeşim üstüne alınma ama erkekler için "güzel kız" kızlar için "yakışıklı erkek " mantığı var. yani herkes aşkı tipte arıyor öncelikle. karakterin, kişiliğin bir önemi yok. ben 20 yaşındayım 1 defa bile reelde sevgilim olmadı çünkü ozguvenim yok neden mi özgüven yok? 8 ay boyunca aynı işyerinde çalıştığım kıza çıkma teklifi ettim bana diğer kızların yaninda "Ya deniz sen hic aynaya bakmiyomusun ya. bir kendine bak bir bana bak. seni bu tipinle kim beğenir. şakamı bu ne çıkması " dedi ve diğer kızlar'da güldüler. hemen WC ye gidip ağladım hemde uzun yıllar sonra ilk defa. o günden sonra kendimi tipsiz, kotu görünümlü biri olarak görmeye başladım. psikolojik destek aldım ama durumum değişmedi. Ben senin sevgilin gibilerini okudukça, gördükçe üzülüyorum. Karakter olarak 4/4 luk değil hatta 4/8 lık bir insanım ama yakışıklı değilim iste. tipsiz biriyim. ama beni RABBİM boyle yarattı ben secmedim. peki ya karakterimi? İşte onu biz olusturuyoruz. ama kişiliğinin, karakterimin bir önemi yok kimsenin gözünde
Alın işte önceden kendimi gördüğüm nokta. Haklısınız yakışıklı erkek güzel kız tabirleri ön planda maalesef. Fakat kişinin sevdiği kendisine güzeldir. Güzellik görecelidir. Sevilmemişsiniz hiç diyeceğim size yanlış anlamazsanız. Ben de hiç sevilmedim, zerre kadar sevilmedim eminim bundan. Yalnızca yukarıda anlattıklarımdan ibaret değil yaşadıklarım. Bana da o tiple bilmem ne yapsan sana bilmem ne yapmazlar dendi terbiyem müsaade etmiyor söyleyemiyorum o kadar pislik laflar duydum. O kızın tamamen pislik olduğunu gösterir size karşı takındığı tavır. Gerçekten ama gerçekten Allah'ın sevgili kuluymuşsunuz ki şimdi gösterdi gerçek yüzünü size. Hadi evlenseydiniz, her ortama çıkışınızda yapsaydı bunu? Daha çok ölmeyecek miydiniz soruyorum size? Öyle yaparak bir kez öldürdü sizi, böyle yapsaydı her gün ölmeyecek miydiniz? Bu yüzden şükretmelisiniz. Kendinizi sevmiyorsunuz. Ben de sevmiyordum. Her aynaya baktığımda "Neden?" diyerek deli gibi ağladığımı bilirim. Sonradan kendimi sevmeye...
Sonradan kendimi sevmeye başladım. Biraz zaman geçtikten sonra anladım ki; çok da kötü bir tipimin olduğu sayılmaz. Zaten en büyü gunahlardandir Allah'ın verdiği canı sevmemek ondan nefret edip ona zarar vermek. Bu yüzden anladım, her insan kendince güzeldir. Sen kendini sevdikce, disaridakiler de seni sevmeye başlar inan bana. Ben birini sevdim; dışarıdakilere sorsan; Bu ne be? derler hani ic guzelligi bilmeyenler. Ama ben sevdim, kime ne? düşüncesindeydim. Deli gibi aşık olduğumu bilirim. Sonra bitti, düşündüm ki gerçekten öyle aman aman bir tipi yokmuş. Ben büyütmüşüm. Insanlar da böyledir işte; sevdiği zaman büyük sever. Kadın erkek demiyorum hepsi öyledir çünkü. Dedim size; ZERRE KADAR sevilmedim ben. Ama umudum bakî. Umudum hep var, çok şükür. Emin ol tek sorunumuz; kendimizi sevmememiz. Sen kendini sevmeye başla; gör seni sevip senden hoşlanmaya başlayanları... Her şey kesinlikle tip değil. Sana bunu düşündüren insanlar utansın. Seven insan tipe bakabilir, sonrasında...
Sonrasında karakterle devam eder sevmeye. Ama o yoksa; SIFIRSIN. O kızın da karakteri sıfırmış, gördün işte; daha ne bekliyorsun onu kaybettiğine (daha doğrusu onun seni kaybettiğine) şükretmek için? Allah hepimizin karşısına iyisini miyisini değil de; hayırlısını çıkarsın inşallah. Sevgilerimle...
umudum yok benim bir ara geliyor ama düşündükçe aşık olduğum insanı geri gidiyor.. ve ben her zaman yanlış insanları seçmekten yorgunum.. bugün 14 Şubat evet belki gereksiz bir gün ama bekledim ondan bir mesaj bir kelime bekledim şu saate kadar bekledim umut değil mi bu? ya ne oldu... boşuna her şey tüm umutlarım kırıldı neden çünkü umutluydum.. bence gerçeği görmek insanı daha az üzer daha az hayalkırıklığına uğratır..
Belki yanlış yerden, beklememeniz gereken yerden umut bekliyorsunuzdur? Bir de böyle düşünün. Herkesin aşık olduğu biri vardır. Aşık olup, gelmesini deli gibi beklediği biri... Fakat gelmez o beklenen. Umut da tam da burada başlar; gelmeyeceğini bildiğin kişiden vazgeçmek, yeni limana yelken açmak. Güç ister bu ama, her seferinde daha fazla güç ister ama alışır insan böyle böyle. Yanlışı ne kadar çabuk silersen doğruya o kadar çabuk ulaşırsın bunu da unutma. Umutlu, huzurlu günler sizin olsun inşallah..😊
Yanlış olduğunu bile bile umutlanıyor insan buna engel olmak zor mantık değil ki umutlanan doğruyu bulsun.. kalp ne anlar yanlış olduğunu aşıksa eğer..
Valla aynen abicim. Bizde de böyle bir durum olmuştu fakat sonradan anladim ki tamamen bahane... Maalesef, boyle oluyor hep. Allah hakkımızda hayırlısını versin..
En İyi Cevaplar