Siyah beyaz televizyonlara yetişenler çok iyi hatırlarlar eminim; hani kanal değiştirmek için kumandanın olmadığı, onun yerine ekranın sağ tarafında analog bir radyo düğmesini çevirerek doğru kanalı aradığımız zamanları. Tek bir kanalı izlerken duyduğumuz o mutluluğu hatırladın mı?
Şimdi kanallar kadar çok ve onlar gibi kurmaca sözde aşklarımız
Hepsi içi boş tv programlarından ibaret değil mi? Bir sms ile bitebilecek kadar kırılgan, kotan kadar konuştuğun, telefon modelin neyse o kadar değer gördüğün, sanal ve çekim gücü düşük sevdalar. 90ların başında yıkılan berlin duvarı ile özgürlük diye çılgınca sevindi dünya belki evet ama hangi duvar bu kadar ayırdı ki bizi sevdiklerimizden bir el öpmeyi bile kısa mesajlara sığdırır olduk. Aldatılma, terkedilme, güvenememe korkusunu bu kadar derin hangi yüzyıl yaşatmıştır acaba insanoğluna bilemiyorum.Tek bildiğim korkuyorum.
Sevmek kolay, sevdiğniden emin olmak kolay da ya sevildiğini bilmek, bu konuda emin misin?
Sahi güven neydi? Gün içinde saat başı telefonda rapor verdiğin bir aşkın varlığı seni gerçekten mutlu eder mi? Evden çıkarken gönlünü, namusunu rahatlıkla kapısında bırakabiliyor musun onunla kurduğun saadet yuvanın? Bu ve bunlar gibi hislerin stresini yaşamadığın hangi an var?
Telefonunu bile gizlice kontrol ettiğin ama aynı yatakta delice seviştiğin bir ilişkin var farkında mısın?
En İyi Cevaplar