Sen bana ait değilsin. "Sana aşığım" diye sana sahip değilim ben. Sana aşığım diye, sen benim sahibimsin belki. Çünkü ben, dünyadaki her şeyden daha çok sevdim seni. Doya doya, acıtırcasına, kalbimi boşaltırcasına sarılamadan sevdim seni. Yeter sandım. Yetmezmiş. Karşındaki insan kadınsa eğer, hamleleri yapmadan önce iki defa düşünmek gerekmiş. Çünkü kadın her zaman senden bir adım öndeymiş. Öğrendim. Sen benim en zor sınavımsın.
Sandım ki güç bende. Seviyorsam, aşıksam her hakka sahibim. Sen benimsin. Senin ben olmadığını bilmeden benimsemişim seni. Bencillik etmişim. Sen benden değilmişsin oysa. Senin sevdiklerin değilmiş benim sevdiklerim. "Seni seviyorum işte, daha ne istiyorsun?" diye sorduğumda değil, seni sevdiğimi hissettirdiğimde biz olabilirmişiz. Senin beni sevdiğin kadar da değilmiş "yeter " dediklerim. Öğrendim.
Biz olabilmek için söylemek yetmezmiş, söylediğinin arkasında durmak gerekmiş. Çok beğendiğin o kırmızı atkıyı, özel bir günde değil, sıradan bir akşam üstü boynuna dolarken, uçlarından tutup, gözlerinin içine bakarak dudaklarıma getirmekmiş dudaklarını. Öğrendim.
Bir filmi seğrederken ya da bir kitabı okurken, o filmden ya da okuduklarımdan zevk almam gerekmiyormuş. Filmi birlikte seğrediyor olmaktan keyif alabilmem, kitabın içinde bizden birşeyler yakalayabilmemmiş seni sevmek. Okuyorum yeniden.
"Seni Seviyorum" demek, seni sevmek demek değilmiş aslında. Sende aradığım o şeyin, sende olmadığını bilerek sana itaat etmekmiş. Neysen, nasılsan, ne kadarsan öyle sevebilmekmiş. Öğrendim.
"Ne istiyorsun" diye sorabilmek değilmiş seni sevmek. Gerçekten ne istediğini görebilmek, istediğin o şeyin "veremeyeceklerim" kadar büyük olmadığını anlayabilmekmiş meğer. Veremeyeceklerimi çok büyütmüşüm gözümde..
Gülümsemelerini çoğaltabilmek, gülümsediğin her an'ı eşsiz kılabilmek, seninle gülümseyebilmekmiş biz olmak. Neden güldüğünü sorgulamamak, anlam yüklemeye çalışmamakmış seni sevmek. Öğrendim.
Sana dair her şeyi merak etmek yetmezmiş, SENİ merak etmekmiş aslolan. Nerede değil, nasıl olduğunu merak etmek. Huzurlu, güvende ve iyi olduğunun kaygısına düşmekmiş. Seni SEN yapan her şeyi merak etmekten çok, senin için endişelenmekmiş. Anladım.
Benim seni aradığımdan daha çok senin beni arıyor olman, ilgi beklemen, hesap sorman, rahat bırakmaman, bana kendini hatırlatman değilmiş aslında. Özlemen, sadece özlemenmiş. Sesimi duyabilmek, sesini duyurabilmek içinmiş. Şimdi duydum.
Hemen hemen herşeye ağlaman, güçsüz olduğundan değil, ağladığın o şeyin yerine kendini koymanmış. "Niye ağlıyorsun şimdi durup duruken" diye sormak değilmiş seni sevmek. Aslında neden ağladığını anlayabilmekmiş. Gözlerinden dökülen her damla yaşı, bana akıtmanı isteyebilmekmiş. Ellerimle silmek değil, öpebilmekmiş gözyaşlarını. Öğrendim.
Sana her dokunduğumda, dokunduğum şeyin tenin değil, yüreğinin en derini olduğunu görebilmekmiş seni sevmek. Bu yüzdenmiş kalp atışlarının hızlanması. Bu yüzdenmiş heyecanlanmaların. İçinin titremesi ve hatta utanmaların. Ellerini uzattığında ellerime "bu adam benim" diye cümle aleme göstermek değilmiş niyetin. "Sakın bırakma" demekmiş. Öğrendim.
Bana geldiğin her an, beni sana getiren her şey sadece senmişsin. Sana, seni kattığımda -bendeki seni-, gözlerinin parladığını görmem o yüzdenmiş. Beni sende özel yapan şeyin, seni sevmem değil, seninle bir olmam, seni en değerli kılabilmemmiş aslında. Öğrendim.
Sen benim en zor sınavımdın. Sana çalışmadan seni sevebilirsem eğer, geçerim sandım.
Yeter sandım benim olman için. Benim olmaman gerektiğini, senin olmama gerek kalmadığında anladım. Çünkü sen sadece sendin. Ben de sadece ben. Ne fazlası, ne dahası, ne de daha azı. Kendim için değil, senin için de değil, "bizim için ne yapalirim" diye düşünmeye başladığımda, başka hiçbir şey yapmamam gerektiğini anladım.
Bizim BİZ olabilmemiz için, birbirimize gerçekten değer verebilmenin, saygı duyabilmenin, sadık olabilmenin gerekliliğini anladım. En önemlisi birbirimizin yerine, bizden birini düşünmek yerine, birlikte düşünebilmenin gerekliliğini. Yeterli olmasa da, aynı yolda yürümek istiyorsak, engelleri engel olmaktan çıkarabileceğimizi.
Sevişirken biz olmak, tatmin olmak değil, tatmin edebilmekmiş aslında. Doyuma ulaşmaktan daha değerliymiş, arzulanmak ve doyurabilmek arzusuyla sevişmek.
Anladım ki, birlikte yürüyeceksek aynı yolda, birbirimizden ne kadar farklı olsak da, ne denli ayrı olsa da fikirlerimiz, zevklerimiz ve renklerimiz ne kadar ayrıysa da. Ben, seni SEN yapan özelliklerini benlerimin içine alabiliyorsam ufacık bir yerine dokunmadan. Ve sen, beni BEN yapanları senden kabul ederek ayırmıyorsan kendi içinde, işte o zaman BİZ olabilmek daha da kolaylaşırmış.
Doya doya, acıtırcasına, kalbimi boşaltırcasına sarılabilmek demekse biraz da seni sevmek. Kayıtsız, durduraksız, olabildiğince ve sonsuza değin sımsıkı sarılmak istiyorum sana.
Yeter mi? Bilmiyorum. Bu sınavda kopya çekilemiyor.
"Seni seviyorum. Seni Seviyorum diye senden önce hiçkimseye söylemedim dersem yalan olur. Hiç hesapsız çılgınca seni seviyorum. Bazen bir çocuğun karanlıktan korktuğu gibi seni sevmekten korkuyorum. Söylemem lazım biliyorum. Ama hoşuma gidiyor, içimi ısıtıyor söylüyorum. Gözlerim az önce iflas etti. Issız tenha üşüyorum. Isıtmak için içimi, içimden hiç aralık vermeden. Seni Seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum diyorum. Söylememem lazım biliyorum. Ama hoşuma gidiyor, içimi ısıtıyor, söylüyorum. Amacım beni sana sevdirmek olsaydı ki, bu çok kolaydı. Ben seni sevmenin tadını çıkarıyorum......" (Kayahan)
Sevgiyle kalın.
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar