
Deliler gibi sevdim. Uğruna ölecek kadar. O'nun da beni öyle sevdiğine eminim. Beni kollarına aldığında, dudaklarıma her dokunuşunda, ellerimi her tutuşunda, gözlerimin içine her bakışında inandım aşkına. Geleceğimize dair düşlerimiz vardı. Bahçesine çiçekler diktiğimiz evimiz. Meyve ağaçlarımız vardı. Dallarına ipten salıncak kurduğumuz. Salladıkça kahkalar atan çocuklarımız. İsimlerini koyduğumuz bir kız bir oğlan. Her soluğumda yanımda oldu. Her korktuğumda sarıldı. Benden vazgeçmedi, geçmeyecek biliyorum. Elimi hiç bırakmadı, bırakmayacak hissediyorum. "Bu bizim birbirimize sözümüz" diyerek parmağıma taktığı yüzükten biliyorum. Diğer eşinde adımın yazılı olduğu yüzükten. Babama güvendiğim kadar güveniyorum. Babamdan daha çok güveniyorum hatta. Biliyorum evleneceğiz. Düşlerimiz gerçek olacak. Birlikte ekeceğiz bahçemize çiçeklerimizi.

Sözümüzü parmağıma, aşkını dudaklarıma mühürlediğnde hissettim daha fazla kaçamayacağımı. Ne ondan ne kendimden. Kaçamazdım. Kaçarsam benden gider miydi. Benim veremediklerimi başkasında arar mıydı. Sonuçta erkek değil miydi. Belki zaaflarına yenik düşebilirdi. Ya ben. Ben de en az O'nun kadar arzu dolu değil miydim. Her dokunuşunda sırılsıklam olmuyor muydu bedenim. O denli hazırdım ki O'nun olmaya. Daha ne kadar duvar örebilirdim. Daha ne kadar bekleyebilirdik. Ne kadar daha arzularımızı dizginleyebilirdik. Beni her öptüğünde başımı döndürmesine, her dokunuşunda içimi titretmesine nasıl engel olabilirdim ki. Her sarılışında bedenimi alev alev saran arzularıma ne kadar karşı koyabilirdim ki. Koyamadım. O da koyamadı. Aşkımıza inancımızdı aslında gözümüzü kör eden. Düşünmedik sonrasını. Düşünmek istemedik dış dünyayı. Sadece bizimdi bu an. Sadece bizim dünyamızdı nefeslerimiz birbirine karışarak soluduğumuz. Sadece bizim gerçeğimiz.
Bizim sandığımız gerçeğin, günün birinde buz gibi karşımıza çıkacağını görmek istemedik. Oysa görmeliydik. Tüm kasvetiyle ruhumuzu yaralayacak yaşamı, vicdanımıza hapsedeceğimiz yalanlarımızı, bu yalanlarla aslında sadece kendimizi kandıracağımızı, veremeyeceğimiz hesaplarımızı görmeliydik. Kimselerle değil, kendimizle hesaplaşmak zorunda kaldığımızda, kimselere değil, sadece kendimize borçlu kalacağımızı.
İşte başlıyordu. Önce reglimin gecikmesinden korktum. Korunmuştuk oysa. Korunduğumuzu sanmıştık belki de. Ne kadar öğrenebilmiştik ki korunma yollarını. Hatta düşünmüş müydük en iyi nasıl korunacağımızı. Bildiklerimiz ne kadar yeterliydi. İşte başlıyordu cevapsız ve cevabı tatmin etmeyen sorular. Daha zamanımız vardı evlenmek için. Daha okulumuz bitecekti. Daha kariyer planlarımız vardı. "Yok yok, mümkün değil" diye kandırmaya çalışırken kendimi, elimdeki idrar testinden korkmaya başladım bu kez. En sevdiğim renklerden birinin beni bu kadar çaresiz bırakacağını bilmeden. O rengin beni soğuk bir odada, soğuk kanlılıkla, kanlar içerisinde bırakacak olmasından. Sonrasında yaşayacağımız hüzünden, suçluluk duygusundan, utanç hissinden. Bunların üstesinden nasıl geleceğimizden. Diğer ihtimallerden daha çok korktum sonra. Beni yüzüstü bırakıp çekip gitmesinden. Çok güvendiğim halde beni kullanmış olmasından. O'nun da benim kadar çok korkmasından. Ayrılmasak da sadece bu durum yüzünden beni sahiplenecek olmasından. Okullarımızı bitiremeden evlenmek zorunda kalacağımızdan. Annemin dizinin dibinden ayrılamazken anne olmaktan. Elbette çocuk değildim ama, çocuk yapacak yaşta da değildim ki. Ya O. Baba olmaya ne kadar hazır olabilirdi ki. Hangi meslek, hangi işle besleyebilecekti bizi. Ya ailelerimiz. Nasıl kabul edeceklerdi, nasıl açıklayabilirdik ki. İşte başlıyordu beynimi kemiren "acaba" lar, "ya" ile başlayan ve sonu gelmeyen şüpheler.
Mutluluğumun, heyecanlarımın, heveslerimin yerini kaygılar, düşlerimin yerini şimdi koskoca bir kabus alıyordu.
Neden? Bir anlık zevk uğruna mı? Aşkımızı arzularımızla taçlandırdığımız için mi? Sevginin o doyum olmaz güzelliğiyle doruklara ulaştığımız için mi yoksa? Bilinçsizce ve acemice davrandığımız için mi? Doğru korunma yöntemlerini öğrenemediğimiz için mi? Sağlıklı bir tedbir alamadığımız için mi? Daha vakit varken, vakti daralttığımız için mi? Yaşamın, yarın bize neler getirebileceğinin hesabını doğru yapamadığımız için mi? Hangisi?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar