Sorsak, hemen hemen herkes ölümsüzlüğü ister.
Ölümsüzlük onlar için bir lütuftur. Halbuki ölümsüzlüğün yükünü kaldırabilecek bir insan neredeyse yoktur.
Bugün ölümsüzlüğün mümkün olduğunu varsayalım. Dünya yok olana kadar yaşayacaksınız. Belki bir gün, belki milyarlarca yıl. Belkide daha fazla. Ölümsüz olduğunuz için dilediğiniz gibi yaşayabileceksiniz, dilediğiniz gibi bir hayat sürebileceksiniz. Sizin için tehlike arzeden hiç birşey yok yeryüzünde. Sonsuza dek yaşayacaksınız. Ne kadar hoş değil mi ?
Artık ölümsüzsünüz, istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Filmlerdeki gibi dünyayı ele geçirebilirsiniz. Sınırsız zevkler, sınırsız bir hayat, sınırsız bir kaynak sizin artık. Elinizdeki güç ile yapamayacağınız şey yok hayatta.
Peki hiç şu açıdan baktınız mı ?
Ölümsüzlüğün lanet olduğunu düşündünüz mü hiç ?
Sonsuza dek yaşamak, aslında bir lütuf değildir, lanettir bir bakıma. Çünkü bahsettiğim gibi, ölümsüzlüğün yükünü kaldıracak insan neredeyse yoktur dünyada. Ağırdır, hemde hayatta sizi en kötü hale sokabilecek en büyük lanettir ölümsüzlük denen olgu.
En başta ailenizi kaybedeceksiniz. Onların acısıyla yaşayacaksınız. Bir zaman sonra eskisi kadar yanmayacak canınız, ama bir yanınız hep eksik kalacak. Ardından akrabalarınız ve diğer sevdikleriniz girecek araya, onlarıda kaybedeceksiniz. Hepsini unutmasanızda, tek tek hissetmemeye başlayacaksınız onları. Eskisi kadar canınızı yakmayacak. Yalnız kalacaksınız, sonra yeni insanlar tanıyacaksınız. Yeni bir mutluluk ışığı doğacak sizler için. Tam mutlu olacaksınız ve onuda kaybedeceksiniz. Sonra anlayacaksınız. Ölümsüzlüğün bir lütuf değil, bir lanet olduğunu anlayacaksınız.
Bugün sevgilisinden ayrılıpta intihar etmeye kalkan insanlar var bu hayatta. Ve birine aşık olduğu için depresyona giren, her saniye gözyaşıyla gezen insanlar var. Peki bu insanlar ölümsüzlüğün yükünü kaldırabilir mi ?
Tek tek gidecek sevdikleriniz elinizden. Dünyada ne kadar yara alırsa alsın bir insan, kalbindeki en büyük yara sevdiklerini kaybetmek, yalnız kaldığını bilmektir aslında.
Ne insanlar gördüm dağ gibi adam diyebileceğim, hayattaki onca zorluğa göğüs germiş. Bir mezarın üzerine toprak atarken, çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağladılar. Gözlerden akan akan her damla gözyaşını, yüreğinde zerresine kadar hissederek...

Sonra asıl yalnızlığı hissedeceksiniz. Filmlerdeki gibi ölümsüzüm diye gerine gerine gezemeyeceksiniz. Bunu yapabilecek insan sayısı, bu yükü kaldırabilecek insan sayısı çok sınırlıdır hayatta. Ve kaldıranlar dahi bunun bir lanet olduğunu düşünerek yaşayacaklardır.
Ardından yemin edeceksiniz bir daha kimseyi sevmeyeceğinize. Sırtımdaki yük ve kamburlar yetti bana diyeceksiniz. Bu beden ölüme karşı koyabilirken, bir insanın acısını daha kaldıramaz diyeceksiniz. Tabi elinizde olmayacak, yeniden seveceksiniz. Hep bir tarafınız eksik, hep bir tarafınız yaralı olduğu için, nasıl olsa bunu daha birçok kez yaşayacağım diyeceğiniz için yenik düşeceksiniz duygularınıza.
İnsan yaşadıkça, yıllandıkça anlar hayatı. Ve zamanla birçok gerçeği görmeye başlar bu hayatta. Birçok acılar tadar, birçok sır gömer kalbine. Ve susar bir zaman sonra.
Kimseyi sevmeyeceksiniz, sevemeyeceksiniz. Kendinizi yalnızlığa mahkum edeceksiniz. Bununlada kalmayacaksınız, susacaksınız zamanla. Belki sayısız savaşlar görecek, sayısız acıları tadacaksınız dünyada. Sayısız zorluklar çekeceksiniz. Sonra yavaş yavaş hissetmemeye başlayacaksınız, alışacaksınız.
Zamanla tek hissedeceğiniz, hep bir yarınızın eksik kaldığı olacak. Yarım kalacaksınız, her zaman buruk kalacaksınız.
Aslında insanoğlunun tarihten bu yana filmlere konu yaptığı, hayal ettiği, birçok çalışma yaptığı ölümsüzlük denen olgu bir lütuf değil lanettir.
Bu yükü taşıyabilecek olanlar için dahi lanettir bu. Onlar ne kadar ayakta dursalara, bunun bir lanet olduğunun farkında olacaklardır.
Unutmayın. Her canlı ölümü tadacaktır.
O yüzden insanoğlu ölümden korkmamalı. Yarın öldüğünde kötü anılmaktan, bu hayatta geriye birşey bırakamamaktan korkmalı. Ölümden değil, yeterince yaşamamış olmaktan korkmalı. Ara arada olsa hatırlanmamaktan, unutulmaktan korkmalı. Bayramdan bayrama mezarını ziyaret edecek kimse yoksa eğer, bundan korkmalı. Ölürken helallik isteyemiyorsa bundan korkmalı insanoğlu. Uzun uzun yaşayıp elden ayaktan düşerek başkalarına muhtaç olmaktan korkmalı. Onurlu bir şekilde ölememekten, bir pislik gibi ölmekten korkmalı.
Çünkü ölüm gerçektir. Ve önemli olan öldükten sonra dahi ara ara anılmaktır, hatırlanmaktır. Ayda yılda bir aklına düştüğünde '' şerefine '' diye kadeh kaldırılıyorsa o insana, bu kadarıda kâfi sanırım.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar