Oysa Ben Mektup Yazmayı Senle Öğrenmiştim, Sen Okuyamadın Bile...

Herkes bu sözü bir yerden duymuştur veya hayatının belli bir döneminde uygulamaya geçirmiştir. "Seni seveni sevmeye çalış" Aslında cümle nettir. Seni seveni,sana değer vereni seversen, ilişkinde yorulmaz, üstüne üstlük daha da değerli olursun. Malesef ben bu sözü hiçbir zaman hayata geçiremedim. Aşk durumlarında beynimi hep çöpe atan, kalbiyle hareket eden biriyim.


Birini çok seviyorsam eğer, beklerim. Süresi önemli değil...


Onunla ilk üniversitenin ilk yıllarında bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım.8 yıl önce okul kantininde sessiz sakin duruşuyla ilgimi çekmişti. Aslında aynı bölümü okuyoruz ama benim arkadaş çevrem farklı olduğu için çokta muhabbet etme gereği duymamıştım. Konuşkan biri değildi, belli ki arkadaş çevreside geniş değildi. Sıradan biri işte. Hayatımın en kötü gününde yanımda destek olabilecek kadar da koca yürekliydi.


4 yıl boyunca sadece Hoca derste ne anlattı?, Hangi sorular çıkar acaba? Hangi konulara çalışsak? soru tiplerinden öteye gitmeyen bir arkadaşlığımız oldu. Belliydi okul bitince birdaha birbirimizi görmeyecek kadar havada bir arkadaşlığımız vardı. Sonradan öğrendim hayatında daha önce kimse olmamış, tek birini sevmiş o da BENİM!


İşte o an beynim beni terk etti ve kalbim "Sevmediğin biriyle hayatta yapamazsın" mesajını iletti. Ve benim hayatımdaki pişmanlıklar başladı.


Aslında sevilesi biriydi. Okul bittikten sonra yokluğunu anlayınca sevdiğimi anladım. Mutlu olmam için varlılığını hissetmem yeterliymiş. Pişmanlıklarım günden güne arttı. Konuşmak istedim, aramak istedim ama önüme engeller koyuldu. Tesadüf eseri çalıştığım şirkette karşılaştık, yöneticimi görmeye gelmiş. Sonra uzun bir süre görmedim. Ama hergün mektup yazdım. İletilmeyen defalarca pişmanlık duyulan ama sahibine ulaşmayan mektuplar. Mektup yazmak benim vazgeçilmezimdi. Hergün onla konuşuyormuşcasına sayfalarca mektuplar yazıp bir kutuda sakladım.


Sonra bir sabah telefonuma tanımadığım bir numaradan mesaj geldi. Babasını kaybetti diye. Çok zor bir süreçti. Her gün elimden geldiğince yanında olmaya çalıştım. Böyle bir acıyı unutması mümkün değildi ama en azından acısına ortak oldum. 6-7 ay sonra beni karşısına alıp, birbirimizin kötü günlerinde yanında oluyorsak, neden bu hayatımızdaki yol arkadaşımız birbirimiz olmuyoruz dedi. Evet mutluydum...


Biliyorum çok sıkıldınız okurken, bundan sonrası şöyle gerçekleşti.


Oysa Ben Mektup Yazmayı Senle Öğrenmiştim. Sen Okuyamadın bile...


Ben, sevgili olduğumuz süre zarfında hergün mektup yazmaya devam ettim. Tabi sahibine iletilmeyen mektuplar. 4 ay içerisinde 2 defa tartıştık. Bu zaman zarfında bana kin beslemeye çalışmış. Ve buluştuğumuz bir gün "dışarda benden çok var, içimizdede uhte kalmadı " diye iki cümle söyleyerek ilişkimizi bitirdi. Beni toprağa gömdü, üstünede kum attı. Küllerimden yeniden doğmaya çalışıyorum, doğamıyorum. Boğazıma düğümlenen şeyi yutkunamıyorum. Hergün boğuluyorum. ve mektup yazmaktan nefret ediyorum. Uzun süre sonra ilk defa kızlarsoruyor' a yazdım. Sıkıldınız biliyorum.


Kısaca size söyleyebileceğim tek şey var . Kendinizi çok seviyorsanız, en az sizin kendinizi sevdiğiniz kadar sizi seven biriyle olun, o kişiyi sevin. İnanın birsey kaybetmezsiniz. Hatta kazancınız daha fazla olur.


Bende elimde sürekli bir mendil, gece gündüz ağlayıp durayım...


Okudunuz için teşekkürler...

Oysa Ben Mektup Yazmayı Senle Öğrenmiştim, Sen Okuyamadın Bile...
Cevapla