Bana Göre Aşk...

İnsanlar aşkı genelde karşı cins üzerinden yorumlar, yahut aşk onlar için Burak, Ceyda, Ceren'dir. Bu çok bedensel ya da yüzeysel bir bir düşünce/bakış. İster 10 kişiye aşık olduğunuzu söyleyiniz, ister tek kişiye aşk ne Burak'tır, ne Ceyda, ne de Ceren.


Bana göre aşk...


Ben aşka o şekil de bakmıyorum. Bu konu da otorite falan değilim, ama...


Daha önce aşkı zaten şu şekil de tanımlamıştım, fakat burada bir konu açmamıştım.


Bence aşk diye tanımlanan şey:tek bir kişiye duyulan sevgi ve cinsel çekim.


Annemizi severiz (istisnalar olabilir) ama cinsel çekim duymayız.


Doğayı severiz, babayı severiz, kardeşi, arkadaşı...


Bana Göre Aşk...


Aşkta ise cinsel çekim vardır, aseksüel aşklar da olabilir, bu bir şey değiştirmez.


Eğer birden fazla kişiye cinsel çekim duyuyor ve seviyorsanız, bu tam olarak aşk değildir.


İnsan sevgisi ile birlikte yönelinen cinsiyete duyulan cinsel çekimdir.


Bana Göre Aşk...


Tabii sevgi yalnız aşk demek değildir, sevgi çok büyük bir kavram.


Bana Göre Aşk...


Sevgi - Büyük bir aşktan sonra başkasını sevebilmek - sevememek konusunda ise...


Ben şöyle düşünürüm: Her şeyden önce, yani Ali'den, Kemal'den, Ebru'dan, Ceyda'dan, Fulya'dan önce insanların kafasında, yahut kalbinde bir ''ruh'' vardır. İstenilendir ''O''.


Bana Göre Aşk...


Ve Yelda, Berk'i sevdiği zaman o ''ruhu'' ona giydirir. İlk aşkta da böyledir, son aşkta da.


Zamanla hayaller geçer, umutlar kırılır, ama ''ruh'' hep kalır. İdealdir ''O''.


Ve idealler kişiden kişiye değişir.


Bana Göre Aşk...


Eğer Yelda, Berk'den vaz geçemiyor ise ve çoktan ilişkileri olanaksızlaşmış ise bu durum saplantıya dönüşmüş demektir. ''Ruh'' bir türlü Berk'in içinden çıkamaz, çıkarılamaz.


Bana Göre Aşk...


Bana Göre Aşk...



Eğer Berk ölmüş ise, ''Ruh'' yoluna başka erkeklerde (kadın da olabilir ve saire) devam eder. ''O'' asla ölmez, belki sonsuza değin bir bedene yapışır, belki de kendisine uygun bir beden bulamaz ve deniz kıyısında yalnız dolaşır.


Bana Göre Aşk...


Tabii Berk'in, Yelda için ölmesi ancak, Yelda'ya ve yaşamına bağlıdır. Yelda'daki insan sevgisine.


Bana Göre Aşk...


Bana Göre Aşk...


Doğa ve hayvan sevgisine diyemem, çünkü onlar yöneliştir, uğraş niteliği taşır. Dinlere yönelişte böyledir. Tanrı'ya duyulan aşk gibi mesela. Bu aşk iki şekilde gerçekleşebilir.


Birinci şekil: İçinde bulunduğu toplumdan umudunu kesmiş, karşı cinsten bıkmış ve insanlara olan güvenini yitirmiş kimselerde gerçekleşecek olandır.


İkinci şekil (ki ben bunu gerçekçi bulmuyorum): Toplumdan edinilen bilgi ve görgü birikimiyle, yani kültür ile insanın yoğrulması ve buna değer yüklemesi sonucunda oluşan sevgidir. Evet, bu da bir aşktır, aseksüeldir. Sonuç olarak ise doğa sevgisinden pekte bir farklılık göstermez.


Bana Göre Aşk...


Bana Göre Aşk...


Fakat insanlar birbirini etkileyebilir, bu yüzden uğraş niteliği taşıyamaz, çünkü hareket vardır ve Yelda o ''ruhun'' aslında Berk'de olmadığını anlar.


Bana Göre Aşk...


Bu Berk'i sevmeyeceği ya da nefret edeceği anlamına gelmez. Yalnızca zaman ile de olsa herkesleşmiştir artık Berk onun için.


Yelda insanları sever. Berk'i de sever. Ama cinsel çekim duymaz. Duyuyor ise bu durum saplantıya dönüşmüş demektir. ''Ruh'' bir türlü Berk'in içinden çıkamaz, çıkarılamaz.


Bana Göre Aşk...


Şimdi Yelda'nın kafasındaki, yahut kalbindeki ''ruhu'' eleştirenler olacaktır, ama o Yelda'nın ''ruhu''. Ve Yelda'nın nasıl bir ''ruh'' düşlediğini bilemeyiz. Öğrenirsek zaten Yelda'yı da tanımış oluruz.

Bana Göre Aşk...
Cevapla