Nişanlımla "Tuhaf" Tanışma Hikayem

Teşekkür ederek yaşadığım tuhaf anıyı anlatmaya başlıyorum. Biraz dramatize ettim ve düzenledim hafifte içimde bir yazar olma şeysi uyandı umarım beğenirsiniz :D :) Gizli olarak paylaşıcam çünkü sahtesin yalancısın mesajı görmek istemiyorum


Bu olay başıma yaklaşık bir sene önce geldi. Aralık ayındaydık. Kayseri'ye amcamların yanına gitmiştim. Amcamın eşi hamileydi yardım etmek ve daha iyi hissetmek isteklerimi bahane olarak gösterek bir haftalığına Kayseri'ye gittim.

O gün fırtına, kar ya da yağmur yoktu. Buz kestiren bir ayaz vardı. O soğuk rüzgar teninize bir değse adeta yakıp geçiyordu. Gece saat 1.30 civarı rüzgarın çıkardığı seslerden uyuyamıyorum. İçimde hem huzursuzluk hem de uykusuzluk var ve ikiside beni yakıp geçiyor. Kombi sonuna kadar yansanda ben donuyorum ve yorganıma sıkıca sarılıyorum. Uyuyan kuzenime bakıyorum. Telefonuma bakıyorum. Yok, zaman geçmiyor. Sonra bir ara gözlerim kapandı. Uykum endişeme ağır bastı. Sonra zil çaldı. İşte şimdi daha çok korkuyorum. İliklerime kadar terliyorum korkudan. Amcam apar topar kalkıp diyafona basıyor o da korkuyor çok belli

"Kim o?"

Çok zaman geçmiyor titreyen ve çaresiz bir erkek sesiyle diyafondan sesler geliyor

"Lütfen, bana yardım edin!"


Daha fazla dayanamayıp amcamın yanına çıkıyorum. Ne oluyor diye soracakken amcam işaret parmağıyla beni susturuyor. Ve tekrar diyafona basıyor
"Oğlum, kimsin gece gece hayırdır? Kimi aradın?"
Tekrar o cılız ses geliyor diyafondan
"Yalvarırım yardım edin! Donuyorum."
Anlam veremiyorum korkuyorum terliyorum. Gözlerim doluyor içim acıyor. Amcamı izliyorum, dayanamayıp montunu giyiyor tam aşağı inecekken yengem çıkıyor.
"Dur gitme" diyor o da şaşkın "gitme! Ya silahlıysa ya hırsızsa?! Gitme"
Amcam çoktan merdivenlerin yarısına gelmiş. Amcam aşağı iniyor. Hemen odama girip camı açıyorum. Soğuk yüzüme vurduğu an canım yanıyor. Ayak ucumdaki battaniyeyi sırtıma sarıp aşağı sarkıyorum. Aşağıdaki çelimsiz, adeta tir tir titreyen oğlana bakıyorum. Yine içimden bir şeyler kopuyor, aynı abime benziyor diyorum gözlerim yaşlarla doluyor ama ağlamıyorum. Amcam soğuğu yiyince benim gibi şaşkına dönüyor. Montuna daha sıkı sarılıyor. Oğlanın karşına geçiyor
"Hayırdır oğlum, evsiz misin? Kimsen yok mu?"
Çocuk neredeyse ağlayacak hıçkırmaya başlıyor.
"Abi ne olur bana yardım et! Evime gidemiyorum"
"Dur oğlum, anlat bakalım nedir bu halin?"
"Abi evime gidemiyorum, annem merak etmiştir (gece) 12'den beri dışarıdayım. Evime giden yolda bir sürü köpek var kurt var. Saldırırlar diye korkuyorum, nolur yardım et abi, polisi ara beni eve bıraksınlar. Çok üşüdüm abi dondum abi! Nolur abi para istiyorsan vereyim. Vallaha annem çok korkmuştur abi!"


Ben hiç böyle bir yalvarma görmedim Ya Rabbim! Ağlamaya başlıyorumki gözyaşım sel oluyor. Aşağıdaki amcam duymasın diye ağzımı battaniyeyle kapatıyorum.
Amcam da şaşkın. Telefonunu çıkarıyor. Polisi arıyor hemen, o sırada kuzenim uyanıyor ve amcamın polise ne dediğini duyamıyorum.
"Abla! İçeriyi buz gibi etmişsin! Kapat şu camı ne oluyor Allah aşkına!"
"Şşşt!" diye kızıyorum ona "yok bir şey sen yat bakayım"
Karanlıkta ağladığımı görmüyor diye şükrediyorum. Sonra tekrar aşağı bakıyorum amcam yok, oğlan iki büklüm olmuş başını ellerinin arasına almış ağlıyor veya dua ediyor, duymuyorum. Hemen odadan çıkıp amcamı kapıda karşılıyorum.


"Amca ne oluyor?!" Amcam korktuğumu sanıp bana sarılıyor


"Korkma kızım bir şey yok"


Aşağıdaki oğlanı anlatıyor.


"Neden kendi aramıyor polisi?"


"Telefonunu çaldırmış, cüzdanını çaldırmış. Babanı arayayım numarasını ver dedim, babası şehir dışındaymış. Anneni arayayım dedim, yok arama annem nasıl gelsin o yoldan çıkmasın dışarıya dedi. Bilmiyorumki nedir bu hali. Polisi aradım, birazdan gelirler burada bekle dedim."


Korkarak ağzımdan çıkacak kelimeleri seçmeye başladım;


"Amca, yukarı çıksa? Olmaz mı?"


Amcam kaşlarını çatıp bana bakıyor


"Yok artık kızım saçmalama sende! Elin adamını ben ne diye evime alayım?!"


Amcamlar odalarına gidiyor, ışıklar sönüyor ben bu sefer sadece boyun genişliğimde açıyorum pencereyi ve başlıyorum aşağıdakini izlemeye, dakikalar geçiyor polis filan yok, artık yüzümüde hissetmiyorum. Sonra birkaç blok ötesinde mavi-kırmızı polis ışıklarını görüyorum. Ama çocuk çoktan sızmış. Polislerde bu soğukta yardım etmeye pek hevesliler ki hiç sormayın(!) Oğlan kalkıp acı feryatlar ediyor polis arabasını görünce


"Abi! Buradayım! Bekleyin"


Olanları bir tek ben görüyorum saat 2 oldu. Polisler o çocuğu gördükleri halde bırakıp gidiyorlar. Çocuğun çaresizce dizlerini kırıp asfalta düştüğünü görüyorum. Sinirleniyorum, gözlerim alev topu adeta. Camı kapatıyorum hemen, amcamlar duymasın diye onların odasına yakın tüm kapıları kapatıyorum. Arada bir cama koşuyorum oğlan hala yerde "öldü!" diyorum kendime "yetişemedim! Öldü! Benim yüzümden öldü!" Tekrar odama giriyorum az önce beni saran sıcacık yün battaniyeyi kucaklayıp aşağı iniyorum. Korkuyorum, yerde yatan bu yabancıyı bırakıp gitmeli mi? Yoksa yardım mı etmeli? Aklımca kendime gaz da veriyorum



"Hadi kızım, yakışır mı bir çaresizi sokakta bırakamak sana!?"



Yanına gidip eğiliyorum pijamamın altındaki bacaklarım donuyor o an. Battaniyeyi sarıyorum ona sıkıca, o an gözlerimiz buluşuyor. Gözleri morarmış ama soğuktan değil dövmüşler. Ölmedi diye seviniyorken soruyorum kendime "ya şimdi?"


"Kalk" diyorum hiç tereddütsüz "Kalk hadi"


Sendeliyor, kalkamıyor bacakları uyuştu herhalde. Kolunun altından destek oluyorum. Kaldırıyorum onu yürütüyorum, merdivenlere kadar sesi çıkmıyor sonra atılıyor birden


"Nereye götürüyorsun beni?"


"Sus, duyacaklar şimdi!"


O andan sonra bir daha ağızını açmıyor, 4.kata çıkıyoruz birlikte basamaklar beni yıpratıyor hem onu hem kendimi taşıyorum. Bazen uyuyacak gibi oluyor "uyursan ölürsün" repliği çınlıyor kulaklarımda bir şeyler saçmalıyorum uyumasın diye.


"Kaçlısın sen? Adın ne? Buralı mısın?" soluk soluğa konuşuyoruz bazen nefesimiz kesiliyor, sonunda kapıyı görüyorum onu içeri alıyorum. Odamın ışığını yakıp yatağıma çıkarıyorum onu bir halta yaramamış kabanını da çıkarmıyorum. Yorganımı da örtüyorum üzerine. Kuzenimin altından sıcak su torbalarını çekip çıkarıyorum onun her yanına koyuyorum torbaları.


Onu sakinleştiriyorum


"Tamam, bak şimdi uyu tamam mı? İyi olacaksın..."


İki saat kadar izliyorum onu. Vücut ısısını kontrol ediyorum. Yanıyor. Gidip mutfakta bulduğum bezleri ıslatıyorum. Musluktan akan su buz gibi. Yorganı hafifçe açıyorum onu sardığım battaniyeyi çıkarıyorum. Kabanını çıkarıyorum. Çokta çelimisiz değil ama yinede korkunç görünüyor gözüme. Alıştıra alıştıra bezleri koyuyorum alnına kollarına hafif sesler çıkarıyor, gözlerini sıkıyor. Sonra gidip bir sandalyeye oturuyorum. Ne halt yediğimde yeni yeni geliyor aklıma. Bir yabancı erkeği eve almak. Kuzenimin odasına, amcamın evine, ya uyanınca bana birşeyler yaparsa, kuzenime zarar verirse, evi soyarsa? Binbir düşünce aklımda güneşin doğduğunu görüyorum. Ah salak kafam diyorum ne b*k yiyorsun kendi kendine?! Sonra sandalyeye yaslanıyorum ve gözlerimi ayık kalmaya ikna edemiyorum.


Uyanınca onu yatakta göremiyorum ve yüreğim ağzıma geliyor. Sonra bakıyorumki yerdeki kabanını giyiyor. Onu izlediğimin farkına varıp bana dönüyor. Utanıyorum, yüzüm kızarıyor. Dizleri çamurlu pijamalarım ve darmadağınık saçlarımla ne kadar berbat görünüyorumdur kim bilir?


Doğrudan yüzüme bakıp


"Nasıl teşekkür edebilirim sana?" diyor çok mahçup.


"Önemli değil"


"Hayır, gerçekten hayatımı kurtardın, ölebilirdim."


"Ben... Önemli değil, şimdi daha iyi misin?" ne diyeceğimi bilmiyorum ama ödüm kopuyor amcam, kuzenim uyanırsa diye çok korkuyorum


"İyiyim, neyse yine teşekkür ederim, adını söyler misin bana?"


İsmimi söylüyorum. O da kendi ismini söylüyor sonra gidiyor.


Bir iki gün sonra telefonum çalıyor , adımla hitap ediyor bir yerlerde buluşmaya ikna ediyor beni ve ailesiyle tanışmış olarak buluyorum kendimi. Yüzü ışıldıyor beni onlara tanıtırken "Beni kurtardı, az daha ölecektim!" diyor küçük anımızı anlatırken. Annesi kocaman sarılıyor bana ve beni her gördüğünde "Allah senden razı olsun kızım" diyor. Aylar sonra çıkmaya başlıyoruz sonrada nişan zaten.


:) Bu bizim küçük sırrımız her ne kadar nasıl tanıştınız sorusuna her seferinde farklı yanıt versekte en doğrusu budur.


(Yalanlayacak arkadaşlara hiçbir şey söylemiyorum )


Başta belirttiğim gibi yazı yazmak hoşuma gitti :) Bu yazımdaki her şey kelimesi kelimesine gerçek değil düzenledim fakat ekleme yapmadım. Düzenleme sebebim ise amcamın şiveli ve bozuk konuşması örneğin


Hayırdır yeğenim, bu soohta ne işiğn var gece vahtı buralarda gibi


Vallah bende bilmiyomki nörüyor bu soohta geberip gitmese bari gibi gibi :)


Nişanlımla


Kim olduğum belki anlaşıldı ama olsun yinede gizli paylaşayım ben :)


iyi akşamlar :)

Nişanlımla "Tuhaf" Tanışma Hikayem
Cevapla