Yeri geliyor geciken otobüsü bile beklemiyoruz bazen de o hayatımıza gelip girecek olan özel insanı bekliyoruz. William Shakespeare'in 'Beklemek Cehennemdir' adlı kitabını okudum bugün. Aklıma takıldı uzun uzadıya kafa patlattım bu konuya. Sahi nedir hiç gelmeyecek birisini beklemek hiç düşündünüz mü? Bir ümit midir sadece yoksa hayal kırıklıklarına gebe bilinçaltı kontrolsüzlüğü mü? İnsan hep bir şeyleri ümit ederek yaşar. Kendini kandırır sonunda üzülür ama asla vazgeçmez. Güçlü mü kılar bu bizi yoksa zayıf bir hale mi getirir bilinmez lakin içimizi burktuğu kesindir. Nasıl bir histir hiç gelmeyecek birisini beklemek?

Hiç gelmeyeceğini bilsen de beklersin bir ümitle. İğrenç bir durumdur.

Kendimizi kandırmayı da pek bir severiz. Ütopik evrenimizde kendimize bir senaryo yazarız ve gelmeyecek olan insanı da başrolü paylaşmak üzere buraya ekleriz. Gelmez gelmeyecek de ama biz beklemeye devam ederiz. Beklemek umuttur çünkü. Umut ettikçe var olmaya devam eder insan. Yine de fazla kaptırmayın kendinizi gelmediği gerçeğiyle er ya da geç yüzleşeceksiniz. O zaman da aşırı üzüleceksiniz.
Ömürden ömür çalmaktır ama gelirse de ömre ömür katılır.

Beklemekten ciğeriniz solar hayata küsersiniz. Gelmeyecek diye şartlanırsınız bir süre sonra. Günler ayları aylar yılları kovalar durur. Olur ya beklediğiniz o hayalini kurduğunuz insan çıkagelir karşınıza. Beklentilerinizi yaşamış olmanın mutluluğu tüm ruhunuzu sarar.
Belki sadece fiziksel olarak gelmeyecek birini beklemek. Belki zaten manen hep yanında o...

Biz sadece ulaşabileceklerimizi beklemeyiz bazen. Kimi zaman da artık yanımızda yakınımızda olmayan ama her daim bizimleymişçesine olanları da bekleriz özlemle. Manen hep yanımızdalardır göremesek de duyamasak da. Önemli olan hissetmektir.
Beklenen öyle bir uzağa, öyle ulaşılmaz bir uzaklığa gitmiştir ki, beklesen de duramazsın olduğun yerde!

Bekle bekle nereye kadar. Zaman geçtikçe tükeniyoruz hissiyatımız da kalmıyor artık. Hiç gelemeyecekse zaten beklemenin ne anlamı var ki öyle değil mi? Hem hayat da devam ediyor. Sürekli aynı yerde durup bekleyemezsin. İllaki değişeceksin bir şekilde.
Gitmeyeceğin bir yerlerde tanımadığın kimselerin seni beklemesi durumuyla benzeş bir durum.

Düşünün ki hayatınızda hiç gidip görmeyeceğiniz tanışmayacağınız insanlar sizi bekliyor. İhtimalin bile çok düşük olduğu böylesine bir bekleyişten bahsediyoruz işte. Olanağı yok tamamen bir bilinmezlik. Sadece hissetmekle olmuyor gerçeklilik payı da olması lazım.
Çok sevdiğimiz insanları kaybettikten sonra yaşanan acı durum.

Ölen birini ya da içinizde öldürdüğünüz birini beklemekten bahsediyorum. Bileti tek gidiş olarak almış bir kişiyi beklemek de epey derinden yaralar insanı. Onunla geçirdiğiniz güzel günleri düşünürsünüz sadece. Düşündükçe de beklemeye sanki çıkıp geri gelecekmiş gibi hissiyatlara kapılırsınız. Hiç mi beklemedin kalbinde öldürdüğün eski sevgilini bir gün olur da geri döner diye?
Birinin geleceğine inanırsan, geleceği gibi akıl almaz bir duyguya kapılırsın.

Olaylara kendini şartlama gereklilik durumuna getirme halidir bu. Kendinizi ne kadar çok inandırırsanız o kadar çok beklentiye girersiniz. Öyle ki gerçekleşmese bile sizin inancınızda o hep var olacaktır.
Geldiği zaman çok geç olacağı kaygısını kan gibi damarlarınıza işleyen birisini beklemektir.

Beklediğinize değmez bazen. Mutlu olacağınız zaman gelmeyen o kişi tam da her şeyden vazgeçmişken gelir. O zaman vakit artık çok geçtir. İş işten geçmiştir değmez, acıtır. Her şey zamanında güzeldir. Beklerken tüm duygularınızı günden güne öldürürsünüz. Sonra gelse ne olur? Ruhtan farkınız mı kaldı artık...
Her gün geriye, daha geriye dönmektir.

Her gün kendine eski acıları tazeleyip çektirmektir. İnsanın kendini bitiren bu sonsuz döngüye kendini teslim etmesidir ki, içinden çıkılmaz hasarlara sebep olabilir.
Acı çektirir insana. Akıl ve duygular farklı çalışır her zamanki gibi.

Gelmeyeceğini sen de biliyorsun bal gibi ama beynin bunu desteklerken kalbin hiç taviz vermiyor. Akıl ve mantığın savaşı bir kez daha devreye giriyor. Yapma etme ortak yolu bulmalısın. Yok ama bu acı çekilecek aklın o zaman başına gelecek sen bilirsin. Koordine edemediğimiz duygular stabil bir şekilde ilerleyemiyor ne yazık ki.
Beklemek cehennemdir der Shakespeare...

"Beklemek cehennemdir. Ama beklerim seni. İyi kötü demeden suçlamadan keyfini. İyi bilirsin, benim aşk düşkünü yüreğim için en gü-zel, en değerli mücevher sensin. Senin karan en güzel kara benim kafamda. Yüreğinizden vurdular sizi, ruhunuzun yarısı uçup gitti elden." William Shakespeare
Hiç gelmeyecek birini beklemek, insana farklı duygular verebilir.

Eğer kişi daha önce geldiyse, sonra gittiyse ve artık hiç gelmeyecekse, biz de bundan eminsek, ağır ve soğuk bir duygudur, insana olmadık yerlerde teselli aratır. Ama şimdiye dek hiç gelmemiş biri söz konusuysa ve hiç gelmeyeceğinden emin değilsek, sadece öyle tahmin ediyorsak, nispeten umutlu bir duygudur.
Hiç gelip gitmemiş olması belki gelip de gitmiş olmasından daha iyidir, belki gelir, ve hiç gitmemeye karar verir. Bu umut insanı ölene kadar bekletir. Ancak umut kırılırsa, bu duygu uzun yıllar sonra eskir, kişi artık beklenin gelmeyeceğine ikna olursa bu da ilk kategorideki ağır ve soğuk duyguya dönüşür, insana kendini kısmen de olsa değersiz hissettirir.
Ama değil mi ki ifadenin içinde beklemek var, demek umudumuz kırılmamış hala, demek hala umut edecek kadar seviyoruz bir şeyleri, birilerini. Beklenir o halde daha uzun yıllar, sadece umudun hatırı için bile olsa.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar