Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi

Sevgili okur; kırmızı zarfların hikayesini bilir misin?

Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi

Ben bilmiyorum, zamanında hoşuma gitmiş almışım sonradan bir gelenek olacağını bilemeden.

Üç kırmızı bir mavi dolu dolu zarf ve yirmi sekiz tane günce; hayatımın bu evresine kadar anlatan dokümanlar; ancak bugün sadece zarflardan bahsetmek istiyorum sizlere ve baştan uyarayım

bu "Bence" biraz şahsi!

Yazıyı hala okumaya devam ediyorsan bu kısımda benim hakkımda bilmen gereken iki şey var, birincisi duygularımı dış dünyada yaşarım, küçük şeylerden mutlu olurum mutlu olduğumda da bunu tüm çevrem bilir çünkü insana mutluluk veren kahkahalarım vardır (ve kabul kulakları da acıtabilir bazen)

Mutsuzlukta ise ruhlar aleminde gezinen bir paçavrayımdır; yokumdur o ortamda ve hissedilir mutsuzluğum buram buram lakin öfkem, nefretim ya da kinim hissedilmez. Aslında bunlar çok nadir olan şeylerdir, bu nedenle görül(e)mez. Çünkü var olmamışlardır.

Peki nereye gider günümüzün kin dolu dünyasında bu acı duygular?

Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi

Güncelere elbet, tek bir kişiye özelse de mektuplara.

Hiç teslim edilmeyecek mektuplara gider acılar; mutluluklar da gider bazen bu mektuplara; şiirler ve hatta masallar da girer bu mektupların arasına.

Önemli olan o kişi için olmasıdır tüm bunların... Aslında duygularını çok da iyi ifade edemeyen ya da etmekten çekinen ben, kişisel ilişkilerimi bu mektuplarla yaşarım; yüzümde aptalca bir gülümseme ile karalarım bazen bu mektupları bazen de gözyaşlarımla sular, dolma kalemin mürekkebinin kağıt üzerinde dağılışını izlerim.

Sonuçta bir şahsa hitap etse de bu mektuplar aslında sahipsizdirler. Gidecek yerleri yoktur benden başka.

Benimdir onlar, benim çocuklarım, benim duygularımdır. İçlerine yazılan hikayeler, masallar yazdığım eserleri topladığım topluluk içinde yer almaz; gitmese de o mektuplar, hiçbir zaman yazılan kişiye ulaşmayacak olsa da onlara hitaben yazılmıştır bu nedenle kalır içlerinde. Dış dünyaya açılamazlar diğer yazılarım gibi blogda paylaşılamazlar.

Şahsidir onlar, kişiye özeldir; özel kişisine hiç gitmeyecek olsa da.

Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi

Üç kırmızı zarf, hayatıma girmiş ve bana bir şeyler katmış üç erkek; toplamda yazılmış ama ulaştırılmamış doksan altı mektup daha en başta hiçbir zaman sahiplerine ulaşmamak üzere kaleme alınmış; genelde dolma kalemle olmadığı zamanda da tükenmezle devam edilmiş; uğruna yazılan hikayeler ve masallar toplanmış ve konmuş önce poşet dosyalara bir gün kırmızı zarflara girmemesi umularak ama umut bu ya, olmamış bitmiş ilişki konmuş kırmızı zarflara ilişkiyi hatırlatan tüm detaylar; beraberken toplanılan papatyalar serpiştirilmiş özenle zarfın içine canlı gül parçaları konulmuş bitmesine hiç de hazır olunmayan bir ilişkiye ithafen metafor olarak, beraberken en çok dinlenilen şarkıların notaları çıkarılmış ve daha niceleri.

Hepsi toplanınca da kapatılmış kırmızı zarflar özenle. Mumla da mühürlenmiş ve kaldırılmış evin bodrumunun bir köşesindeki eskimiş kutuya.

Aslında size başta yalan söylenilmiş benim tarafımdan.

Daha en başta

Zarflar bilerek seçilmiş kırmızı

Kalp yarasına ithafen,

Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi
Onlar birbirlerinden nefret ederlerdi tanışsalardı ama bu kalsın böyle :)

Peki, benim için bu kadar şahsi bir yazıyı neden kaleme aldım?

Bunun net bir cevabı yok; ancak beni buna iten ilk sebep eve gidip üçüncü zarfı mühürlemem oldu. Sonunu en çok merak ettiğim zarftı, aylarca bekledi kapatılmayı ve eve gittiğimde nihayet mühürleyebildim bal mumumla. Sonsuza kadar açık kalamazdı sonuçta...

Son olarak;

Zarflar üzerinde isim yazmaz, sadece bittiğinde kaç yaşında olduğum ve o kişiye deliler gibi aşık olduğumda onu nasıl tanımladığım yazar bir de toplam mektup sayısı. Bu kadardır tüm bilgiler, bazen karıştırılır zarflar mühür açılmadan. Üstündeki kelimeler okunur ve eski anılara geri dönülüp gülümsenir. Amacı da budur kırmızı zarfların, biten ilişkileri salt mutsuzlukla anarak mutlu olduğun zamanların unutulmamasıdır.

Şüphesiz böylesi daha sağlıklıdır, kalın sağlıcakla

Kırmızı Zarfların Hikayesi ya da Bir Ergenin Aşk Güncesi
Cevapla