Hayatımızda belki de en önemli duygulardan birisi olan aşk, geçmişimizi unutturmuyor ve kalbimizi paramparça ederek hayatımızı zehir ediyor. Ya aşk matematik problemleri gibiyse...

Sevginin maliyeti ne kadar yüksek olursa o kadar kaybedersin!
Aşkta en büyük problemlerinden birisi, sevgimizi yüksek tutmaktan kaynaklanıyor. Fazla ilgi vererek karşı tarafı boğmakta ve bir süre sonra uzaklaşmaya doğru gitmektedir. Yani, sevgi ile zarar doğru orantılı iken; kâr ile sevgi ters orantılıdır.

Sevginin Maliyetini %50 aldığımızda zararımız sıfırken, sevginin maliyetini %100 aldığımızda %50 zarar elde edersin. Sevginin risk analizine göre ortalaması almak gerekir. Yani sevildiğin kadar sev mantığıdır. (Partnerinin sana olan sevgisinin oranı+ Senin ona olan sevginin oranı):2 ile hesapladığımızda sevginin ortalaması alıyoruz. Buradan yola çıkarak, ortalama edindiğimiz orana göre sevgiye bir maliyet ekleyerek (0-100) değerini buluyoruz. Sonra, bulduğumuz değerin 100 sayısının %50 sine göre kâr mı yoksa zarar mı elde ettiğini buluyoruz.
Fazla görüşmek, tez ayrılık getirir.

Her gün görüştüğünüz bir insan ile ayda bir görüştüğünüz insan farklıdır. Çünkü, birinde özlem yaşarken diğerinde özlem yaşayamıyorsun. Çünkü sürekli olarak yanında olduğu için önemi kalmıyor. Açıkçası ilişkilerde mesafelerin biraz da olsa sınırlar içerisinde çizmek gerekir. Özlemin ne kadar kıymetli olduğunu mesafelerle anlarsın. Sevginin kutsal olduğunu da hislerinle öğrenirsin.
Aşırı kıskançlık, güvensizlik alarmı veriyor!

İnsan sevdiğini kıskanmalı fakat bir değer doğrultusunda! Sen ortalamanın üstünde bir kıskançlık payı belirlersen, karşı tarafın da bir o kadar bunalma payı artacaktır. Aşırı kıskançlık, partnerine güvenmediğini ortaya çıkarır. Haliyle, aşkta zarar elde edersin.
Beklentilerin yüksek oluşu, sevginin zararını yükseltmektedir.

Gerektiği kadar beklentilerinizi kendinizde maksimum tutarken, partnerinize olan beklentiyi minimum tutmak gerekir. Çünkü, bir süre sonra bazı şeyler gözünüze batacak ve partnerinizin birtakım kişilik özelliklerini değiştirmeye çalışacaksınız. Böylelikle, partneriniz soğuyacaktır. Sevdiğini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeli insan.
Empati, aşkta bulunması gereken bir denklem.

Partnerinizin bir hayatı olduğunu unutmayın. Onu fazla sıkmadan ve anlayışla yaklaşın. Partnerinizin bir işi olabilir veya meşguldur. Hemen kafanıza ayrılık düşüncesi ile aldatma korkusunu yüklemeyin. Zararlı çıkarsınız!
Aşk denklemini sağlam kurun.

Dış görünüşüne aldanıp da sizin hayat tarzına uymayan bir kişiyi sevmeyin. Duygularınızı kontrollü bir şekilde çalıştırmayı deneyin. Aklınızı tamamen duygularınıza verirseniz, karşılığında kalbinize zarar verecektir. En önemli nokta partnerinizin hayat tarzı size ne kadar yakın?
İlişkinizin bir adı olmalı.

Başlanmış bir ilişki içerisinde x ve y bilinmeyenleri birbirlerini bulamazsa, bu aşkın sonu belirsizdir. O yüzden her iki tarafta bu ilişkinin bilincinde olmalıdır.
Başka kişilerle kıyaslama yapmayın ve aranıza 3.kişilerin girmesine izin vermeyin!

Hayatta en büyük sorunlardan birisi elalem dediğimiz birtakım çevredir. Çevreye göre değil, aşkınıza göre bir hayat çizin. Başkalarının düşüncelerini takarak kendi hayatınızı yönlendirilmesine izin vermeyin. Aynı şekilde, ilişkilerinizde mümkün olduğunca onu, eski sevgilinizle kıyaslamayı bırakın. Ya olduğu gibi seversin ya da yalnızlığınla kalırsın bu hayatta.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar