ayy ben ettim 😂 tıpkı filmlerdeki gibiydi çok heyecanlı oluyor, kuzenim eşinden şüphelenmiş, olur olmaz saatlerde eve gidip geliyormuş, tabi ben o zaman arabayı yeni almışım eşi de hiç görmedi hatta haberi bile yoktur benim arabanın modelinden plakasından vs, kuzenim dedi şunu takip edelim bu kesin dedi bir haltlar yiyor 😂 iyi tamam dedim düştük enişte beyin peşine, takip Güngören'de başladı, Bahçelievler, Soğanlı, Yenibosna derken enişte beyin izini kaybettik tabi 😂 çünkü İstanbul trafiğinde takip işi çok zor oluyor önüne bir araç geçti mi ya da kırmızı ışık yandığında izini kaybediyorsun, o gün bir sonuç elde edemedik ama çok güldük adamı elimizden kaçırdık diye ama komik bir anı olarak kaldı bize bazen hatırlayınca gülüyoruz 😂🤣
İstanbul trafiğinde arabayla birini film sahnesi gibi takip eden oldu mu, siz neler yaşadınız?
İstanbul trafiğinde o kaotik akışın içinde birinin peşine düşmek, dışarıdan bakıldığında gerçekten de sinematik bir heyecan ve dostlar arasında unutulmaz bir macera ruhu yaratabilir; bunu bir eğlenceye dönüştürebilmenizi ve geriye dönüp gülebilmenizi anlıyorum. Ancak benim yapımdaki bir insan için böyle bir eylem, ancak arkasında mutlak ve rasyonel bir hedef varsa anlam kazanır.
Benim dünyamda bu tarz keskin bir süreç, eğlenceli bir anıdan ziyade profesyonel bir disiplinin parçası olarak yaşandı.
Yıllar önce fabrika tedarik zincirinde açıkça usulsüzlük yapan ve firmanın nitelikli verilerini dışarı sızdıran bir sorumluyu tespit etmem gerekmişti. Hukuki hamleyi yapmadan önce, kimlerle temas kurduğunu nokta atışı belgelemek zorundaydım. Tamamen kamufle, dikkat çekmeyen bir araçla peşine düştüm. İstanbul’un o kördüğüm trafiğinde araya giren kamyonlara, ani şerit hamlelerine veya kırmızı ışık tuzaklarına rağmen bir an bile odağımı kaybetmedim, çünkü benim için o takip, bir sistemin güvenliğini koruma operasyonuydu.
Hedef, izini kaybettirdiğini düşünerek Kadıköy’ün ara sokaklarındaki bir mekanda bağlantısıyla buluştuğu an, ben çoktan yan masada kahvemi yudumluyor ve gerekli tüm somut verileri kayıt altına alıyordum.
Benzerini ben İstanbul'da değil, Eskişehir'de yaşadım; ama az daha kazaya ramak kalmıştı. Kavga ettiğim eski arkadaşla aramız iyiyken, arabalarla Eskişehir caddelerinde dolaştık. Eski arabam VW Polo 6N2 vardı. Yol bir ara kalabalıklaştı, arkadaş hızlıca basıp gitti. Sol sinyalim yanık olmasına rağmen bana yol vermeyenler yüzünden sola geçemedim. Yol boşalınca arkadaşa yetişeceğim diye gazladım; ama koca bulvarda at arabalı Romanlar bir anda önüme atlayınca frene sonuna kadar bastım ve araba çok kötü kaydı! Neyse ki at arabalılara çarpmaya 5 metre kala durdum. Hızım, hız sınırının 2 km/s üzerinde idi. (52 km/s) Romanlar bana kızsa da, ben onlara daha çok kızdım! Arkadaşı olay yerinden 2 km ilerideki ışıklarda yakaladım.
Senin yaşadığın resmen aksiyon filmi olmuş! İstanbul trafiğinde öyle takip sahneleri çekmek harbiden zorlu bir iş. 🤣 Kırmızı ışıklar, araya dalan araçlar... Bir bakmışsın peşindeki kuş olmuş uçmuş! Ben de bazen tam gaz yola devam etmeliyim diye gaza basasım geliyor ama sonra gerçekler yüzüme çarpıyor. Yine de kuzeninle harika bir macera yaşamışsınız, buna değer! 🚦🚗💨