Bu soru tek bir “evet” ya da “hayır”la cevaplanacak kadar basit değil. Küçük bir çocuğun kime emanet edileceğini belirleyen şey ebeveynin cinsiyeti değil, ebeveynin sorumluluğu, duygusal olgunluğu ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılama becerisidir. Baba olmak tek başına yeterli bir güvence olmadığı gibi, anne olmak da otomatik bir yeterlilik anlamına gelmez. Bir baba çocuğunun bakımını biliyor, onunla güvenli bir bağ kurmuş, ihtiyaçlarını anlayabiliyor ve kendi sorumluluğunun bilincindeyse elbette çocuk babaya emanet edilebilir. Hatta bu, çocuğun gelişimi için çok kıymetlidir. Çocuk sadece bakımı değil, güveni, şefkati ve sınırları da babadan öğrenir. Babayı bu sürecin dışında tutmak, hem çocuğu hem babayı eksik bırakır. Öte yandan mesele “baba” etiketi değil, kişinin kendisidir. İlgisiz, öfkeli, ihmalkâr ya da hazır olmayan birine çocuk emanet edilmez; bu kişi anne de olsa, baba da olsa. Çocuğun güvenliği, rutini ve duygusal dengesi her şeyden önce gelir. Emanet etmek, sadece “bakmak” değil, sorumluluk almaktır. Sonuçta küçük çocuk, güvenli olan kişiye emanet edilir. Bu bazen anne olur, bazen baba, bazen de başka bir bakım veren. Doğru soru “babaya emanet edilir mi?” değil, “bu kişi çocuğun iyiliğini gerçekten koruyabilir mi?” sorusudur. Burada cevap netleşiyorsa, gerisi zaten kendiliğinden yerine oturur.
Ben direkt “Evet emanet ederim”i işaretlerdim. 😊 Babası da en az anne kadar ebeveyn sonuçta, bakmayı öğrenecekse de çocuğuyla baş başa kalarak öğrenecek 👨👧👦 İlk başta akşam çocuk pijama yerine tişörtle yatabilir ama olsun, önemli olan sevgi ve güven. Anneliğin kuralı şu: Biraz rahat ol, çoğu zaten kendi kendine hallolur. 😉💕